Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın
Ey gonce bu cem’iyyeti her dem mi sanursın[1]
Ziya Paşa
Ey gonca, bir gün gelecek sen de perişan olacaksın, bu cemiyetin her zaman devam edeceğini mi sanıyorsun?
Ziya Paşa, bizdeki klasik tarz hikemî söyleyişin son büyük temsilcisidir desek hata etmiş olmayız. Terkib ve Terci-bentleri çok meşhurdur. Şiirinde lirizmden ziyade hikmet esastır. Esasında Ziya Paşa’nın siyasî hayatının, muhafazakâr duruşunun şiirleri yansıdığı görülür. Malumunuz onun klasik Türk edebiyatı şairlerinin şiirlerinden derlemeler yaparak meydana getirdiği Harâbât (1874) isimli üç ciltlik antolojisi büyük bir hadise teşkil etmiştir. Namık Kemal, tenkit babında Takîb-i Harâbât ve Tâkib’i yazmıştır.
Yukarıda ele alacağımız beyti Ziya Paşa’nın hikemî özellikteki şiirlerine bir örnektir. Gonca; edebiyatta açılmamış olması sebebiyle vahdeti, birliği temsil eder ve gülün açılmamış hali olmasından ötürü beyte alınmıştır. Böylece gonca gençliğin, diriliğin ve tazeliğin remzi olur. İnsan genç iken geleceği, sonrasını veya ölümü pek düşünmez. Delikanlılık dediğimiz dönemde daha havai, daha uçarıdır. Bu halin hiç bitmeyeceği sanılır. Şair de bu durumu “her dem” kelimesiyle karşılar. Gençler daima güzelliğin timsali olmuşlardır. Rivayete göre gonca açılmadan evvel bülbül onun dalına konar ve şakımaya başlarmış. Şair cemiyet ifadesiyle hem güllün etrafına onu sevenlerin toplandığını kast ediyor. Hem de cemiyet kelimesinin toplanma anlamını kast ederek goncanın açılmadığı için çiçek yaprakları ile beraber bir birlik oluşturmasını ifade ediyor.
Gonca, gül olarak açıldığı vakit artık sona doğru gidiş başlamıştır. Çünkü çiçeğin başka bir değişime girme ihtimali yoktur. Gül, zaman içinde solmaya ve yapraklarını dökmeye başlar. Soldukça da kendisine rağbet azalır. Bu durum her gül için aynı sürede olmasa gerek ki şair “bir gün gelecek” diyerek net bir zaman vermiyor. Perişan olmak da dağılmak manasındadır ki gülün yapraklarını kaybetmesini anlatır. Diğer taraftan da sevgiliye sen kendi güzelliğine ve albenine güvenme gün gelecek sen de güzelliğini kaybedeceksin diyor. Şair hem istifham (soru sorma) sanatına hem de tecaül-i ârife (bilip de bilmemezlikten gelme) başvuruyor. Zira her şeyin bir sonu olduğu herkesin malumu olup ayet ile de bildirilmiştir.
Ziya Paşa ne eski şairler gibidir ne de yeniler. Tam aradadır. Tanpınar: “ Ziya Paşa, son büyük mümessillerinden olduğu divan şiirinin her nevʿinde, gerek şekil ve nizamiyle, gerek dil ve hayal unsurlarının bütünüyle, eskinin tam devamı sayılabilecek eser vermiştir.” dedikten sonra da “Onunla edebiyatımıza o zamana kadar tanımadığımız bir nevi felsefî huzursuzluk girer.”[2] diye çıkarımda bulunuyor. Bu sebeple onun şiirlerini farklı çağrışımlarla okumak mümkündür. İşte bu beyitte de böyle bir huzursuzluk var. Eski telakkiye göre goncanın tarumar olması pek kabul edilir bir durum değildir.
Beyti ben onun yaşadığı çağ ile irtibatlandırarak okumak istiyorum. Ziya Paşa, Tanzimat’ı yaşamış, Avrupa’yı görmüş (Terkib-bent’i Avrupa’da yazmıştır.), siyasi hayatı Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinde geçmiş, yıkılma aşamasına gelmiş bir devleti ayakta tutmak için çareler düşünmüş bir siyasidir. Bu beyti imparatorluğun dağılmasına işaret olarak da okuyabiliriz. Kendine çok güvenen Osmanlı dağılma süreci içindeyken dahi halk bunu ciddi olarak hissedememiştir. Asırların getirdiği aşırı öz güven ve her durumda kendini toparlayabilmesi halkı böyle düşünceye itmiş olabilir. Tarık Buğra Küçük Ağa’da biraz da bu şaşkınlığı temele alır. Düşünün bir kere gerileme ve yıkılış süreleri kaç devletim ömründen fazladır. Cemiyet kelimesi de bizi aynı düşünceye sevk ediyor. Goncanın birliği, bütünlüğü temsil etmesini de düşünebiliriz.
Osmanlı toplumu büyük hedeflerle şekillenmiş dünyasında adeta güneşli bir bahar yaşıyordu. Osmanlı toplumu kelimeleri yeni manalar yüklemekte çok mahirdir. Zira remizlerle konuşmak hep makbul olmuştur. Burada şairin goncayı tercih etmesini bu şekilde düşünmek de kabildir. Bütün bu dağılmayı ve düşman istilasını dile getiren Âkif de “Bülbül” şiirinde “Eşin var âşiyanın var baharın var ki beklerdin” demiyor muydu?
[1] Göçgün, Önder, Ziya Paşa’nın Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği, Bütün Şiirleri ve Eserlerinden, Açıklamalı Seçmeler, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
[2] Ahmet Hamdi Tanpınar, 19’uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Çağlayan Kitabevi, İstanbul, 2001, s.312.


Leave feedback about this