GÜVENLE BAKMAK

22 Mart 2017 1 yorum Denemeler-Makaleler 601 Görüntüleme

anemone-blossom-bloom-white-violet-158248

Saygınlığını kaybeden bir yüzyılın son kalıntıları hâlâ aramızda ya; bu üzünç duruma aldırdığımız yok. Göstergelerin yönelimi pozitife dönünce geleceğe dönük şeylerden konuşmak heyecan verir bir nebze. “Yirmi birinci yüzyıl Türk asrı olur mu” sorusu bu heyecanın ilk emaresidir. Bunu “ilerleme yolundaki azim ve kararlılığımız, kısmi de olsa, meyvelerini vermeye başladı” savı takip eder. Hal böyle olunca geçmişi biraz daha fazla irdelemeye kalkışmamız kaçınılmaz olur.

Geçmişin olumsuzlukları nedeniyledir; akşam haberlerini büyük bir sabırsızlıkla beklemedim hiç. Olacakları üç aşağı beş yukarı tahmin edebilirim. Bu rahatlıkla gündeme bakmayı gereksiz bulurum. Gündelik hesapların çok büyük yankılar uyandıran çatırtılarından etkilenmeden, hatta “gündemin iştahla ele aldığı konular bunlar, gelip geçici” diyerek aldırmadan kuşbakışı tepeden bakmayı yeğlerim olaylara hep. Çünkü bu görmezden geliş; geniş bakış açısına ulaşmak için zorlu bir yönelimdir elbette. Biliriz ki büyük olaylar sessiz ve derinden olur, çoğu kez de habersizce gerçekleşir. Biz ise bülbül gibi geç kalmışlığımıza feryat figan ederiz. Bunlar da boşunadır, “kısmet” diye bir şey vardır nihayetinde.

Yazımın başında belirttiğim gibi saygınlığı olmayan bir asırdı yirminci yüzyıl. On dokuzuncu yüzyılın kazanımları çarçur edildi. Öyle ki iki büyük paylaşım savaşı bu yüzyılda gerçekleşti, yine bu yüzyılda hızlı tüketim hastalıkları doğdu… Bütün bunlar yüzyılın saygınlığını zedeledi. Elindeki oyuncağı yeni çözen bir bebek gibi insanlar, ne yapacaklarını, nasıl duracaklarını bu yüzyılın sonuna doğru anlayabildiler. Şükür ki yirmi birinci yüzyıl bir güzellikle gülümsedi dünyaya. Tabi ki bu, on dokuzdan yirmiye geçişe oranla söylenmiş bir kıyastır; yoksa “tilkinin horoza dediği gibi” dünyada bir bayram ilan edilmiş değildir.

Güven konusunun zafiyete uğraması yirminci yüzyılda olmuştur. İnançların rafa kaldırma girişimiyle başlayan akıl yürütmeler, insanları ahlaki olmayan davranışlara yöneltti. Aklın kulanım alanının genişliği; sadece olumlu sahalar için değil, olumsuz sahalar için de geçerli oldu. Erdem, gericilik olarak görüldü; rol yapma sanatı her sahaya yayıldı. İş bilme diye, eli çabuklukla beraber eli uzunluk da kullanıldı. Bu sebeple politika en çok bu yüzyılda pirim yaptı. Demokrasi kisvesiyle bilgisiz kitlelerin zafiyetleri kullanıldı… Bu açıdan, yirminci yüzyıl adeta bir kâbustu.

Yirmi birinci yüzyılın başlarındayız. Bu yüzyıl şöyle olacak demek bir kehanettir. Ama “Nasıl başlarsa öyle gider” kaidesince birkaç şey söylenebilir. Mesela bu asır için sıkıntılı kehanetlerinden biri olan “medeniyetler çatışması” konusunda yüzyılın başında atılan adımlar, ümit verici bir şekilde “medeniyetler buluşması”na doğru evirilmişti. Medeniyet adına, insanlık adına yapılan çalışmalar, göz kamaştırır bir biçimde kendini göstermişti. Bu bağlamda yirmi birinci yüzyıla ümitle bakmak yerinde bir yaklaşım olacaktı ki “Arap Baharı”nın kâbusa dönmesi, Suriye’de yaşananlar bütün ümitleri kırdı.

Söylenecek sözler, her zaman açık bir kapı bırakmalı. Kesinlikle demek, güven verici değildir. Hatta kesinlikle sözcüğünde büyük bir güvensizlik görürüm ben. Hesapsız yapılan işlerde kesinlikle sözü, hesabı tutturmak için söylenir diyebilirim. Bu yüzden güvenle bakmak için ‘kesinlikle’den uzak durmada fayda vardır. Bu sözü kullanmıyorsak, olumsuzlukları hesaba katıyoruz demektir. Olumsuzlukları hesaba alışta güven vardır. Kesinlikle yirmi birinci yüzyıl için bir şeyler söylemek erkendir. Yine de bir yazar romantizmiyle şunu söyleyebilirim; yirmi birinci yüzyıla güvenle bakalım. Olumsuz olsa da yirminci yüzyıl, bizlere büyük güzellikler sundu. Dağılan Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti ve dağılan Sovyetlerden Türk devletleri doğdu. Biri yüzyılın başında, diğerleri sonunda olsa da bizim için yirminci yüzyıl, bağımsızlıktı. Bu sebeple yirmi birinci yüzyıl, kendine gelmeye başlayan Türk dünyası için birlik olabilir; öyle olursa heyecanımızın ilk emaresi boşa düşmez.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

1 yorum

  1. edebice Mart 22, at 20:03

    Kaleminize sağlık Ahmet Bey, ne güzel ifade etmişsiniz...

    Reply

Yorum Yapabilirsiniz