KATRANIN SANCISI: EBYAZ

3 Nisan 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 534 Görüntüleme
edip-cansever                                                                                                                                                                                                      E. Cansever’in ”Medüza’sına ithafen…

Avaz avaz sustuğun gece yarısında, bir beyaz lerzedir sabaha uzanan… Güz geçer, gün biter ama her şey  öylece kalır yerinde. Acının o katran karası yüzü ev sahipliği yaparken avuçlarımıza, gözümüzün yaşına da bakmaz kaldırımlar.

Uzun ve derin uyku hali, siliyor geceyi, günden. Bir kaylule kadar ağır, karşıdan karşıya geçer gibi üstelik, di’li geçmemiş bir zamanın dizini kanatıyor, ateşin düştüğü evde sönen çığlıklar. ‘’Kaldırın!’’ diye sesleniyor Gorgolar, ‘’Kaldırın başınızı!’’ Başkaldır, dön yüzünü gözlerine. Ne o, taş kesilmekten mi korkuyorsun? Korkma, biliyorsun: ‘’Sönmez.’’  O renksiz hadikâlardan uzat çehreni; yılanına sarılmadığın bir deniz bul ve arın. Bakarsın, cam beyazı bir serinlik elinde, gidenin yerine yakıştığını bilmeden buluşuruz o yağmurlarda…

Ah medüza! Saçından tutup, sürüklüyor yüzün karanlığa, ânı kâr sayan bir hüzün kaplıyor içimi ve huzurla bakıyorsun, güçlükle sardığım yaramın kanayan yanına. Yüzümü solduran bu aynalar, kesilen bir ahkam kadar sığ ve yine başıboş bir hayalin akıldan uğurlanışı gibi renksiz bir yalnızlığa sürgün… Sona varmadan anımsayamazsın  yangın yerini, iki yudum alan üşür o ücra köşelerde. Sonra Nisan ama bahar değil dersin içinden. Kış kadar yakmaz içini o seslenen kaldırımlar; hiçbir afak, nifak da sokmuyor üstelik hudutun kıyısında.  Sonrası, sonra diyorsun da geç kalınırsa yarına, kopan bir ödün, öcünü alacak kaç öcü tanıyorsun ? Uyan, baş keserken Perseus, var sen de taş kesil o yoluna başkoyduğun tüm sahipsiz yarınlar adına. Uyan, sol eli tutmadan yayı, yıka yüzünü; çıkacaktır düze, dize gelmez dediğin yüzü.  Soğumaya mecbur kalınmış gibi geçiyorken ayaz, avaz avaz; korkma, bana adını söyle.  Adım, andımdır ve andığım en rütbeli câhidir bu kelam. Kelam, kutsal bir hitap gibi düşerse kaleme anılacaktır, yazılan. Tanısı geç koyulan ve ‘geç bunu’ diyerek vazgeçtiğin o satırlar vaaz veriyorsa aklın bir odasında; durma oku!

Eş’arda bir ahfâ… Oku, mürekkep akarsa, kızıla çalan bir katre daha yazmaz belki satırlar; bakarsın bir yüz daha çıkar aydınlığa. İşte o gün, sana ahd ü misâk olsun ki, adını hatırlayacağım.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum