GEMİDEKİ KÖLE

27 Nisan 2013 0 yorum Öykü 962 Görüntüleme

 

“Sevdiği göğsünde olanla kapıya göz dikip bekleyen kimse arasında fark vardır.”

 

Padişahın biri yabancı bir köle ile gemiye binmişti. Köle asla deniz yüzü görmediği gibi gemi sıkıntısı da çekmemişti. Ağlayıp sızlıyor, vücudu tir tir titriyordu.

Her ne kadar avutmak istedilerse de sakinleşmedi. Onun yüzünden padişahın dirliği bozuldu. Ama çare bulamıyorlardı.
Gemide bir bilge vardı:
-Emrederseniz, dedi, şunu ben susturayım.
Padişah:
-Büyük lütûf olur dedi.
Bilge emretti, köleyi denize attılar. Birkaç kere dalıp dalıp çıktı. Sonra saçından tutarak gemiye doğru çektiler. Köle iki eliyle dümene doğru asıldı. Yukarı çıkınca bir köşeye oturup sakinleşti.
Padişaha bilgenin tedbiri hoş geldi:
-Bunda ne hikmet vardı? diye sordu. Bilge cevap verdi:
– önce, batmanın sıkıntısını tatmamıştı. Gemideki esenliğin kıymetini bilmiyordu. Bunun gibi afiyetin değerini ancak felaket gören bilir.
Ey janrı tok olan, sana arpa ekmeği hoş gelmiyor. Ama o senin gözünde çirkin olan şey, benim sevdiğimdir. Cennetin hurileri için Âraf, cehennemdir. Cehennemdekilere sor, cennettir!
“Sevdiği göğsünde olanla kapıya göz dikip bekleyen kimse arasında fark vardır.”

(Sadi, Gülistan, Birinci Bölüm, VII. Hikâye)

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum