TEVFİK FİKRET

27 Nisan 2013 0 yorum Servet-i Fünûn Edebiyatı 3754 Görüntüleme

TEVFİK FİKRET (24 Aralık 1867-17 Ağustos 1915)

 

İstanbul’da doğdu. Babası mutasarrıflardan Hüseyin Efendi’dir. İlköğrenimine Aksaray’daki Mahmudiye Valide Rüşdiyesi’nde başlamış, Galatasaray Sultanisi’nde eğitimine devam etmiştir. Tevfik Fikret’in ilk şiiri Sultaninin dördüncü sınıfında iken Tercüman-ı Hakikat dergisinde yayınlanan bir gazelidir.

1888 yılında Sultani’yi birincilikle bitirerek Hariciye Nezareti İstişare Odası’nda işe başladı. 1890 yılında dayısının kızı Nâzıma Hanım’la evlendi. 1891 yılında Mirsad dergisinin açtığı “tevhid” ve “sitayiş-i Hazret-i Padişahî” yarışmalarına katıldı ve birinci oldu. Şairin adı böylelikle sanat çevrelerinde duyulmaya başlanıyordu. 1894 yılında “Malumat” dergisinin başına geçti ve aynı yıl Sultani’nin Türkçe öğretmenliği yarışmasını kazanarak ilkokul kısmına öğretmen oldu. Hükümetin bütçe açığını kapatmak için memur maaşlarından kesinti yapmasına kızarak “mantıksız bir hükûmete hizmet edemeyeceğini” bildirip buradaki görevinden ayrılmıştır. (1895)

 

 

1896 yılında Recaizade Mahmud Ekrem’in önerisi üzerine Ahmet İhsan (Tokgöz) tarafından Servet-i Fünûn dergisinin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Tevfik Fikretin derginin edebiyat bölüm şefliğine getirilişi aynı zamanda yeni bir dönemin de başlangıcı olmuştur. O dönemde “Edebiyat-ı Cedîde” olarak bilinen bu topluluk genel olarak Servet-i Fünûn edebiyatı olarak adlandırılmıştır.

1899 Robert Koleji’nde Türkçe öğretmenliğine başlayan Fikret, ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür. Servet-i Fünûn’daki şiirlerini “Mehmet Fikret, M. T. Fikret, Nazmî, Esad, Necîb” mahlaslarını kullanarak yayımlayan şair, ilk şiir kitabı Rübab-ı Şikeste’yi 1900’de bastırdı.

1901 yılında derginin sahibi Ahmet İhsan ile araları açılınca dergiden ayrılan şair bir süre inzivaya çekildi. 1903’te Rumelihisarı sırtlarında “âşiyân” adını verdiği evini yaptırdı. Şairin bu dönemden sonraki şiirlerinde toplumsak konlara yöneldiği görülür. “Aşiyan”ında inzivaya çekildiği dönemlerde kalem aldığı “Sis, Sabah Olursa, Mazi… Âti, Bir Lahza-yı Taahhur” sanatını yurduna ve milletine yönelttiğinin işaretleridir. 1908’de Meşrutiyetin ilanından sonra Hüseyin Cahid ve Hüseyin Kazım’la “Tanin” gazetesini çıkarmış ancak politikadan hoşlanmaması sebebiyle gazeteden kısa sürede ayrılmıştır.

Oğlu Haluk ile

Bir aralık yürüttüğü Mekteb-i Sultani müdürlüğünden ve Darülmuallimîn’den istifa eden Fikret 1910 yılında on yıl evvel bastırdığı “Rübab-ı Şikeste” adlı eserinin ikinci baskısını yapmış, ardından bir yıl sonra Haluk’un Defteri adlı eserini yayımlamıştır. Uzun bir istibdat devrinden yeni çıkan memeleketin Trablusgarp ve Balkan Savaşları’na girmesiyle iyice yorgun düştüğünü düşünen Fikret, Osmanlının Birinci Dünya Savaşı’na katılmasına şiddetle karşı çıkmış ve bu anlamda dini bir politika malzemesi gibi kullanıp milleti ikna etmek isteyenlere (Sancağ-ı Şerif Huzurunda adlı şiiriyle) öfke duymuştur. Bundan dolayı Mehmet Akif ile aralarında da tartışmalar yaşandı.

Sâtı Bey’in açtığı özel okulun yuva kısmındaki çocuklar için yazdığı manzumeleri “Şermin” adı altında toplayarak 1914’te bastırdı. Hece ölçüsüyle yazılan bu şiirlerin dili diğerlerine göre sadedir.

Edebiyatımızdaki yeniliğin kesin bir hal almasında önemli bir emeği olan şair, 19 Ağustos 1915’te vafat etmiştir. Önceleri Eyüp Şehitliği’nde olan mezarı 1961 yılında Âşiyân’ın bahçesine konulmuştur.

TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ.

 

(Not: Sitemizden Kopyalanan Yazılarda Kaynak Gösterilmelidir!)

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum