SÜLEYMAN NESİB

27 Nisan 2013 0 yorum Servet-i Fünûn Edebiyatı 1764 Görüntüleme

SÜLEYMAN NESİB (1866-28 Eylül 1917)

 

1866’da İstanbul’da doğdu. asıl adı Mehmet Sami’dir. Babası Şıpka kahramanlarından Müşir (Mareşal) Süleyman Paşa’dır. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da yaptıktan sonra Mekteb-i Mülkiye’ye girerek 1889’da mezun oldu. 1890’da Bursa İdadîsi müdürlüğüne gönderildi. Babasının sürgün olarak bulunduğu Bağdat’a izinli olarak gitmiş daha sonra orada kalarak Bağdat İdadî’si müdürlüğü vazifesine getirilmiştir. (1891) babasının ölümü üzerine Bursa’ya Maarif müdürlüğüne (1893), oradan da Cezayir-i Bahr-i Sefid Vilayeti Müdürlüğüne ve oradan da İstanbul Maarif Müdürlüğüne getirilmiştir. (1908) Bu arada birkaç görevde daha bulunduktan sonra 1915 yılında Maârif Nezâreti Te’lif ve Tercüme Heyeti azalığına tayin edildi. Son resmi görevi budur. 28 Eylül 1917’de ölmüş ve Eyüp Mezarlığı’nda çok sevdiği Tevfik Fikret’in yanına gömülmüştür.

 

 

Edebî Kişiliği

Süleyman Nesib, Servet-i Fünûn’un sevilmiş fakat adını fazla duyuramamış sanatçılarından biridir. Bunda en önemli etken çalışmalarının büyük bir kısmını eğitim meselelerine ayırmasıdır. Eğitim meseleleri ve usulleri ile ilgili birçok tasarı ve yönetmeliğe imza atmıştır. Özellikle Rodos’ta bastırdığı “İlm-i Terbiyye-i Etfal” adlı pedagoji kitabı önemlidir. Bu konuda yabancı yazarlardan da çeviriler yapmıştır. Eğitim çalışmalarının yanında babasını hayatına, II. Abdülhamit devrinin siyasi ve askerî olaylarına ait bilgi veren eseri “Süleyman Paşa Muhakemesi” ni de 1912’de bastırdı.

Arapça, Farsçanın yanında Fransızca ve İngilizceyi de bilen Süleyman Nesib’in şiirlerindeki ünü Servet-i Fünûn dergisi ile başlar. Şiirlerinde şekil için olduğu kadar, dil ve üslûp için de büyük bir gayret göze çarpar. Şiirlerinde Tevfik Fikret’in izleri görülür. Lirizmin azlığı şiirlerinin cazibesini de azaltmıştır. Şiirlerinin teması “aşk, kadın, çocuk, insan ıztırabları, millî duygular,fazilet ve hakikat sevgisi” olarak sıralanabilir. Şiirlerinin en belirgin özelliği samimi ve içtenliğidir. Bu özellik şairin hayatının da en temel çizgisini oluşturur. Hayatta iken kendisinin bir araya getiremediği şiirleri ve diğer yazıları “Süleyman Paşazâde Samî Bey- Külliyât-ı Âsâr ve İhtisâsât (1918) adıyla bir araya getirilmiştir. Yine Salim Durukoğlu “Süleyman Nesib; Hayatı, Edebî Kişiliği, Şiirleri” adıyla Kültür bakanlığı yayınları arasında Süleyman Nesib ile ilgili çalışmasını yayınlamıştır.

Şiirinden örnek:

BEN VE KALBİM

Ezelî bir hayal ile muhtâc

Daima sonra, daima mahrûm

Olan âvâre kalb-i mecrûhum,

Yine boş bir emellesin târâc!…

 

Yine boş bir emelle handânsın:

Sanki hiss ü hayâl-i ma’dûmun

Şimdi bir det-i nâz ü masûmun

L^tf-i Hârr-i nevâzişiyle… sakın!

 

Sen nesin? Bir hayat-ı zehr-âlûd,

Sen nesin? Hiç, zavallı bir mevcûd…

Ki vücudun hayata sıklettir…

 

Oh, rûhum, uyanma, hepsi yalan

Hepsi, hatta şu duyduğun helecân

Sana hep hûn olan muhabbettir.

 

Kaynak:

Kenan Akyüz, Batı Etkisinde Türk Şiiri Antolojisi, İnkılap Yay. s.407

 

KAYNAK GÖSTERİLMEDEN ALINTI YAPILAMAZ

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum