“Kafes”ten Çıkan Ülkü

7 Ekim 2015 0 yorum Yaşar VURAL bilgi@edebice.net 425 Görüntüleme

“İnandıklarımız için mücadele ederken, düşüncelerimizi kafese tıktılar…”

 Kafes filminde Mehmet Sipahi söylüyor bu sözü. Mehmet Sipahi kişiliğine bürünmüş Lüftü Şehsuvaroğlu söylüyor aslında. Kafes filmini izlediğimde Mehmet Sipahi’nin, bu filmin hikyaye yazarı Lütfü Şehsuvaroğlu, İhsan Başkan karekterinin de Muhsin Yazıcıoğlu olduğunu ülkücü camiayı yakından tanıyan herkes gibi hemen anladım. Bu giriş bize gösteriyor ki, bu film kurgu olmakla birlikte yaşanmışlığa, somut gerçekliğe de bağlıdır.

 

Kafes filmi hakkında birçok eleştiri yazıldı. Bu eleştiriler gerek ehil elerce gerekse amatörce yapıldı. Sinema eleştirmenleri ne yazdılar henüz okuyamadım ama ülkücü camianın kalem erbablarından bazıları gerek sosyal medya üzerinden gerekse gazete ve internet sayfalarındaki köşelerinden filmle ilgili görüşlerini paylaştılar. Filmle ilgili ortak kanı, ülkücü-milliyetçi camianın derin yarası olan 12 Eylül darbe dönemini profesyonelce anlatma ve kurgulama açısından iyi bir başlangıç. Yıllarca sol bakış açısıyla anlatılan 12 Eylül Darbesinin öncesi ve sonrasını, ülkücü bakış açısıyla anlatan ilk profesyonel yaptlardan biri. “Hatırla Sevgili, Babam ve Oğlum, Bu Kalp Seni Unutur mu, Öyle Bir Geçer Zaman ki” gibi film ve dizilerde ülkücülerin sürekli kaba, nobran, kötü kalpli ve suçlu gibi gösterilmeleri bu yapımlara imza atanların ne denli vicdan ve izandan yoksun olduklarını göstermiş olmasına ragmen, bu yapımları ülkemizde milyonlarca kişi izlemiş ve bu yapımlardan olumsuz etkilenmiştir. Bu yapımların ana düşüncesi ülkücüleri kötülemek solcuları ise vatanperver, hak ve eşitlik için mücadele eden, haksızlıklara, zulümlere karşı çıkan mert kişiler olarak tanıtmak üzerine bine edilmişti.

Her şeyden önce Kafes, bu bakış açısına isyan eden, belli çevrelerce bindirilmiş, şişirilmiş yapımların tek yönlü ve sanatta hiç olmaması gerektiği kadar taraflı olduğunu kendi duruşuyla izah eden bir yapımdır. İşe önce bu açıdan bakmak gereklidir. Filmin profesyonel eleştirisini elbette sinema eleştirmenleri yapacaklardır ama ben sıradan bir izleyici olarak filmle  ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Filmin başkarakteri İsmail Hacıoğlu, profesyonelliğini yansıtmayı başarmış ve hikâye yazarı Lüftü Şehsuvaroğlu’nun kafasındaki “Mehmet Sipahi” karakterine uygun bir ülkücü profili çizmiş. Dönemin ülkücü ağabeyi ve mahalle delikanlısı karekterini çok iyi yansıtan duruş ve rol yeteneğini sergilemiş. Aynı şeyi İhsan karekteri için söylemek zor. Daha cansız ve silik gördüm İhsan Başkanı (Muhsin Yazıcıoğlu öyle miydi o zamanlar, onu hikaye yazarımız daha iyi bilir). “Mehmet Abi, kalemimi kırmışlar” diyen ve asılarak idam edilen Mustafa karakteri başarılıydı bana göre. Suçsuzluğu ve masumiyetini duruşu, jest ve mimikleriyle yansıtmayı başarmış. Mustafa’nın annesi rolünü oynayan Melda Arat’ın nedense profesyonelliğini “ülkücü anası” rolünde konuşturamadığını düşünüyorum. Mehmet Sipahi’nin mahalle çocuğu olan ve onu öldürmekle görevlendirilen sol görüşlü öğrenci rolündeki genci de zayıf bulduğumu eklemeliyim. (Sanırım yapımcı kontenjanından film ekibinde gencimiz. Yasemin Nak’ın bir yakını olmalı Janberk Nak)

Karakterler üzerine uzun uzun yazılabilir ama bu bahsi daha fazla uzatmanın gereği yok. Film müziklerine de değinmek istiyorum. Ülkücü camianın tanıdığı bir isim Volkan Sönmez ve gerçekten güzel bir iş çıkarmış Kafes için yaptığı müziklerle. Filmin dramına ayrı bir ağırlık ayrı bir vuruculuk ve etkileyicilik katmayı başarmış.

Filmin sokak gösterileri sahnelerinin eksik ve yetersiz olduğunu da eklemeliyim. Daha kalabalık ve sloganların daha dolu ve çok sesli olması ayrı bir ciddiyet ve etkileyicilik katabilirdi. Aşırı sol ve marksist, komünist grupların flama ve işaretleri üniversite koridorlarına yapıştırılmış, okulun işgal altında olduğu hissettirilmeye çalışılmış. Beyazperde.com’da Kafes filmi ile ilgili eleştiri yayımlayan site eleştirmeni, bu afiş ve logların özensiz ve dikkatsiz olduğunu yazmış. Bilemiyorum, aşırı sol ve marksist grupların sembol ve afişlerine vakıf değilim ama, filmde Ülkü Ocakları logosunun o dönemin logosu olmadığını söyleyebilirim. Zira filmde kullanılan logo iki yıl önce Ülkü Ocaklarının değiştirdiği yuvarlak içinde bozkurt logoso. Oysa o yıllarda, siyah beyaz logolar, ya da çevresi yuvarlak içine alınmamış loglar kullanılırdı. Dikkatlerden kaçan bir ayrıntı diyelim…

Filmden sonra yapılan değerlendirmelerde bir gerçeğin gözden kaçtığını fark ettim. Roman, hikaye, sinema, tiyatro gibi anlatmaya ve sahnelemeye bağlı sanat eserleri gerçeklerden hareket etse de, gerçeğin yeniden kurgulanmasıyla oluşurlar. Yani, bu eserleri doğrudan doğruya gerçeklik penceresinden değerlendiremezsiniz. Sanatçı, gerçeklerden esinlenmiş, konusunu gerçek hayattan seçmiş olabilir. Ancak, yaşadığımız hayatın somut gerçeği ile sanatçının hayal dünyasında yeniden harmanlandıktan sonra ortaya çıkan eser arasında fark vardır. Sanat eseri salt gerçeliği anlatmaz. Bu eserde sanatçının da izlenimleri, duyguları, yaratımları, hayalleri, olamasını istedikleri de vardır. O, bir tarihi metin, bir belgesel ya da bilimsel bir çalışma değildir, içinde özgünlüğü, özgürlüğü ve sanatçıya özgü heycan ve yaratımı barındıran bir sanat eseridir. Öyleyse, eserde şu neden yok, bu niye böyle, o zamanlarda böyle değildi gibi hatıra kitaplarına özgü eleştiriler sinema ve roman gibi sanat eserleri için geçerli değildir. Bu gerçeği de unutmamak gerekir.

Eksiklikler, güzel niyetleri ve hedefleri gölgelememeli elbette. Güzel bir başlangıç olmuş. Eserde eli ve emeği olan herkese teşekkür ederim. 12 Eylül sadece bedenleri değil fikirleri de kafese atmak istemiş, sadece bedenlere değil fikirlere de zulmetmiştir. Bu zulmü aşkla harmanlayıp, ülkücü  aşkıyla yücelen bir dava adamıdır tezini satır aralarına gizleyen başta filme esin ve eser kaynağı olan Lütfü Şehsuvaroğlu, yapımcı ve yönetmenleri, oyuncları tebrik ederim. Kafes’in ülkülere heyecan getirmesi ve bu yolda yeni fikirleri tetiklemesi temennisiyle…

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum