KANUNİ VE OĞULLARININ ŞAİRLİK YÖNÜ

20 Şubat 2014 0 yorum Denemeler-Makaleler 326 Görüntüleme

KANUNİNİN ŞAİRLİĞİ

Muhteşem Yüzyıl adlı dizi sebebiyle Osmanlının muhteşem yaşamına ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman dönemine ilgi arttı. Dizi, tarihi gerçekleri ve padişahın yaşamını çarpıtıyor diye çoğu kez eleştirilmişti. Son olarak Şehzade Mustafa’nın boğdurulması sahnesiyle yeniden gündeme oturan dizi, haber ve tartışma programlarından, kadın programlarına değin bir çok programda konuşulup tartışıldı.

 

Sinema ve Televizyonun kütüphanelerimizin tozlu raflarında kaybolmuş eserlere bir canlılık kazandırdığı yeniden  okuyucunun dikkatini tekrar o eserler üzerine çektiği tartışılmaz bir gerçektir. Halid Ziya Uşaklıgil’in “Aşk-ı Memnu” adlı eserinin, Reşat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü” ve “Çalıkuşu” adlı başyapıtlarının, Orhan Kemal’in Hanımın Çiftliği adlı serisinin dizisi yapıldıktan sonra bu kitaplara olan rağbet oldukça artmıştı. Hatta “Hanımın Çiftliği” adlı eser bir iki hafta çok satanlar listelerinde başta yer almıştı.

Tarihi gerçeklerden hareketle kurgulanan “Muhteşem Yüzyıl”  adlı diziden dolayı Osmanlının saray yaşamına ve devlet yönetme, padişah olma ve şehzade yetiştirme usullerine kadar birçok konu tartışıldı ve bu dizi Osmanlının ihtişamlı yaşamını yeniden ilgi odağı yaptı. Dizide Kanuni Sultan Süleyman’ın muhteşem bir sultan olmasının yanında başka vasıfları da verilmeye çalışıldı. Bu özelliklerinden biri de Sultan Süleyman’ın “şairlik” vasfıdır. Sultan Süleyman “Muhibbî” mahlasıyla şiirler yazan ve bir divanı bulunan şair padişahlarımızdandır. “Muhteşem” lakabını şairlik yönüyle de hak ettiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kanuni Sultan Süleyman babası Yavuz Sultan Selim gibi her tür şirden anlayan, âlim ve şairlere önem veren, onlarla dost olmaktan büyük keyif duyan bir padişahtı. Özellikle devrin büyük şairi Bâkî ile sıkı dostluk içinde olması şiirlerinin sağlam kaynaklardan beslenmesine vesile olmuştur.

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

Beyitiyle başlayan gazellerinde olduğu gibi adeta vecize hüvviyeti kazanmış onlarca beyiti bulunmaktadır. Bu beyitin devamında:

Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır

Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi

 

Ko bu ıyş ü işreti çün kim fenadur akıbet

Yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâat gibi

 

Olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü aded

Gelmeye bu şişe-i çarh içre bir saat gibi

 

Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî farig ol

Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi

 

Kanuni Sultan Süleyman, oğullarını da yüksek kültür ve şiir ortamı içinde yetiştirmiştir. Şehzadeleri Mustafa, Bâyezıd, Selim ve Cihangir şiirle uğraşan şehzadelerdi. Sultan Süleyman, sağlığındayken Mehmet, Mustafa ve Bayezıd’ın ölümünü görecek kadar da talihsiz bir babadır. Mustafa’yı kendisi boğdurmak zorunda kalmış, Bayezıd da şehzade Selim ile giriştiği taht mücadeleleri sonucunda İran’a sığınmıştı. Şehzade Bayezıd ve Kanuni Sultan Süleyman arasında geçen aşağıdaki mektuplaşma baba ve oğulun aslında şiir alanında ne kadar ustalaştıklarını göstermektedir:

 

Bâyezid’in mektubu:

Ey ser-a-ser âleme Sultan Süleymanum baba

Tende cânum cânumun içinde cânânum baba

Bâyezidine kıyar mısun benüm cânum baba

 Bî-günâham Hak bilür devletlü sultânum baba

 

Enbiyâ ser-defteri ya’ni ki Adem hakkıçün

 Hem dahi Mûsi ile İsi-i Meryem hakkıçün

 Kâinâtun serveri ol Rûh-ı a zam hakkıçün

Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Sanki Mecnûnam dağlar başı oldı durak

 Ayrılup bi’l-cümle mâl ü mülkden düşdüm ırak

 Dökerem göz yaşını vâ-hasretâ dâd el-firak

 Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Kim sana arz eyleye hâlüm eyâ şâh-ı kerîm

Anadan kardaşlarumdan ayrılup kaldum yetîm

 Yok benüm bir zerre isyânum sana Hakdur alîm

 Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Bir nice masumun olduğun şehâ bilmez misün

 Anların kanına girmekden hazer kılmaz mısun

Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısun

 Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Hak Taâlâ kim cihanun şâhı itmişdür seni

Öldürüp ben kulum güldürme şâhum düşmeni

 Gözlerüm nurı oğullarumdan ayırma beni

Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola

Bu meseldür söylenür kim kul günâh itse nola

Bâyezid un suçını bağışla kıyma bu kula

 Bî-günâham Hak bilür devletlü sultanum baba

 

Kanunî nin oğluna yazdığı cevap:

Ey dem-a-dem mazhar-ı tugyân u isyânum oğul

 Takmayan boynına hergiz tavk-ı fermânum oğul

 Ben kıyar mıydum sana ey Bâyezid hânum oğul

 Bî-günâham dime bari tevbe kıl cânum oğul

 

Enbiyâ vü evliya ervâh-ı a’zam hakkıçün

 Nûh ü İbrahim ü Mûsi lbn-i Meryem hakkıçün

 Hatm-ı âsâr-ı nübüvvet Fahr-ı lem hakkıçün

 Bî-günâham dime bâri tevbe kıl cânum oğul

 

Adem adın itmeyen Mecnûna sahralar durak

 Kurb-ı tâatdan kaçanlar dâima düşer ırak

 Tan degüldür dir isen vâ hasretâ dâd el-firak

Bî-günâham dime bâri tevbe kıl cânum oğul

 

Neş’et-i Hakdur übüvvet râm olan olur kerîm

 “Lâtekul üf” kavlini inkâr iden kalur yetîm

 Tâata isyana alîmdür Hudâvend-i Kerîm

Bî-günâham dime bâri tevbe kıl cânım oğul

 

 

Rahm u şefkat zîb-i îmân olduğın bilmez misün

Yâ dem-i masûmı dökmekden hazer kılmaz mısın

 Abdi âzâd ile Hak dergâhına varmaz mısun

Bî-günâham dime bari tevbe kıl cânum oğul

 

Hak reâyâ-yı muti’e râi itmişdür beni

lsterem mağlûb idem ağnama zib-i düşmeni

Hâşâlillah öldürürsem bî-güneh nâgâh seni

Bî-günâham dime bari tevbe kıl cânum oğul

 

Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola

Çünki istiğfâr idersün biz de afv itsek nola

Bâyezidüm suçını bağışlaram gelsen yola

 Bî-günâham dime bâri tevbe kıl cânum oğul

 

Şehzade Bayezıd babasına yazdığı şiirde günahsız olduğunu ve kendisini affetmesi gerektiğini babasına söyler. Bayezıd’ın mektubuna cevabî bir mektup yazan Kanuni, oğlunu affetmeye meyilli olsa da oğlunun günahsız olduğuna inanmamakta ve onu tövbeye davet etmektedir.

 Yaşar Vural

 

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum