Seninle
Seninle Seninle gel, bu hıyâbân-ı vahdet-ârâmın İlel-ebed koşalım sebzî-yi zalâmında;
Seninle Seninle gel, bu hıyâbân-ı vahdet-ârâmın İlel-ebed koşalım sebzî-yi zalâmında;
İlel-ebed İlel-ebed.. bu tahayyül verirdi neş’e bana; İlel-ebed onu sevmek,
Zer-rişte “Yaz aşkına dâir” dediniz… işte: Çocukken Gayet afacan bir
Yağmur Küçük, muttarid, muhteriz darbeler Kafeslerde, camlarda pür ihtizâz; Olur
Akşam Sâkin bir akşamın tütuk-i erguvânını Yırtarken ihtiraz ile dest-i
Ufuk ve Hilâl Akşam bütün fürûğ-ı şükûhuyle bir cihân, Bir
Halûk’un Bayramı Baban diyor ki: “Meserret çocukların, yalnız Çocukların
Ramazan Sadakası — Köprü’de — Soğuk, soğuk… acı bir nevha-yî
Balıkçılar— Bugün açız yine evlâdlarım, diyordu peder. Bugün açız yine;
Nesrîn — Şimdi ben doğrusu evvelki çocukluklardan Nâdimim; gönlümü isrâf
Sezâ Garîbtir, ne zaman geçse pîş-i çeşminden Ufukta bir mütemevvic
Hasta Çocuk — Bugün biraz daha râhattı, çok şükür…
Ey Kız! Feyz-i bahârdır deheninden uçan ziyâ : Bekler çiçek
Hayran (*)Sâhil yeşil, eşcâr yeşil… sanki tabîat Vermek dilemiş mevkie
GazeI Takviyet vermekle âdem rişte-yi tedbîrine Düşmemek kâbil mi dehrin
© 2016 Edebice Dergisi.Tüm hakları saklıdır. Web Yazılımcısı:Emre Ece