Ayrık Otu İle Çınar

4 Eylül 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 129 Görüntüleme

AYRIK OTU İLE ÇINAR
Zamanın behrinde güzel mi güzel yeşillik mi yeşillik bir yer varmış. Dünyada oraya imrenmeyen, orada olmak istemeyen yokmuş. Dillere destan bir güzelliğe ve temizliğe sahip olan bu yere günün birinde bir ayrık otu gelmiş ve oranın sahibine demiş ki;
– Şuracıkta bana da bir yer verseniz, ben de sizlerle beraber burada yaşasam, benim de kanıma kan canıma can gelse, beni de nimetten saysalar olmaz mı? demiş.
Oranın sahibi hemen yardımcılarını toplamış ve görüşlerini almış. Kimi olur vermiş kimi de olmaz demiş. Koca koca ağaçlar, güzel çiçekler, türlü türlü güller ayrık otuna bakmışlar ve onun minnacık ve mazlum duruşundan etkilenip; ‘bunun bize zararı olmaz boyu ne ki bize zarar versin’ demişler ve oraya alınması için ortak karar almışlar. Bu duruma orada yıllardır ikamet eden ulu çınar itiraz etmiş; ‘bu ot sizin bildiğiniz otlara benzemez bence bir kez daha düşünün’ demiş ama hiç kimse onu dinlememiş. Ayrık otuna küçücük bir yer vermişler.
Kendini bir nimetten sayan ayrık otu bu güzelliğe hemen kök salmaya başlamış. Haftalar geçmeye başladıkça ayrık otu herkesin hakkına tecavüz etmeye, bütün güllere ve güzelliklere akıl vermeye başlamış. El attığı yeri kurutmaya, kök saldığı her noktayı zapt etmeye başlayınca oranın hakimi duruma el koymak zorunda kalmış. Zira ayrık otu kimseyi tanımaz ve peşine taktığı birkaç otla beraber ona da kafa tutmaya ve onları bulundukları yerden atmaya teşebbüs etmiş. Olanları büyük bir sükûnetle izleyen ulu çınar gün geçtikçe çirkinleşen bu durum karşısında üzülmeye başlamış ama elinden hiçbir şey de gelmiyormuş. Hükümdar ayrık otunu çağırıp hesap sorduğunda ayrık otu cevaben; ‘ ben sizden daha asil ve daha verimliyim ve buranın hakimi olmak bana yaraşır artık benden üstünü yok, hadi buralardan gidin’ deyip küstahlaşınca, bu güzelliğe layık olmadığını anlamışlar. Ona yer verdikleri ve kökünden söküp atmak için de biraz geç kaldıklarını fark etmişler.
Ulu çınar hepsini toplayıp; ‘ ben size söylemiştim, hadi bundan kurtulalım kökünden söküp atalım ki dünyada bize gıpta edenler yine gıptayla baksın ve güzelliğimiz dillere destan olsun’ deyip el birliğiyle ayrık otunu bulundukları mekandan söküp atmışlar. Tabi ki onun peşinden ona uyan otlar da çekip gidince fazla zaman geçmeden o mekan eski güzelliğine kavuşmuş hatta eskisinden daha güzel ve berrak bir hâl almış. Çünkü içlerinde ayrılık tohumu eken yabancı ot da kalmamış.
galip-erdemŞimdi hemen hemen her parti kurum, kuruluş veya teşkilatı bir ayrık otu sarmış bürümüş. Her parti kurum veya kuruluşun kuruluş amacı memlekete hizmet edip güzel ve temiz insanları bünyesinde barındırmak iken maalesef ayrık otlarının sarmadığı yer kalmamış. Ayrık otlarından kurtulan her yer kendi saflığına ve güzelliğine fazla uzun sürmeden kavuşur.
Bu güzel hikaye vesilesiyle hikayenin sahibi rahmetli Galip Erdem’i de rahmet ve dua ile analım ve güzel bir sözüyle yazımızı tamamlayalım; ‘Bizler ‘dâvâ’yı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk, bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük(!) bir noksanımız olduğunu fark ettik: ‘Dâvâ’yı dağın eteklerinde unutmuştuk!? Meğer biz dâvâyı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.’
Allah hiç kimseyi nefsini davasından üstün görenlerden eylemesin.
Ayrık otlarından kurtulmak ümidiyle hayırlı haftalar.
Fatih KAPLAN 04.09.2017

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum