KELİMELERİ TÜKETİRKEN

21 Nisan 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 950 Görüntüleme

pencil-education-pencil-sharpener-art-159731

Kelimelerle nasırlaşıyor ağzımın içi. Eski tadını bulamıyorum kelimelerin… Okunan yüzlerce kitaptan geriye ağzımın içinde kıvranan binlerce kelime kalıyor; sert, terbiyelenmemiş, çiğ ve tatsız… Birbirine ulanarak süslendiği sanılan kelimeler, gösterişli cümlelerin içinde hep aynı. Hep aynı kıyafete büründürülmüş bir yapaylık içindeler. Öyle ki okuduğum birçok kitap, üslup açısından, diğerinden aşırılmış gibi bir hava veriyor bana. Bundan olsa gerek, okuma zevkim azalıyor sürekli. Buna karşılık okunacak şeylerdeki artış inanılmaz; bir sürü dergi,  bir sürü yeni çıkmış süslü kapaklı kitaplar, sosyal medya, binlerce Mevlana…

Tekdüzeliği seviyor tüketim toplumu. Görünüşte tüketim için çeşitlilik önemliymiş gibi görünse de aslında her şey tekdüze. Satış bir alışkanlık meselesidir çünkü. Alışkanlık da tekdüzelikle sağlanır. Bütün karmaşanın arkasında gizlenemeyen vahdet gibi durur bu tekdüzelik. İhtiyaçlar bellidir, muhtaçlar da. Alıştırılarak verilir tüketilecek nesne. Üretim devamlılık ister nihayetinde. Bu, tüketime sunulan üretilmiş bütün nesneler için böyledir.

Sanat ürünleri, uzun yıllar tüketime direndi. Ustalar eserlerini, tüketmeye değil emeğe adıyordu. Tüketimin ateş çemberi genişledikçe, sanatın da bu çembere girmesi kaçınılmaz oldu ve sanat ürünleri de sonunda tüketime boyun eğdi. En son boyun eğen edebiyat oldu denilebilir. Gerçi bu neyi değiştirir? Sonuçta boyun eğdi; önce romanlar, ardından hikâyeler, denemeler ve nihayet şiir…

Kelimeler tüketilerek yazılıyor artık yazılar, şiirler ve dahi şarkılar… Oysa edebiyat işçiliği, soylu bir üretimi gaye edinirdi. Kullanılan kelimenin yazıda hayat bulması gerekirdi. Gündelik dilde alelade kullanılan kelime; şiirde, hikâyede, denemede ve hatta fıkrada bile hayat bulmalıydı. Yazılı ürünü okuduğu zaman kişi, “şu kelimeyi kullanmıyordum, oysa bu kelime ne kadar zarifmiş; konuşmalarımda bundan sonra bu kelimeye de yer vereyim” demeli ya da diyebilmeliydi.

Resim, nasıl bir renge hayat verip onu gözümüzde farklı farklı anlamlandırıyor ve o rengi aydınlatıyorsa; edebi ürün de en az bir kelimeyi dilimizde tatlandırmalı ve rutin işlerle boğulduğumuz gündelik hayatta kullandırmalıdır. Bakıyoruz ‘coğrafya’ kelimesi, üç şiirde de aynı melankolik havada, aynı manada kullanılmış; dördüncü şiirde de aynı melankoli ve manada okuyunca gına getiriyoruz: “Sen de mi Brutus” deyiveriyoruz hemen. Bu, elbette kelimelerin yeterli emek verilmeden işlenmesinden kaynaklı. Gelişigüzel kullanılan kelimeler, estetik duruşlarını çarçabuk yitiriyor. Tüketim toplumunun özü, başının belası hız ve bundan kaynaklı özen gösterememe de eklenince; doğal olarak çabucak üretilen nesne, çabucak da tüketiliyor.

Kelime, edebi ürünün dış yüzüdür kuşkusuz. Kelimeye bakmak, esvaba bakmakla aynıdır. Hoca Nasrettin’in kürküne yapılan muameleyi kelimeye göstererek eseri yok sayamayız. Bu sebeple temayı göz önünde bulundurarak kelimeye yaklaşmalı, sağlam bir okuyuşla metni ele almalıyız. Muallim Naci: “Cahile şan mı verir cehlin izhar eylemek / Niçin muarız olursun meali anlamadan” der. Meali anlamalı ve dahi malayaniden uzak durarak eseri değerlendirmelidir nihayetinde. Kelimelere bakarak edebi ürünün tüketildiğine karar vermek, kolaya kaçmak olur. Bu sebeple okumalı ve meali anlamalıyız. Okuyoruz, görüyoruz ki içerik, kullanılan kelimeler gibi… Dahası konu da birkaç kişinin daha evvel özensizce ele aldığı bir mesele. Yani “çarşambadan bellidir, perşembenin geldiği”.

Yazının haysiyetini korumak ve tüketimden kurtarmak için sözümüzü alın teriyle yoğurmalıyız, fikir ateşinde pişirmeli, dost süzeğinde süzmeli, acıyla çileyle kutlu bir düşünceyle mayalamalıyız. Ne kadar özenli olursa söz, o denli usta işi olur. Kelimeler titizlikle seçilmeli, dikkatlice kullanılmalı. Cemil Meriç’in dediği gibi: “Senin yıldızların kelimeler, söyle raks etsinler, alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler.”

Unutulmamalı ki kelimedir, kelâmın belkemiği.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum