Hilmi Yavuz’un “Okuma Notları”nı isminden de anlaşılacağı üzere yazarın okudukları üzerine yazdığı kısa metinleri ihtiva ediyor. Kitapta çokça bilgi, yorum, mukayese ve tenkit var. Eser boyunca pek çok kitap ve yazar ismi öğreniyorsunuz. Bu yazılarla Abdülhak Hamid, Yahya Kemal, Abdülhak Şinasi Hisar, İbnülemin Mahmud Kemal, Mehmet Kaplan, Tanpınar, Orhan Şaik Gökyay, Asaf Halet Çelebi, Mevlana, Nazım Hikmet, Haşim, Gelibolulu Mustafa Âli, Azra Erat, Cemil Meriç, Tahsin Yücel, Gülten Akın, Cevdet Kudret, Ömer Âsım Aksoy, Nahit Sırrı Örik, Halid Ziya, Baki, Naili, Necati, Behçet Necatigil, Hüsrev Hatemi, Edip Cansever, Orhan Pamuk, Mina Urgan, Besim Atalay, Taha Toros, İlhan Selçuk, Ece Ayhan, Ahmet Mithat, Kemal Tahir gibi bizden olanların yanında Epiktetos, Aristotales, Shakespeare, Nietzcshe, Bergson, Calvino, Borges, Octavio Paz, Baudelaire, Satre, Faucault, Rilke, Barthes, Walter Benjamin, Tolstoy, Dostoyevski, Derrida, Umberto Eco, Spinoza, Gabriel Garcia Marquez, Walter G. Andrews gibi ecnebilerle tanışıyoruz.
Okuma Notları’nın Hilmi Yavuz’un fikir dünyası, ilgi alanları, beslenme kaynaklarını, tetkik ve tenkit kabiliyeti, dikkati ve mukayese kuvvetini göstermesi bakımından kıymetli bir tarafı da var. Bu kitap bir Türk aydınının Batı’ya ve kendi medeniyetine bakma tarzını da yansıtıyor. Yazıların tamamında az veya çok Yavuz’un felsefe, dil, tarih, edebiyat ve sanat dünyasına dair tespit ve yorumlarını görüyoruz.
Bütününde olmasa bile eserin genelinde tenkit yoğunluklu. Bu tenkitlere öyle kastî olarak tenkit amacıyla yazılan yazılardır, demek isabetsiz olur. Yavuz daha çok okudukları üzerine dikkatini çeken bazı hatalar üzerinde duruyor. Zira bunların bazıları çok dikkat çeken fahiş hatalar kabilinden. Öz sözde Hilmi Hoca bu yazılarının zararını ve neden devamını getirmediğini söylüyor: “ Okuryazarımız, bilgi yanlışları ve çeviri hatalarının doğru olup olmadığına, bir başka deyişle, Okuma Notları’nda bu konuda yapılan eleştirilerin nedenlerine bakmıyor;- eleştirinin gerekçelerini arıyor… Benim o eleştiriyi ‘niçin’ yaptığımın ‘gerekçeleri’ aranıyor!.. Bu yanlışları ve hataları yapanlar konusunda herhangi bir kamusal yaptırımın sözkonusu olmadığını da gördüm… Gördüm ki, Okuma Notları ile bir sürü düşman edinmekten öte bir kazancım olmadı;- vazgeçtim…”[1] Bu yorumlardan çıkan sonuç bizde tenkit kültürünün geliş(e)mediğidir. Yapılan her şeyin yapanın yanına kâr kalmasının uzantılarını bugünkü edebiyat ve sanat ortamlarındaki kısırlıkta da görüyoruz. Öte yandan tenkit mekanizması iyi gelişmediği için iyi ile kötü yazarı ayırt edebilmesi okuyucunun kendisine kalıyor. Bu arada yığınla yazar ve yayınevi hayatımıza giriyor. Az biraz abartalım ama Türkiye’deki yazar sayısının okurdan fazla olduğu kanaati bende günden güne kuvvetleniyor. Tenkit sisteminin gelişmemesinin farklı sebepleri de var fakat konumuz dışına çıkma tehlikesi yüzünden burada kalalım. Hilmi Bey, bu baskıya birtakım eklemelerde bulunduğunu yaptığı açıklamada belirtiyor. Bu açıklamadan Yavuz’un sonradan eklediği metinlerin olumsuz tenkit içermediğini düşünmek gerekiyor.
Kısa metinleri ve bilhassa deneme yazılarını okumayı severim. Edebî açlığıma kısa haplar olarak gördüğüm bu tür metinleri okumak için fazla zaman ayırmaya da gerek yok. Bir teneffüs aralığında, bir dolmuşta, bir kahve içiminde vs. okunabiliyorlar. Yavuz’un metinleri de bu tür okumaya müsait gibi görünüyordu. Elime alınca daha ciddî okuma yapmam gerektiğini düşündüm. Zira not alınacak yığınla eser ismi ve bilgi vardı. Kitabı bitirince kitaplar, eserler ve düşünceler dünyasında tam bir edebî ziyafeti noktaladığımı düşündüm. Bu metinlerin dikkate değer tarafı edebiyatın tozlu yollarında yürürken çamura bulanıp da balçık gibi metinler ortaya koymamanız için size rehber olmasıdır. Bu konuda bir dur bakalım, bakmadan geçme, ukalalık etme, hele zihnine hiç güvenme, sözlüklerle barışık ol, etraflıca okumadan karar verme vs. diyen çıkarımlar sunuyor. Orhan Şaik Gökyay’ın “Destursuz Bağa Girenler”i eski edebiyatçılar için bir rota, emniyet sibobu idi bu eser de kitap ile iletişimi artmış ve düşünen, yazan her türlü kalem için bir kırmızı ışıklar göstergesi.
Kitaptaki metinler; çeviri ve çeviri hataları, felsefî içerikli metinler üzerine düşünceler, köşe yazılarındaki hatalar, eser tanıtımları, tenkitlere verilen cevaplar, metinler arası ilişkilere dair tespitler gibi başlıklar etrafında değerlendirilebilir.
Kitabın bir diğer tarafı ise mütercimlerin hatalarına ve eksiklerine değinmesi ve tercüme eser alıp okuyacaklara dair ciddi ipuçları sunmasıdır. Öyle ki “Okuma Notları”nda tercüme sanatı ile ilgilenenlerin ve tercüme yapanların dikkatle okuması gereken hayli başlık bulunmaktadır. Metinlerin tenkit tarihimizdeki yerini söyleyebilecek okumalara haiz değilim ama bu kısır ortamda çok büyük bir boşluğu doldurduğu kanaati içindeyim. Bazı metinler kusurları gösteriyor ve bazıları ise bu kadar da olmaz dedirtiyor. Ne olursa olun kitap edebî eleştiriyi örnekliyor.
[1] Hilmi Yavuz, Okuma Notları, Timaş Yayınları, İstanbul, 2017, s.5-6.


Leave feedback about this