PAZARTESİ YAZILARI/ Peygamber Mesleği
Öğretmen -eski tabirler muallim diyelim hiç fark etmez- bildiğim kelimeler içinde ruhumu, benliğimi, şuurumu, fikrimi, ifade gücümü ve kabiliyetimi çepeçevre kuşatmış kelimeler
Öğretmen -eski tabirler muallim diyelim hiç fark etmez- bildiğim kelimeler içinde ruhumu, benliğimi, şuurumu, fikrimi, ifade gücümü ve kabiliyetimi çepeçevre kuşatmış kelimeler
Refik Halid Karay’ın gazetelerin tozlu sayfalarında kalan yazıları “memleket yazıları” alt başlığı ile çeşitli konular etrafında toplanmak suretiyle –benim takip edebildiğim kadarıyla-
Fehim-i Kadim 17. asrın önemli şairlerindendir. Gerek asrında gerekse daha sonraları etkisi devam etmiştir. Genç yaşta vefat etmesine rağmen oldukça hacimli ve mürettep
“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” isimli kitabı –ki buna risale desek daha isabetli olur- hakkında okuduğum tenkitlerden kendisini ismen biliyordum. Haklı ve isabetli tenkitlerde
Behiştî 16. asır şairlerindendir. Onun divanını okuduğunuz vakit hemen dikkatinizi çekiveren şey tenkit özelliği taşıyan şiirlerdir. Bunlar bazen bir gazelin tamamını kaplarken bazen
Necip Fazıl; serkeşlikle başlayan bir hayat, derbeder, alabildiğine dünyalı ve bir kırılma ile geçmişini şiirleri de dahil reddederek yeni bir ses, yeni bir
Güzellik görecelidir, denir ve bu cümleden hareketle güzel, güzellik algısı üzerine düşünceler yazılır. Güzellik algılarının asırlar içindeki değişimi anlatılır ve varsa eğer belgeler
Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın Ey gonce bu cem’iyyeti her dem mi sanursın[1] Ziya Paşa Ey gonca, bir gün gelecek sen
Klasik şair ne söyler? Yahut bütün hepsi aynı şeyleri mi anlatıp durmuştur. Âşık, maşuk ve ağyar üçgeninin içini hepsi aynı hisleri terennüm ederek
Behiştî’nin asıl ismi Ramazan olup Abdulmuhsin isimli bir şahsın oğlu olarak Vize’de dünyaya gelmiştir.[1] Şu beyit Vize doğumlu olduğunda bir şüphe bırakmaz. Felekde