Necip Fazıl; serkeşlikle başlayan bir hayat, derbeder, alabildiğine dünyalı ve bir kırılma ile geçmişini şiirleri de dahil reddederek yeni bir ses, yeni bir ruh ve soluk ile adeta yeniden doğan şair. Büyük Doğu’nun yılmaz savunucusu… Şiirde hikmet, şiirde ruh, şiirde vatan ve millet, coşup coşup çağlayan- kardeşleri cömert Nil ve yeşil Tuna’nın hayaliyle- hüzünlü, sırtındaki yükten kıvrılan, son Peygamber’i kılavuz edinen Sakarya; zindanlar onun için çilehane ve necip milletimize armağan bir Necip Fazıl… Kadim zamanın sesi, maziye atılmış ağ, kelimelerin ve dilin hükümdarı… Necip Fazıl işte…
Çile; arayışın, hasretin, düşüncenin, fikir işçiliğinin, Allah ve Peygamber sevgisinin şaha kalktığı; cemiyet, millet, tarih, dil ve kültür ile anne ve vatan aşkının terennüm edildiği; başını bir gayeye satmanın, ideal bir gençlik yaratma şuurunun yansımalarını bizlere veren büyük bir eserdir.
Çile’yi okuyan hakikaten Fazıl’ın bir medeniyet ve kültür adamı olarak seyrini kısmen – almadığı şiirler de kast ederek- takip ederken şairle beraber dolaşır da dolaşır. Kap misali herkes kabının ölçüsünce bir şeyler alır. Çünkü büyük şairlerin hepsi gibi Fazıl da çok vericidir. Onu her okuyuşta “lügatından” ve “İman, ihlās, vecd ve aşk, bunlar birer kelime…/ Kelimeyi boğardım verseler elime…” dediği kelimelerinden mutlaka bir şeyler öğrenir, esrarengiz bir dünyaya dalarsınız. Bu dünyada düşünen bir adamın handikaplarını, geleceğinden huzursuz bir insanın arayışlarını bulursunuz.
Kaplan Hoca; Sefa KAPLAN’ın yapmış olduğu bir röportajda; Yahya Kemal’de huzur olduğunu, onun asrındaki buhranı atlattığını, bizlere de değerlerini bulmuş, milletine inanmış, genel olarak İslamiyet’in büyük bir din olduğunu kabullenmiş, şiire, dostluğa ve sanata inanmış bir insanın var olduğunu söyler. Buna mukabil Necip Fazıl’ın bize yıllarca kendi buhranlarını anlattığını belirtir.[1] Bu doğru bir tespit ama dönem ve şair arasında da bir bağ kurmak gerekir. Ayrıca insanın kendi hayatından, yaşadıkları, gördükleri ve okuduklarından başka bir kaynağı var mı ki? Bana göre Fazıl tam manasıyla 21. Yüzyıl insanının handikaplarını anlatır. Çile isimli eserindeki bölüm başlıkları bile bize bunu anlatır. Bu başlıklar onun arayışlarının, vehimlerinin, hasretlerinin birer göstergesi olmanın yanında hayatın tam kalbinde olan şairin hayatı boyunca yaşadıklarının da bir ifadesidir.
Bu yüzden Fazıl’da daha çok insan var gibi gelir bana. Buna mukabil Beyatlı’da insanı değil de milleti bulursunuz. Onun gözü yaşayan ete kemiğe bürünmüş insanda değil de mazidedir. O maziden hareketle gelecek ile geçmiş arasında bir bağ kurmaya yeni bir düzen ve sistem arasına geçmişi taşımaya çalışır. ( Abdülhak Şinasi Hisar’ın biyografisi ile Yahya Kemal Yaşarken’deki tarih fikri isimli yazıya bakıla, Hilmi Yavuz’un Zaman’daki bir yazısına da) ”Bu sadece onda yoktur aslında Osmanlı bakiyesi olan pek çok şair ve yazarda bu vardır. Bakınız Abdülhak Şinasi HİSAR, Hüseyin Rahmi GÜRPINAR, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Reşat Ekrem KOÇU vs. hatta Ahmet Hamdi TANPINAR taşıyıcı vazifesinde de bulunmuşlardır. Tanpınar’ın meşhur sözünü de hatırlamakta fayda var: “Değişerek gelişmek, gelişerek değişmek.”
Necip Fazıl heceye renk, şekil ve şahlanış veren şairdir. 21. Yüzyılda onun kadar kudretli, onun kadar kelimelere hâkim ve onun kadar çarpıcı ve onun kadar kafiye bulmakta güçlük çekmeyen şair yok gibidir. Kelime onda esrarengiz bir hâle geliverir.
Necip Fazıl bir Allah dostunun feyz verdiği şairdir. Arayışı Allah’ı aramaktır.
Seni aramam için beni uzağa attın!
Âlemi benim, beni kendin için yarattın! (1972) beytinde arayış ve hasretin ifadesi vardır.
Şair hayata bakışı değiştikten sonra bazı şiirlerini eserine almamış kendi malı olduğunu ifade ederek tasarruf hakkının da kendisinde olduğunu söylemiştir. Bu değiştirmenin birkaç farklı boyutu var. Bunları Orhan OKAY biyografisinde ele alıyor.
Dil sevgisi Necip Fazıl’da çok üstün mertebededir. Şair yaşadığı devrin tanığıdır ve ona yönelik düşüncelerini, eleştirilerini bir bir anlatır mısralarında.
Renk renk hâtıralarım, oda oda silindi;
Anne kokan bir Türkçem vardı, o da silindi.
(1983)
Şiirin tarihine bakılırsa şairin dil üzerindeki düşünceleri daima tazeliğini korumuştur. Aslında bu tavır onun aydın şuurunun, dava adamı oluşunun, şiirin neliği hususundaki hassasiyetinin de bir tezahürüdür. Zira şiir baki olandır ve şair yaşadığı devrin tanığıdır.
Necip Fazıl’ın en güzel yanı -kanımca- daima bir arayış ve özlem ifade etmesidir. Onun şiiri çok derinlerden gelen bazen coşan bazen ise su misali sabırla akıp taşı bile delip geçebilen bir çığlıktır. Bu çığlık kudretine göre konuşur. Bu yüzden Orhan Okay Hoca kitabının ismini “Kendi Sesinin Yankısı” olarak koymuştur, diyebiliriz.
Çile ismi ile müsemma bir kitap: bir şairin ızdıraplarını, iki hayatı boyunca şairin çektiği çileyi, üç dünya hayatının geçiciliğini ve imtihan için burada olduğumuzu daima bir arayış içinde bulunmak gerektiğini ifade eder.
Çileye okuyan çileye talip olma yolundadır. Eserin güzel taraflarından biri şiilerin tarihlerinin de verilmiş olmasıdır. Böylece şairin serüvenini kolayca takip edebiliyoruz.
Kırılma noktasından evvelki şiirlerinde anne, ölüm, arayış, dağınıklık ve derbederlik hakim. Yunus şiiri arayışının ifadesi. Yunus onda hocasından önce iz bırakmışa benzer.
Hocasından sonrası yani ikinci dönemkiler coşkun bir arayışın, kabına sığmaz bir ifadenin, cemiyete ve millete dönen bir zihnin tezahürleridir. Şair topluma ve ferde bakar. Orhan Hoca’nın ifade ettiği gibi şair şiirle bağını hiç koparmamıştır. Bu dönem şiirleri mana olarak daha derin, kelimelerin çağrışım alanı daha fazla, tasavvufî ve dini özelliği daha da ağır basan şiirlerdir. Bunlarda yol göstermek isteyen, arayan ve vuslatı arzulayan bir beynin düşünceler ile beraber özlemleri vardır. Buna rağmen şairin her döneminde yaşlılık dönemine ait şiirlere de rastlanır.
Çile şairin hayattan ve davasından uzaklaşmadığının her daim fiillerinin arakasında olduğunun, yılmaz bir dava ve fikir adamı oluşunun göstergesidir.
[1] Mehmet KAPLAN, Günüm Sabah Ezanıyla Başlar, (Röportaj: Sefa KAPLAN), Boğaziçi Dergisi, Aralık, 1982. Sayı:30, s. 6-13.


Leave feedback about this