Asrın “Yesevi”si

31 Aralık 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 430 Görüntüleme

ASRIN YESEVİ’Sİ

seyyid-ahmet-arvasi
Türkiye cumhuriyeti kurulmuş fakat kurulduğu günden sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünü takip eden yıllarda, kuruluş felsefesinde olan bazı hedeflerinden kopartılmak istenmiştir. Bu hedefler arasında en dikkate şayan olanı da MİLLİYETÇİLİK’tir.
Türk devletinin etrafını kara bulutlar sarmaya başlamışken ve etrafına ateş çemberi örülmeye başlandığı günlerde karanlıkları yırtan bir ses yükselir ve haykırır; ‘ İslam dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk devleti ve Türk milleti olmuştur.’ der ve mücadelesine başlar büyük düşünür; Seyyid Ahmet Arvasi.
Dünya yaratıldığı günden beri belli olan taraflar yine o günde bellidir ve o hakkın tarafında ceddinin, soyunun izindedir. Canla başla memleketi gezer dolaşır, kitaplar yazar, konferanslar verir. Gençlik ona tutulmuş o ise milletine aşık olmuştur. Bu onun genlerinde vardır ve damarlarında dolaşan asil kan onu milletine hizmet etmeye zorlar. Zaten istese de onu yaratan ilahi güç onu başka yöne döndürmez. Gün gelir aç kalır, gün gelir çocukları aç kalır fakat o yılmadan hak bildiği yolda yürür. Davasına halel getirmez, inandığı değerler uğruna gözünü budaktan dilini bıçaktan esirgemez. Türk- İslam ülküsünün temel ideolojisinin sınırlarını çizer ve ne Türk’ü İslam’dan ne de İslam’ı Türk’ten ayırmaz. Bir kez daha yineler ve Türk milliyetçilerine rehber olarak “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur.” diyerek sahte ümmicilere ve sahte yüzler ardında Türk düşmanlığı yapanlara etle tırnağın nasıl bir bütün olduğunu haykırır. Yıllarca hakkın izinden ayrılmayan bu insanı hiçbir düşmanı üzemez, yıldıramaz. İşi zorlaştıkça o zevk alır ve Allah’ın hiçbir güzelliği zahmetsiz vermeyeceğini bilir.
Gün gelir ona ve düşüncesine düşman olanlar onu kahpe bir Eylül’le susturmak isterler. Sizce susmuş mudur? Hayır, susmaz ama onun tuhafına giden bir durumu da kitabında yazmadan edemez ve özetle der ki; “Biz dışarıda İslam adına savaş verirken içeriye bizden başka İslam adına girenler vardı. Fakat içeride gördüm ki o arkadaşlar onları yok etmek isteyenlere karşı daha hürmetkar ve daha sıcaktılar. Onlara gösterdikleri hürmet ve alakayı bizlere asla göstermiyorlardı. Bu benim çok tuhafıma ve ağırıma gitmiştir.”  İçi sızlasa da gördüğü durum budur.
Mücadelede ne zindan ne de yokluk engelini tanımaz. Son nefesine kadar hak bildiği yoldan dönmez ve ardından gelen milyonlara da güzel bir tespit bırakır:
“Kendini Allah ve Resulü’nün davasına adamış, sırf Allah rızası için canını, malını ve mevkiini, din ve devleti, mülk ve milleti için fedaya hazır, şanlı, mukaddes, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde dövüşen, nefsini düşünmeyen ve ülküsüne fani olmuş yiğitlerdir. Onlar büyük ve şanlı tarihimizin doğurduğu, Allah ve Resulü’nün hizmetine sunulmuş ve küfrün bütün oyunlarını bozan, cesaretini kıran, yolunu kesen kadrolardır. Bunlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, Allah yolunda savaşanları kınayanların kınamasına aldırmayan yiğitlerdir. Bu nesil Allah’ın İslam âlemine ihsanıdır” diyerek peşinden gelenleri tarif etmiştir.
Hayatında hiçbir engel tanımayan büyük dava adamı Seyyid Ahmet Arvasi’yi hürmetle anıyoruz. Allah mekânını cennet eylesin.
Fatih KAPLAN 01.01.2017

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum