Terkîb-i bend – Ziya Paşa

11 Mayıs 2015 0 yorum Ziya Paşa 458 Görüntüleme

Terkîb-i bend

I

Sâkî getir ol bâdeyi kim mâye-yi cândır

Ârâm-dih-î akl-i melâmet-zede-gândır

 

 

Ol  mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle

Nâ-puhtelerin aklına bâdî-yi ziyândır

 

Bir câm ile yap hâtırı zîrâ dil-i vîrân

Mehcûr-i harâbât olalı hayli zamândır

 

Sâkî içelim aşkına rindân-ı Hüdâ’nın

Rindân-ı Hüdâ vâkıf-ı esrâr-ı nihândır

 

Sâkî içelim rağmına sofî-yi harisin

Kim maksadı kevser emeli hûr-i cinândır

 

Aşk olsun o pîr-î mey-i perverde-yi aşka

Kim badesi sad sâle vü sâkîsi civândır

 

Pîr-i meye sor mes’elede vâr ise şüphen

Vâizlerin efsâneleri hep hezeyândır

 

Ben anladığım çerh ise bû çerh-i çep-endâz

Yahşi görünür sûreti ammâ ki yamândır

 

Benzer felek ol çenber-i fânûs-i hayâle

Kim nakş-ı temâsîli serî’-ül-cereyândır

 

Sâkî bize mey sun ki dil-î tecrübet-âmûz

Endîşe-yi encâm ile vakf-i helecândır

 

İç bâde güzel sev var ise akl ü şuûrun

Dünyâ var imiş yâ ki yoğ olmuş ne umûrun

 

IV

Bir katre içen çeşme-yi pür-hûn-i fenâdân

Bâşın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan

 

Âsûde olam dersen eğer gelme cihâna

Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazâdan

 

Sâbit-kadem ol merkez-i me’mûn-i rızâda

Vâreste olup dâire-yî havf-ü recâdan

 

Dursun kef-i hükmünde terâzî-yi adâlet

Havfın var ise mahkeme-yî rûz-i cezâ’dan

 

Her kim ki arar bû-yi vefâ tab’-ı beşerde

Benzer ana kim devlet umar zıll-i hümâdan

 

Bî-baht olanın bâğına bir katresi düşmez

Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan

 

Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar

Rencide olur dîde-yi huffâş ziyâdan

 

Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer

Râhat yaşamış var mı gürüh-i ukalâdan

 

Hail etmediler bu lûgazin sırrını kimse

Bin kaafile geçti hükemâdan fuzalâdan

 

Kıl san’at-ı Üstâd’ı tahayyürle temâşâ

Dem urma eğer ârif isen çûn ü çerâdan

 

İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez

Zîrâ bu terâzî o kadar sikleti çekmez

V

Dehrin ne sefâ var acebâ sim ü zerinde

İnsan bırağur hepsini hîn-î seferinde

 

Bir reng-i vefâ var mı nazar kıl şu sipihrin

Ne leyl ü nehârında ne şems ü kamerinde

 

Seyr etti hevâ üzre denür taht-ı Süleyman

Ol  saltanatın yeller eser şimdi yerinde

 

Hür olmak eğer ister isen olma cihânın

Zevkinde sefâsında gamında kederinde

 

Cânân gide rindân dağıla mey ola rîzân

Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde

 

Hayr umma eğer sadr-ı cihân olsa da bi’l-farz

Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde

 

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim

Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde

 

Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât

Bin türlü teseyyüb bulunur hânelerinde

 

Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-yi aklı eserinde

 

Ben her ne kadar gördüm ise ba’zı mazarrat

Sâbit kademim yîne bu re’yin üzerinde

 

İnsâna sadâkat yakışır görse de ikrâh

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

 

VI

Gadr ide reâyâsına vâlî-yi eyâlet

Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezâlet

 

Lâyik midir insân olana vakt-i kazâda

Hak zâhir iken bâtıl için hükmü imâlet

 

Kaadî ola da’vâcı ve muhzir dahi şâhid

Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet

 

Ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin

Birkaç kuruşa müddet-i ömrünce hacâlet

 

Lâ’net ola ol mâle ki tahsiline ânın

Yâ dîn ola yâ ırz u ya nâmûs ola âlet

 

Âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı

İnsanlığa insanda budur işte delâlet

 

İnsân ana derler ki ide kalb-i rakîki

Âlâm-ı benî nev’i ile kesb-i melâlet

 

Âdem ana derler ki garazdan ola sâlim

Nefsinde dahî eyleye icrâ-yi adâlet

 

Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hiyânet

Mürşid sanılır vehlede eshâb-ı dalâlet

 

Ekser kişinin sûretine siyreti uymaz

Yâ Rab bu ne hikmettir İlâhî bu ne hâlet

 

Ümmîd-i vefâ eyleme her şahs-ı dağâlda

Çok hâcıların çıktı haçı zîr-i bağâlda

 

VIII

Her şahsı harîm-î Hak’a mahrem mi sanırsın

Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın

 

Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın

Âdem görünen harları âdem mi sanırsın

 

Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar

Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın

 

Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî

Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın

 

Kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek

Sen kendini düstûr-i mükerrem mi sanırsın

 

Ey müftehir-î devlet-i yek-rûze-yi dünyâ

Dünyâ sana mahsûs ü müsellem mi sanırsın

 

Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan

Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın

 

En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun

Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın

 

Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın

Ey gonce bu cem’iyyeti her dem mi sanırsın

 

Nâ-merd olayım çarha eğer minnet edersem

Çevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın

 

Ailaah’a tevekkül edenin yâveri Hak’tır

Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacaktır.

 

IX

Pek rengine aldanma felek eski felektir

Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir

 

Yâ bister-i kemhâda ya vîrânede can ver

Çun bây ü gedâ hâke berâber girecektir

 

Allaah’a sığın şahs-ı halimin gazabından

Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir

 

Yaktı nice canlar o nezâketle tebessüm

Şîrin dahi kasd etmesi câna gülerektir

 

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zer-düz palan ursan eşek yine eşektir

 

Bed-mâye olan anlaşılır meclis-i meyde

İşret güher-i âdemi temyize mihektir

 

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

 

Nâ-danlar eder sohbet i nâ-danla telezzüz

Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerektir

 

Afv ile mübeşşer midir eshâb-ı merâtib

Kaanûn-i cezâ âcize mi hâs demektir

 

Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz

Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir

 

İmân ile dîn akçedir erbâb-ı gınâda

Nâmûs ü hamiyyet sözü kaldı fukarâda

 

X

İkbâl için ahbâbı siâyet yeni çıktı

Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıktı

 

Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı

Nâmûs tamâm oldu hamiyyet yeni çıktı

 

Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zarâfet

Dil-dârdan ağyâra şikâyet yeni çıktı

 

Sâdıkları tahkîr ile red kaaide oldu

Hırsızlara ikrâm ü inâyet yeni çıktı.

 

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi

Hâinlere ammâ ki riâyet yeni çıktı

 

Evraak ile i’lân olunur cümle nizâmât

Elfâz ile terfîh-i raiyyet yeni çıktı

 

Âciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhî

Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı

 

İsnâd-ı taassub olunur merd-i gayûra

Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıktı

 

İslâm imiş Devlete pâ-bend-i terâkki

Evvel yoğidi işbu rivâyet yeni çıktı

 

Milliyyeti nlsyân ederek her işimizde

Efkâr-ı Firenge tabaiyyet yeni çıktı

 

Eyvâh bu bâzîçede bizler yine yandık

Zîrâ ki ziyân ortada bilmem ne kazandık.

 

              XII

Her millet için birdüzüye adlini âm et                           

Fikr-İ gazab-İ Hazret-i Ma’bûd-ı Enâm et

 

Bevvâl-i Çeh-İ Zemzem’i lâ’netle anar halk

Sen Kâ’be gibi kendini hürmetle be-nâm et

 

İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada

Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et

                                                                                        

Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş

Tazyî’-i nefes eyleme tebdîl-i makaam et

 

Avrat gibi mağlûb-i hevâ olma er ol er

Nefsin seni râm etmeye sen nefsini râm et

 

Mânend-i şecer nâbit olur sâbit olanlar

Her kangı işin ehli isen anda devâm et

 

Noksanını bil bir işe yâ başlama evvel

Yâ başladığın kârı pezîrâ-yi hitâm et

 

Uğrarsa sabâ râhın eğer semt-i Iraak’a

Bağdâd iline doğru dahî azm ü hirâm et

 

Merdân-ı suhandânı ziyâret edip andan

Âdâb ile git ravza-yı Rûhî-ye selâm et

 

Tahsînini arz eyleyip evvelce Ziyâ’nın

Bu beyti huzûrunda oku hatm-i kelâm et

 

Meydân-ı suhanda yoğ iken sen gibi bir er

Bir şâir-i Rûm oldu sana şimdi berâber

 

                             Ziya Paşa

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Marş

317 Görüntüleme

0 yorum