Balıkçılar

5 Temmuz 2015 0 yorum Tevfik Fikret 350 Görüntüleme

Balıkçılar
— Bugün açız yine evlâdlarım, diyordu peder.
Bugün açız yine; lâkin yarın, ümîd ederim,
Sular biraz daha sâkinleşir.. Ne çâre, kader!
— Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim,

Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta…
                                                   — Olur;
Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
Ninen, baban iki miskin, biz artık ölmeliyiz…
Çocuk düşündü, şikâyetli bir nazarla: — Ya biz.
Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?..
                                                  Hâlâ
Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
Döğerdi sâhili binlerce dalgalar asabî.
— Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme…
Açınca yelkeni, hiç bakma, oynasın varsın;
Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kayd etme,
Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zîrâ
Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!
Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
Kadın gürültüsü neşr eyliyordu ortalığa.
— Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
— O gitmek istedi; “Sen evde kal!” diyor…
                                                      — Ya sakın
O gelmeden ben ölürsem?..
                                     Kadın bu son sözle
Düşündü kaldı; balıkçı ile oğlu yan gözle
Soluk dudaklarının ihtizâz-ı hâsirine
Bakıp sükût ediyorlardı; başlarında uçan
Kazâyı anlatıyorlardı böyle birbirine.
Dışarda fırtına gittikçe pür gazab, cûşân
Bir ihtilâç ile etrâfa ra’şeler vererek
Uğulduyordu…
                    — Yarın yavrucak nasıl gidecek?
Şafak sökerken o yalnız, bir eski tekneciğin
Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
İlerliyordu; deniz ayni şiddetiyle şırak –
Şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
Siyah kaburgasını… Âh açlık, âh ümîd!
Kenarda bir taşın üstünde bir hayâl-i sefîd
Eliyle engini gûyâ işâret eyleyerek
Diyordu : “Haydi, nasîbin o dalgalarda, yürü!”
Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; “Yürümek,
“Nasîbin işte bu!.. Hâlâ gözün kenarda… yürü!”
Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?..
Deniz ufukta, kadın evde muhtazır… ölüyor:
Kenarda üç gecelik bâr-ı intizârıyle.
Bütün felâketinin darbe-yi hasârıyle,
Tehî, kazâ-zede bir tekne karşısında peder
Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikâyetler…
                                      Tevfik Fikret (Rübâb-ı Şikeste)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum