İnanmak ve inanmamak.

27 Şubat 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 232 Görüntüleme

 İnançlar; kişiden kişiye, dönemden döneme farklılıklar gösterebilir. Kısacası görecelidir… Yaşadığımız dünyâ üzerinde, inanç özgürlüğü diye bir kavram mevcûddur. Herkes hür irâdesi ile istediğine inanabilir ve yâhût  inanmayabilir. Ben Müslümân olabilirim. En yakın arkadaşım, akrabâm ya da yakın çevremde ki her hangi birisi; Müslümân, Hristiyan, Mûsevî; Tengrici, Şaman, Budist, Maniheist… İnançsız da olabilir. O; başka semâvî bir inanca, pagan bir inanca ya da hiçbir inanca mensûb olmak istemiyor olabilir. Olmak zorunda da değildir. Zîrâ bu durum, benim onu soyutlamamı gerektirmez, bilâkis onun yanında olmamı gerektirir. Yeri geldiği zaman dînden dem vurup, karşısındaki insanı “Kâfir” ilân edenlerin; uygunsuz yerlerde, uygunsuz biçimlerde görüldüğüne şâhîd olduk… Dînde zorlama olmadığı, Kur-ân’ı Kerîm’de Bakâra Sûresi 256. Âyet’te kat’îdir.  Hâlâ zorla birilerini inandırmaya çalışanlar: Yobaz ve dikta bir gürûhtur. 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Mert Öztaş

Meçhûle yolcu...

İlginizi Çekebilir

0 yorum