Ersin Bayram Yazarlar

PAZARTESİ YAZILARI/ Gök Kubbemize “Kendi Gökkubbemiz”den Bakmak

 

Destanlar için; halk kitleleri tarafından muhtelif zamanlarda söylenmiş şiir parçalarının kuvvetli bir şair aracılığıyla bir araya getirilmesi sonucunda oluşmuş manzum eserlerdir, diye bir tanım yapılır. İşte, Yahya Kemal’de bizim için bir destan şairinden farksızdır. O, kendi gök kubbemiz altında meydana gelmiş olan bütün cereyanları bir bir ruhunda hissederek, son asırda alt üst olmuş bir medeniyetin can damarını keşfedip, kubbemizin kurumakta olan coşkun pınarına yeni bir çeşni katmış, onun mecrasını genişletmiş ve yeni bir istikametten daha akmasına zemin hazırlamıştır. Çünkü o bir köprü şairdir. Köklerini maziye salarak âtinin şekillenmesini sağlayacak yeni çınarın filizlerini o sürdürmüştür. Onun için Yahya Kemal’i anlamak demek hem hâli hem de mâziyi anlamak demektir.

Naili’nin “O mâhiler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler” dediği gibi Yahya Kemal de nasıl bir deryanın katresi olduğunu gurbet ellere çıkmadan anlayamamıştır. Fransa’ya gidişi ile beraber kendisini bulmaya başlayan şairin şiir telakkilerinde de değişmeler meydana gelmiş ve asıl şiirin ne olduğu ile ne kadar büyük bir medeniyete sahip olduğumuzu idrak ederek yurda dönmüştür. ( Daha yurda dönmeden yazdığı birkaç şiir parçası sayesinde adından söz ettirmeye başlayan şair, Batı’ya gidip de yerli dönebilen birkaç aydınımızdan biridir.) Bu dönüşle beraber Türkçe yaklaşık bir asırdan beri beklediği güçlü ifade gücüne ulaşmıştır.  Gök kubbemizin şairi, evvelden hendeseden bir abide olarak gördüğü eserlerin üzerindeki esrar perdesi kalkıp da her biri kendi sırlarını ona ifşa etmeye başladıkça, varisi olduğu medeniyettin hür havalarını teneffüs etmeye başlar ve Bayron’u bedbaht eden melâlin kaynağını fark eder. Artık hayatı boyunca bu kaynağın suyu ile beslenir ve ona can katar. O eserlerinde bize ait her şeyi, vatandan hor görülme pahasına, ifadeden çekinmemiş; muzdarip bir hayat yaşamayı dahi göze alarak; kah bin atlı ile şimşek gibi koşmuş, kah İstanbul’u fetheden Yeniçeri ile fethe katılmış, kah tadı damağımızda kalan engin denizlerin tuzunun verdiği lezzetin tadını Itri Efendi’nin Tekbîrleri ile gidermiş,  kah hayran olduğu ve beş yüz senelik Türk hakimiyetine rağmen üzerine çok az eser yazıldığı için hayıflandığı İstanbul’unda ebedî uykuya yatmanın bile güzelliğinden bahsederek ona dair en güzel mısraları yazmış, yazarken de hep mehtaba dalan abı uyandırmak endişesiyle kürekleri aheste çekmiştir.

Yahya Kemal; bütün bunlardan anlaşılacağı gibi, bizim göğümüze bizim gözümüzle bakmış, göremediklerimizi göstermeye çalışmıştır. Bu sebepten “Kendi Gökkubbemiz” ismi ile bir medeniyetin gökyüzüne serptiği incilerin anahtarlarını göstermeye çalışan bir kılavuz, belki de bir kutup yıldızı, gibidir. Edebiyatımızda çok az kitabın ismi ile muhteva ve iklimi birbirini tamamlar. Kendi Gökkubbemiz ise bu açıdan tam bir isabettir. Bu isim dahi şairin ne yaptığının net bir izahıdır.

Kendi Gökkubbemiz dışındakilerden gerek Eski Şiirin Rüzgariyle’dekiler gerek  Bitmemiş Şiirler ve gerekse Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş’teki şiirleri olsun  fark etmez. Bütün hepsinde halis bir sanatkârın sesi işitilir. Yahya Kemal, bizim yeni klâsiğimiz. Tam manasıyla köprü şairimizdir. Eskiyi reddetmeden yeni olunabileceğinin ispatıdır. Sanata dair yazıları iyi tetkik edildiği vakit geçmişi şiir bakımından iyi etüt etmiş bir şair görülür. Bu etütlerinde Dar’ul-fünun’daki edebiyat hocalığı da etkilidir.

Yahya Kemal, hocalığı ve şiirdeki karizması sayesinde Tanpınar ve dergâh grubunu etkilemiştir. Şiirlerindeki deruni ahenk, tarih ve millet fikri, vezin ve sanat, şiirde musiki gibi konulara dair fikirlerini Edebiyata Dair isimli eserde rahmetli talebesi Banarlı derlemiştir. Az ve çok çalışarak yazmasındaki esrar öz şiire duyduğu saygı ve hasrettir. Divan şairlerinin mürettep divan teşkil ettirmek zorunda olmalarının saf şiirden uzaklaşmalarına zemin hazırladığını düşünür. Şiir konusunda yüksek bir zevki vardır. Bu zevki ondan belki Tanpınar tevarüs etmiştir. Banarlı’da olduğunu pek sanmıyorum. Kendisini Tanpınar ve Hisar’ın iyi anladığı kanaatindeyim. Hisar, Yahya Kemâl’in yaptığını nesirde yapmıştır. O büyülü üslup yok mudur?  Tanpınar da hakeza. Tanpınar’ı şiirde geriye düşüren daima Beyatlı ile kendini mukayese etmesi ve ona benzememek için şiirini çokça değiştirmesidir. Mektuplarında bu hususlara temas eder. Bir de “Eşik” şiiri üzerindeki bitip tükenmeyen çalışmaları vardır. Orhan Okay, Tanpınar’ın 35 parça güzel şiiri olduğunu söyler. Neyse… Mevzumuz Yahya Kemal. Yahya Kemal yazma konusunda çok ketumdur. Bir hocam keşke daha fazla yazsa idi, demişti. Başka bir hocam ise az yazması bir duruştur, diye düşündüğünü eklemişti. İlginç bir şey şudur ki Yahya Kemal şiir kitabı yayınlamamasına rağmen şiirlerin derleyenler ve bunları defterlerde toplayanlar çıkmaktadır. Zira Orhan Okay kendisinin böyle bir defteri olduğunu anılarında yazar. Hatta bu şiir defterlerini arkadaşlarıyla karşılaştırdıklarını da belirtir. Geçenlerde Necdet Sakaoğlu ile Ayşe Adlı tarafından yapılan bir mülakatta kütüphanesindeki yazmalar arasında Hatta Hamid (Aytaç E.B.) hattıyla yazılmış Yahya Kemal şiirleri yazmasının olduğundan bahsediyordu.[1] Bu yazma Hattat Hamit Aytaç gibi son devrin önemli hattatlarından biri tarafından yazıldığı için de kıymetli oluyor.

Acaba Yahya Kemal’in ölmeden eserlerini bastırmaması mükemmelliğinden mi ileri geliyordu, yoksa farklı bir düşüncesi de var mıydı? Orhan Okay’ın hatırası bizi bu hükme yönlendiriyor. Demek oluyor ki şiirlerin meraklıları onları topluyor, hatta hafızasına da alıyordur.

Şiir ve sanatına dair fikirlerinin yanında Batılı akımları da takip ettiğini bildiğimiz Yahya Kemal ömrünü yazı sanatlarının en hası şiire adamış bir dil işçisi idi. Ez-cümle, Yahya Kemal asırlar sonra da okunacak büyük şairlerden biridir, kıymeti ise tam vaktinde gelmesi ve şiirdeki asıl cevheri fark etmesidir.

 

[1] Bu mülakatın tamamını nadirkitap.com adresinden okuyabilirsiniz. Bu yazı için bakılma tarihi: 30 Haziran 2024.

Leave feedback about this

  • Rating

PROS

+
Add Field

CONS

+
Add Field