Bir Muhalif Servet-i Fünûncu: Hüseyin Cahid Yalçın

27 Nisan 2013 0 yorum Servet-i Fünûn Edebiyatı 467 Görüntüleme

huseyin_cahitHüseyin Cahit Yalçın, Balıkesir’de 7 Aralık 1874’te doğmuştur. Babası maliye muhasebecilerinden Ali Rıza Bey’dir. İlköğrenimini Serez’de, ortaöğrenimini İstanbul İdadisinde yapmıştır. İdadinin ikinci sınıfındayken yazı yazmaya özenmiş ve Serez’de iken dinlediği bir vakayı romanlaştırarak “Nadide” adıyla yayımlamıştır. İdadi yıllarında Fransızcadan çevrilen romanları okumuş ve kendi kendine Fransızcayı öğrenmiştir. Yine bu yıllarda dayısı vasıtasıyla Namık Kemal’in kitaplarını tanımış ve onu sevmiştir. İdadiyi bitirince mekteb-i Mülkiyeye girmiş, Mülkiyenin son sınıfında iken Mektep adlı bir derginin çıkarılması ve idare işini birkaç arkadaşıyla birlikte üstlenir. (1895) bu girişim onun basın hayatına kesin olarak adım attığını gösterir.
Mekteb-i Mülkiyeyi bitirince, Maarif Nezareti Mektûbî kalemine memur olmuştur. Bu dönemde Tevfik Fikret’in öncülüğünde çıkan Servet-i Fünûn dergisine “Röneka” adlı hikayesini vererek bu topluluğa katılmıştır (1896) Bu tarihten sonra bir yandan Servet-i Fünûn’da hikâyeler,, fıkralar, “Sanat-ı Bedâiye Dair” başlığı altında sanata dair makaleler ile “Hayal İçinde” adlı bir romanı yayımlanmış bir yandan da, Tarik ve Sabah gibi gazetelerde “ Hayat-ı Matbûât” adıyla yeni edebiyata dair yazıları basılmıştır. Bu yıllarda ayrıca Vefa İdadisi müdür muavinliği, Mercan İdadisi müdürlüğü gibi görevlerde bulunmuş ve bu okullarda Fransızca ve Türkçe dersleri vermiştir. Tevfik Fikret’in dergiden ayrılması üzerine derginin idaresini bir süre üzerine almış ve Fransız İhtilâli’ni öven ve Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” makalesi yüzünden Servet-i Fünûn dergisi hükümetçe kapatılır. Diğer arkadaşları gibi 1908’deki Meşrutiyet’e kadar o da basınla ilgilenmez. Bu süre zarfında müdürlük ve öğretmenlik görevlerini yürüttüğü gibi, Türkçenin yapısını inceleyerek Türkçe Sarf ve Nahiv (dil bilgisi) kitabı hazırlamıştır.
Meşrutiyet’in ilanından sonra memuriyetten ayrılmış, Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım’la birlikte Tanin gazetesini çıkararak siyasi hayata dönmüştür. İttihat ve Terakki Fırkası’na katılmış, gazetesinde bu partinin prensiplerini savunmuştur. Meclis-i Mebusan’ın birinci ve ikinci dönemlerinde İstanbul’dan iki defa milletvekili seçilmiştir. Ahmet Muhtar paşa kabinesinin iktidarda bulunduğu sıralarda hükümeti eleştirdiği için Divan-ı Harp tarafından bir ay hapse mahkûm edilmiştir. (1912) Duyûn- ı Umimiye’de vekillik görevinde bulunmuş, İstanbul işgal edilince İngilizler tarafında tutuklanarak Malta’ya sürgün edilmiştir. Malta’da İtalyanca ve İngilizce öğrenmiş, yeniden yazı hayatına dönerek “Oğlumun Kütüphanesi” adını verdiği tercüme serisine başlamıştır.
Malta’dan yurda döndüğünde Tanin gazetesini yeniden çıkarmaya başlamış ve burada siyasi yazılar kaleme almıştır. (1922-1925) Cumhuriyetin bu ilk devirlerinde devrimlerin kurulması ve korunması için konulan yasaları doğru bulmamış, millî hakimiyet rejimlerinde tek partili bir hayatın olamayacağını, cumhurbaşkanlığı ile parti şefliğinin bir arada yürütülemeyeceğini, cumhurbaşkanının tarafsız kalması gerektiğini savunmuş; bu yüzden iki defa tutuklanmıştır ve Çorum’a sürgün edilmiştir. Atatürk’e suikast davasından dolayı da yargılanmış ancak suçsuz bulunmuş ve cezası bittiği için İstanbul’a dönmüştür. Bu yıllarda epey geçim sıkıntısı çeken Hüseyin Cahit, bir ara ticaretle uğraşmışsa da bunda başarılı olamamış, bir dostunun yardımıyla Sanayi ve Maâdin Bakanlığı’nda bir göreve tayin olmuştur.
Birinci Türk Dil Kurultayı’na katılmış ve o devirde Dil Kurumu’nun benimsemiş olduğu “dil tasfiyecili”ğine karşı çıkmış ve dilin devlet eliyle düzenlenemeyeceğini savunmuş; bu düşünceleri dolayısıyla tepki toplamış ve Sanayi ve Maâdin Bakanlığı’ndaki işinden de çıkarılmıştır. Hayatını devem ettirebilmek için Fikir Hareketleri adında bir dergi çıkaran Hüseyin Cahit, bu haftalık dergide Batı dünyasının hürriyetçi fikirlerini yaymaya çalışmıştır.(1933-1940) aynı yıllarda Yedigün dergisinde de makale ve sohbetler yazmıştır.
Atatürk’ün ölümünden sonra tekrar siyaset ve gazetecilik hayatına atılmış, İki defa Çankırı’dan, iki defa İstanbul’dan ve bir defa da Kars’tan milletvekili seçilmiştir. (1939-1950) bir müddet yine Tanin gazetesini çıkarmış (1943-1947) daha sonra Ulus gazetesi başyazarlığına geçmiş ve hayatının sonuna kadar orada çalışmıştır. (1948-1957) Son yıllarında bazı yazılarından dolayı yirmi altı ay hapse mahkûm olmuşsa da yaşı ve hastalığı sebebiyle cezası kaldırılmıştır. 18 Ekim 1957’de İstanbul’da ölmüştür.

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum