Ersin Bayram

Öğrenmek Üzerine – Ersin Bayram

PAZARTESİ YAZILARI

Öğrenmek Üzerine

Öğrenmek, merak hissinin insana bahşedilmesinin sonucunda ilk insandan beri var olan bir eylemdir. Doğum ile beraber dünyaya adım atan bebek; her gördüğü nesne hakkında fikir yürütür, konuşmayla beraber ebeveynine “Bu ne, bu ne?” diye sorular sorar. Çünkü o fıtratına uygun hareket etmektedir. Amaç günlük hayatı idame ettirecek, bireyselleşmeyi sağlayacak bilgi edinerek çevreyi tanımak ve güvenliğini sağlamaktır. Bu tür öğrenmeler yetişme çağı içindeki çocuğun sosyal çevreden edindiği bilgilerdir. İşte belli adap ve erkan, davranış şekilleri bu yolla öğrenilir. Öğrenen ise bellediği kültür kodlarının kıymetini veya yapısını farklı bir çevreye girince idrak eder. Bu tarz bilgiler çoğunlukla şuurlu tercihler neticesinde öğrenilmez.

Öğrenmeyi mecburî ve keyfî olmak üzre iki başlık altında toplamak gerekir. İnsan doğumdan itibaren sürekli değişim yaşar. Bilhassa okul çağındaki birey hem fiziken hem de kültürel açıdan değişir. Bu süreç yetişkinliğe hazırlanma devridir. İnsanoğlu, hayatını şekillendirecek adımları eğitim-öğretim çağında atar. Okul çağıyla beraber müfredata göre öğrenmeler devresi başlamıştır. Bu devrede öyle veya böyle öğrenmek mecburiyetinde kaldığımız birtakım bilgiler vardır. Öyle ki insan yoğun bilgi, görgü ve alışkanlık eğitimine tabi tutulur ve mutlaka bir şeyler öğrenir. Kimi her verileni alır, kimi birkaç cümleyi aklında tutar, kimi okul denen kurumun varlığını ve insan hayatında kaçınılmaz bir dönem teşkil ettiğini öğrenir. Öyle ki öğretim esnasında bazen işkence çektiğimizi dahi düşünebiliriz.  Hatta zorla güzellik olmaz mucibince geçecek kadar çalışma yolunu izleyenlerin sayısı yabana atılacak düzeyde değildir.

Okul sıralarında az çok meraklarımız belirlenir. Aslında öğrencilerin çoğu “Şu dersi seviyorum.” dediği vakit- öğretmenin payını da yabana atmayarak- genellikle meraklarının sevkiyle hareket eder.  Galiba asıl ve kalıcı öğrenme de bu tarz çalışmalarla oluşur. Bunlar daha çok meraklarımızın kamçısıyla oluşan öğrenmeler yumağıdır. İşte bu yumakların hepsi şuurlu tercihlerle edinilen bilgilerdir. Bu durumda kişi aktiftir ve iradesini kullanır. Zorlamadan ziyade istek ön plandadır. Kalıcı bilgileri edinme yolu işin erbabını bulmaktır. Bu erbap bir öğretmendir. Ona ister usta ister âlim ister mimar ister ressam …diyelim kişi bildiklerini sistem dâhilinde anlatıyorsa öğretmendir. O kimse talebesini yetiştirirken ihtiyaç duyulan veya duyulacağını düşündüğü bilgileri öğretir. Kişi ise arzu ederek öğrendiği için yaptığı her türlü faaliyetten zevk alır. Hayatını renklendirirken güzelleştirir.

 

O zaman bebeklikten başlamak kaydıyla şuurlu yahut şuursuzca, yani eğitim yoluyla yahut günlük hayat içerisinde, yaptığımız her türlü bilgilenme faaliyetini öğrenme kelimesi etrafında toplayabiliriz. Demek ki öğrenme, beşikten mezara kadar giden ve tekâmül ederek genişleyen bir süreç. Ömür, öğrenmeler toplamı; bilgi yahut kültür, yaşın getirdiği öğrenmeler yumağıdır.

 

Yukarıda yazdıklarımızın özü: İnsan her koşulda öğrenir ve öğrenmek fiili hayatın merkezindedir. Meslek icabı öğrendiğimiz bilgiler hayatımızı idame ettirme şartına bağlı zaruri öğrenmelerdir. Aşkla yapılırsa kişiyi ve ömrünü abat eder. Aksi ise oflaya puflaya geçen, ziyan edilmiş ömürler.

 

Aşçılık, tamircilik, boyacılık, işçilik, öğretmenlik, mimarlık, mühendislik vs. yukarıda saydığımız meslekleri zanaat başlığı altında toplayabiliriz. Neden zanaat diyorum çünkü zanaat dediğimiz şey insanın geçimini sağlamak maksadıyla yaptığı işlerdir. İnsan velev ki âlim olsun mesleğini sadece para kazanmak için yapıyorsa o kişi için sanatkâr diyemeyiz. Zira o ilmini sanat mertebesine çıkaramamıştır. Aynı şey öğretmen için de geçerlidir. Yani öğretmen klasik bilgi aktarıcılığını yapıyor fakat çocuğun ruh dünyasına giremiyor ve kişiliğinin şekillenmesinde çocuğa ilgilerine yönelik desteklerde bulunamıyorsa zanaatkâr olarak ifade edilmelidir. Yani öğretmenlik bir sanattır sözü ancak zanaatkârlığın üzerine çıkan öğretmenler için geçerlidir.

 

XXX

 

Aşkla ve şevkle yapılan öğrenmeleri zanaatten ziyade sanat çerçevesi içinde toplamak gerekir. İnsandan yukarıdaki meslekler de dâhil öğrenmelerini standardın dışına çıkarak gerçekleştirmesi ve kendi üslubunu ortaya koyması beklenmelidir. Böylece onu sanatkâr diye adlandırabiliriz.  Bu durumu öğrenmenin en üst kademesi olarak görüyorum. Zira artık öğrenme değil terkip söz konusu hâle geliyor. Şeyh Galib kavlince diyecek olursak:

Merd ana denir ki aça nev-rah

Erbâb-ı vukûfu ede âgâh

 

İşte bu nokta, âlimin kıymetini ortaya koyuyor. Nakil mi, yenilik mi? Nakil öğrenmek için elbette şart, âlim yahut öğretmen bunu yapacak ve yapmak zorundadır. Çünkü ilim devamlılık ister. Bunu iki cihetten düşünmeliyiz. İlki geçmiş bilginin bilinmesi ve aktarılması, ikincisi de geçmişin üzerine tuğlalar eklenmesi. Fakat siz tuğla eklemiyorsanız nev-rah (yeni yol, tarz-ı cedid) açma kısmında eksiksiniz. Bu durumda zanaatkârsınız. Çünkü zanaatkâr ustasından öğrendiğini uyguluyor.

 

“Öğrenmenin yaşı yoktur.” sözü bütün hayatı kuşatır. İnsan her geçen gün farklı bir güne doğar, doğan her Güneş bir önceki Güneş değildir. İnsan da dünkü insan değildir. Bu meseleye dair Hz. Peygamber’in çok sevdiğim bir hadis-i şerifi vardır: “İki günü bir birine denk olan ziyandadır.” Bu hadisi yapıp etmelerimiz bakımından düşünemeyiz, kanaatindeyim. Burada zamanını verimli kullanma, üretme ve öğrenmenin vurgulandığını düşünmek daha yerindedir. Heraklitos’un “Bir nehirde iki defa yıkanamazsınız.”  sözü ise zamanın geçiciliğini anlatırken değişimin kaçınılmazlığını vurguluyor. Yine Mevlana’nın  “Dün dünde kalmıştır cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.” sözünü de öğrenme ve nev-rah yoluyla düşünmek gerekir. Şeyh Galib’e yukarıdaki beyti söyleten belki de Mevlana’nın bu sözüdür.

 

Bize göre öğrenmenin neticesinde yeni bir yol olmalıdır. Her öğrenme bizi yeni güzelliklere sevk etmeli, bu güzelliklerin sonunda biz de bir terkip oluşturarak güzelliklere güzellik eklemeliyiz. Böylece öğrenilen bilgi kuru nakilden öteye geçecektir.

Leave feedback about this

  • Rating

PROS

+
Add Field

CONS

+
Add Field