Kemâl’e Erenlerin Ölmediğini Gösteren Bir Eser: Nâmık Kemâl

23 Nisan 2017 0 yorum Kitap Eleştiri 1030 Görüntüleme

Kemâl’e Erenlerin Ölmediğini Gösteren Bir Eser: Nâmık Kemâl Hayatı Divanı Eserleri

Serkan GÖKBULUT*

‘‘Ey Türk genci, bir Nâmık Kemâl olmak daima idealin olsun.’’
Namık Kemal, Hayatı-Divanı-Eserleri
Dr. Rıza NUR**
Hazırlayan: Doç. Dr. Mehmet SOĞUKÖMEROĞULLARI***
İstanbul, Doğu Kütüphanesi Yayıncılık, 2017,592 sayfa, ISBN: 978-605-5227-86-9

dr.riza-nur-namik-kemal

Doç Dr. Mehmet Soğukömeroğulları’nın yayına hazırladığı kitabın kapağı

Geçtiğimiz haftalarda ilim dünyasına yeni bir kitap sunuldu: Dr. Rıza Nur’un kaleme almış olduğu ve çok değerli hocam Doç. Dr. Mehmet Soğukömeroğulları’nın yayına hazırladığı ‘‘Namık Kemal Hayatı-Divanı-Eserleri.’’ Biz tanıtım yazımızda Namık Kemal’i anlatan bu eser hakkında âcizânebilgi vereceğiz.
Rıza Nur, Namık Kemal’i 16 yaşında Çengelköy’de Tıbbiye öğrencisiyken okuyarak tanımış. ‘‘Namık Kemal’i 16 yaşımdayken Çengelköy’de Tıbbiye İdadisi’nde okudum, milliyetçiliği öğrendim. O vakit içimden bir elektrik cereyanı geçmiş ve bana milliyet sevgisi vermiştir. Bu duyguyu duyunca sevdiğim milletin kim olduğunu düşündüm. Gözümün önünde Türk’ü gördüm. Bundan tabii bir şey yoktur.’’ diyen Rıza Nur’un Namık Kemal’e olan hayranlığı ve ilgisi küçük yaşlarda başlıyor. Bu hayranlık o kadar büyümüş ki ileride Namık Kemal’e olan borcunu ödeyeceği bu eseri vücuda getirmiş. Bu da kolay olmamıştır. Rıza Nur, bu çalışmayı tamamlamak için epeyce bir zahmet çekmiş, ömründen, rahatından, gurbette olduğu sıralarda cebindeki paradan vermiştir. Gurbet meselesine gelince yazar Namık Kemal ile ilgili en objektif araştırmayı yapmak için onun bulunduğu dolaşabileceği her yeri dolaşmıştır. Eser bu çabanın ürünüdür. Peki Rıza Nur’u durup dururken böyle bir şey yapmaya iten sebepler neydi? Bunu kendisinden dinleyelim. Rıza Nur eseri yazma nedenlerini de şöyle belirtiyor:
‘‘Türk hayatında birinci derecede ehemmiyette bir merhale olan Namık Kemal, büyük bir zekâdır. Hem de çok çalışkandır. Çalışkanlık zekâdan da üstündür. Böyle insanları sevmek ve onlara hürmet etmek lazımdır. Bu eser benim ona sevgimin eseri ve hürmetimdir. Namık Kemal, büyük bir namus, ahlak ve fazilet iyesidir.
Hürriyet, vatan, milliyet uğrunda cefa çeken, mahrumiyetlere katlanan, her belayı, gurbeti, sürgünü, zindanı, hatta ölümü kabul eden, fedakarlık timsali olan birine o milletin fertlerinden her biri elinden geldiği hizmeti yapmaya borçludur. Bu eser benim ona bu borcu ödeyişimdir.’’
Eser, 80 yıldır latinize edilmemiş. Geçtiğimiz haftalarda ilk defa latinize edilip ilim dünyasına sunuldu. Bu azametli işi üzerine alan sayın hocam Doç. Dr. Mehmet Soğukömeroğulları kitabın orijinali üzerinde 4-5 yıl çalışmış. Osmanlı Türkçesi ile yazılmış ilk hâlini hocam bana gösterdiğinde hâlet-i rûhiyyemde derin bir hayranlık ve şaşkınlık uyanmıştı. Eser bu bakımdan gerek müellifi için gerekse de yayına hazırlayan hocamız için ayrı bir zahmetin, çalışmanın, azmin ürünü olmuştur, desek yanılmış olmayız.
Bu eserde, bir mizaç adamı olan Nâmık Kemâl ile ilgili hemen her şeyi bulmak mümkün. Esere başlamadan önce hocamızın yazdığı aydınlatıcı iki makale göreceksiniz. Birincisi ‘‘Rıza Nur’un Hayatı, Eserleri ve Onun Hakkında Görüşler’’ bu makalede Rıza Nur’un hayatı ve eserleriyle birlikte ona yapılan olumlu ve olumsuz eleştiriler dile getirilmiş ve Rıza Nur’un edebiyat ile ilgili görüşleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.Diğeri ‘‘Namık Kemâl’in Şairliği ve Şiirleri’’ adlı makaledir. Bu makale de milletinin sesini edebiyatla duyurmak isteyen bir mizaç adamının şairliği ve şiirleri hakkında bilgi edinirken; eserde anlatılmak istenen temel meseleler hakkında fikir sahibi olacaksınız. Bu iki makaleden sonra esere geçilir. Rıza Nur’un eseri on bölümden oluşmaktadır. Girim, müellifin Türk edebiyatının tarihi ve tasnifi hakkında kendi görüşlerine yer veren kısımdır. Divan, Rıza Nur’un emekleri sonucunda bulduğu Ali Emiri’nin Namık Kemal Divanı nüshasını içerir. Yalnız Rıza Nur, bunu vermekle kalmayıp bir de Divan’da Olmayan Şiirlerbaşlığı altında topladığı Namık Kemal’in diğer şiirlerini de bularak eklemiştir. Sayın hocam, eserdeki divan ve divan dışında olan şiirleri Önder Göçgün’ünNâmık Kemâl’in Şairliği ve Bütün Şiirleri adlı eseriyle karşılaştırarak benzerlikleri ve farklılıkları dipnotlarla belirtmiştir. Kitabın Nesirden Numuneler başlığını taşıyan üçüncü bölümde Nâmık Kemâl’in sürgündeyken yazmış olduğu mektupları ve Rüya adlı eseri yer almaktadır. Hocamızın da ifade ettiği gibi o dönemde Nâmık Kemâl’in mektuplarını çalışan Fevziye Abdullah Tansel’in eserinden önce olması da ayrı bir önem arz etmektedir. Nâmık Kemâl için Müelliflerin ve Yazıcıların Söyledikleri adlı bölümde ise Rıza Nur, Nâmık Kemâl için yazılanları toplamış onun için uygun olanları ve eleştirilecek olanları kitabına almış ve eleştirilecek olanları da tenkit etmiştir. Bunlar içerisinde SadettinNüzhet’in eserine getirilen tenkit sırf 26 sayfadır ve bu bile ayrı bir çalışma konusudur.*** Nâmık Kemâl’e yapılan bu hücumları da yazar, Nâmık Kemâl Düşmanlığı adlı bölümde tek bir başlık altında toplamıştır. Fizik ve Moral Tarifi başlıklı bölümde özellikle Reşat, oğlu Ali Ekrem Bolayır ve Ebuzziya Tevfik tarafından Nâmık Kemâl’in karakteristik ve fizikî portresi çizilir. Biyografi kısmında hayatı ele alınırken; Eserleri’nde onun eserleri hakkında geniş bilgi verilir. Psikolojik Mütalaa, Sezai Karakoç’un da ifade ettiği gibi ‘‘Talihsiz bir dönemin sürüklenmiş yeteneği’’ olan Nâmık Kemâl’in yaşadığı dönem hakkında geniş bilgi verilerek onun ve eserlerinin döneminde uyandırdığı etkilerden bahsedilir. Eserin son kısmı olan ‘‘Kemâl Bey’in Eserlerinin Sade Dile Çevrilişi’’ adlı bölümde bir devlet adamı gibi değil de bir millet adamı gibi yetişen -nitekim Tanpınar onunla ilgili ‘‘cemiyet adamıdır, o toplumun ve topluluğun kahramanıdır.’’ diyor- Namık Kemal’in Rüya ve Hürriyet Kasidesi’nin sade dile çevrilerek sunulduğunu görmekteyiz.
Geçenlerde Yahya Kemâl ile ilgili bir makale okumuştum. Makalenin epigramında Süheyl Ünver’in bir sözü bende Nâmık Kemâl’e duyduğum ilgiyi ve merakı daha da arttırmıştı. O söz şudur: ‘‘Yahya Kemâl’in, Nâmık Kemâl’in öldüğü gün doğmasını hatırlarım. Demek ki kemâle erenler ölmüyor; ancak kaptan kaba boşalabiliyor.’’ diyordu Süheyl Ünver. Yahya Kemal ile ilgili âcizâne bilgisi olan biri olarak hele bunun üzerine Nâmık Kemâl’i de okuyunca bu sözle ne denmek istenmiş daha iyi anlamıştım. Nitekim bu sözü anlamlandırmamda Nâmık Kemâl ile ilgili yazılan bu eseri okumam en etkili rolü oynamıştır.
Bir milliyet mistiği. Cumhuriyet onun da torunu. Tamam-ı ömrünü hürriyet için mahveden büyük insan. Bir mizaç adamı. Devrinde hiçbir padişah, devlet adamları için kaside yazmayan ama söz konusu millet, hürriyet ve vatan olunca Hürriyet Kasidesi’ni yazacak olan hürriyet şairi. Vatanı için rahatı terk eden insan ‘‘Refah-ı millet için terk-i rahat eyleyelim / Vatan yolunda yürü azm-i gurbet eyleyelim.’’Bu yolda ölmeye her an hazır ‘‘O yolda ölmeye işar-ı kudret eyleyelim.’’ Mala, mülke, paraya asla önem vermeyen özü sözü bir adam ‘‘Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükümetten.’’ Mithat Cemal Kuntay’ın da dediği gibi ‘‘Ne tavrından, ne sözünden, ne hareketinden, ne de yazdıklarından korkmayan adam.’’Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi ‘‘Yaralı vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı için ölmek yolunda, bugünkü nesle, kuşaklara, fedakarlığı öğreten büyük Nâmık Kemâl’dir.’’ Her türlü karanlığı, haksızlığı, zulmü, sürgünü, gurbeti görmüş olan Nâmık Kemâl, vatanı, bayrağı, milleti, hürriyeti için asla vazgeçmeyen, pes etmeyen ‘‘yerin altı da bir üstü de bir.’’ diyerek ye’se kapılmayan adamdır. ‘‘Merkez-i hâke atsalar da bizi / Kürre-i arzı patlatır yine çıkarız.’’İşte bu eserde yukarıda saydığım ve sayamadığım tüm yönlerini bulacaksınız Nâmık Kemâl’in…
Âcizâne yazımı kemâle eren bir adamın şu beytiyle noktalamak istiyorum.
‘‘Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten.’’


*Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans Öğrencisi.
** Dr. Rıza Nur, Namık Kemal(Hayatı-Divanı ve Eserleri) adlı eserin yazarı.
*** Doç. Dr. Mehmet Soğukömeroğulları, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Doçenti.

 

***Yazının ilk hâlinde maddi sebeplerden dolayı yer almayan dipnot: ”Sadettin Nüzhet’in eserine getirilen tenkit sırf 26 sayfadır ve bu bile ayrı bir çalışma konusudur.” kısmı hocam Doç. Dr. Mehmet Soğukömeroğulları ile yazı yayımlanmadan önce eser üzerine gerçekleştirdiğimiz, 13 Nisan 2017 tarihindeki sohbette hocam tarafından belirtilmiş olup ve yine hocam tarafından aynı konu üzerine çalışılmaktadır. Yazının ilk hâlinde basım hatasından kaynaklı olarak bu açıklamayı içeren dipnot gösterilmemiştir.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Serkan Gökbulut

Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans 3 Öğrencisi.

İlginizi Çekebilir

0 yorum