NİSANIN HATIRLATTIKLARI

13 Ekim 2010 0 yorum Denemeler-Makaleler 323 Görüntüleme

Bir nisan muştusudur bahar. O nisan ki, güneşin gülüşüdür kıştan kararmış yüzlerimize. Coşkun ırmaklar kıyısında saçlarını dağıtır tabiat ana. Nisan bütün güler yüzüyle eritiverir toprağın buzunu… Yumuşacık bir dost elidir nisan, ellerimize uzanan. Rengarenk, çeşit çeşit çiçeklerden oluşan bir buketle evimize gelen  o güleç misafirimizdir nisan. Saksılarda evimizin baş köşelerini süsleyen çiçekleri, birden bire yol kenarlarında, dağda , kırda, sokaklarda görmek öyle mesut eder ki bizi, doğanın bu döngüsünü kuran ilahi güce bir kez daha hayran kalırız.

 

Sonra nisanın şefkâtli, gri yorganları örtülür üstümüze. Nisan, sevinç gözyaşlarını dökerken yeryüzüne, canlılık belirtisi gösteren bütün varlıklar bu emsalsiz bereketin zevkini tadarlar. Nisan ki özlenendir, nisan ki beklenendir… Toprağın canlanışı, doğanın yeniden dirilişidir nisan. O değil mi hep yağmurlarla kapımızı çalan? O değil mi boylu boyunca toprağa kök salan? O değil mi yeşile rengini, suya cismini, bahara ismini veren? O değil mi gönül bahçemizin türlü türlü çiçeklerini deren?

 

Nisan ve yağmur… Birçoklarına baharı, umudu, çiçekleri ve yeniden doğuşu hatırlatır bu iki sözcük. Oysa bana, bunlardan başka bir duyguyu, iflâh olmaz bir hasreti çağrıştırır bu iki büyülü sözcük. Canlanıştan, dirilişten bahsederken bu hasret de nerden çıktı şimdi diyenler olacaktır. Hasret, yağmurun toprakla buluşmasının adıdır. Hasret, toprağın yağmura vuslatının insana hatırlattığıdır. Vardır elbet bu vuslattan bize düşen bir hisse. Yağmur damlacıkları gökyüzünden sevdiğine kavuşmak için akın akın yeryüzüne inerler. Bu yollanışın arkasında toprağa duyulan hasret yok mudur? Yağmurlar için toprak bir bitiş değil yeni bir başlangıçtır. Yağmurun bereketi ve toprağın doğurganlığı… İşte, yağmuru buluta saklayan da bu gerçeği çok iyi biliyor.

 

Demiştik ki; hasret, toprağın yağmura vuslatının, insana hatırlattığıdır. Hatırlamak bazen acı verir insana. Çünkü vuslat, toprağın yağmurla buluşması kadar mukadder değildir. Buluttan sürgün edilen yağmurun gittiği yer de toprak, yerden buyur edilen yağmurun indiği yer de toprak. Yani yağmur için her yol toprağa çıkıyor. İnsan için vuslat nerede  başlar? İşte, bu derin muamma hasretin kendisini doğurur. Yani insanı,  bulutta gizlenen bir vuslat beklemez. Kişi, belki her dem ayrılıkla bitecek bir vuslata hasrettir. İnsan için kavuşulması istenen bir sevgili varsa ona duyulan bir hasret de muhakkak vardır. Ancak Hasret, bir baharı beklerken nice baharlar kaybetmenin yasıysa eğer, hatırlamak acı verir insana. Kavuşmak bir eylemin adı değildir sadece; kavuşmak, onun uğruna adadığımız bir ömrün kendisidir! Kim bilir belki de hasret, bir baharı beklerken kaybedilen nice baharlardır!

 

Kimilerinin kapısını elinde çiçeklerle çalar nisan. Kimilerine göklerin yağmurunu, coşkun akan derelerin suyunu, güneşin güler yüzünü hatırlatır. Oysa nisanın bana hatırlattıkları, başkalarının hatırlayamadıklarıdır. Nisan, sol yanımda derin bir sızıyla uyandırır beni uykularımdan. Nisan kendimle baş başa kalışımdır. Nisan, toprağı yağmurla beni de kendimle buluşturur. Belki bu yüzdendir hatırlayamadıklarınızı hatırlayışım!

                                                                                     Yaşar VURAL

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum