TÜRKÇE PROGRAMI VE DERS KİTAPLARINDA DİLİMİZİN YABANCILAŞMASINA BAKIŞ

30 Mart 2013 0 yorum Dil ve Anlatım 337 Görüntüleme

*YENİ İLKÖĞRETİM (6-8) TÜRKÇE PROGRAMI VE DERS KİTAPLARINDA DİLİMİZİN YABANCILAŞMASINA BAKIŞ

Atatürk’ün bizlere vasiyet olarak bıraktığına inandığım “Türk dilini yabancı diller boyunduruğundan kurtarmak” hedefine, bugün her zamankinden daha fazla uzağız. Türk Dil Kurumu’nun kurulmasından sonra başlayan dil çalışmalarının en önemli ayağı Türkçedeki yabancı kelimelerin etkisini azaltmak ve dilimize giren yabancı kelimelere karşılıklar üretmekti. 1970’li yıllara kadar doğu dillerinden dilimize giren kelimelere karşılık bulmaya çalışan Türk Dil Kurumu, batıdan dilimize giren kelimeler konusunda herhangi bir çalışma içine girmemişti. ( Zülfikar 2007: 107) Ancak 70’li yıllardan sonra batıdan gelen kelime sayısındaki hızlı artış karşısında, bu kelimelere de Türk Dil Kurumu tarafından karşılıklar önerilmiş ve bu tutum günümüze kadar süregelmiştir.

Özellikle 1980’li yıllardan sonra çeşitli ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerin de etkisiyle batıdan dilimize geçen kelimeler korkunç boyutlara ulaşmıştır. Diller arasındaki normal kelime alış verişinden farklı olarak, bu durum daha ziyade Türkçenin yabancı dillerin istilasına uğraması şeklinde tarif edilebilir. Dildeki bu ölçüsüz yabancılaşma birçok dil bilimciyi ve dil hassasiyeti taşıyan kişileri endişelendirmektedir. Türk Dil Kurumu, kullanım sahasına insin inmesin bütün yabancı kelimelere karşılıklar önermektedir. Kullanım sahasına inen yabancı kelimelerin yerine önerilen Türkçe kelimelerin, millet tarafından benimsenip kullanıldığı pek söylenemez. Ancak henüz dilimize yerleşmemiş, belli çevrelerce kullanılmaya başlanılan yabancı kelimeler yerine, önerilen Türkçe kelimelerin kullanılmasını teşvik etmek ve milleti bu kelimeleri kullanmak için bilinçlendirmek gerekmektedir. Çünkü gerek akademik çevrelerce, gerekse yazılı ve görsel basında yabancı kelimelerin kullanılıp, bunların yerine önerilen Türkçelerinin kullanılmaması, dışarıdan dilimize geçen yabancı kelimelerin daha çabuk benimsenmesine ve hızla yayılmasına yol açmaktadır. Belirli bir kesimin kullandığı kelimeler olmaktan çıkıp milletin genelinin kabulünü gören kelimeler, dile iyice yerleşmektedir. Dile kök salan bu yabancı kelimelere karşılık, önerilen Türkçe kelimeler doğal olarak milletin düşüncesinde ve dilinde yer bulamayacaktır.

Yabancı kelimelere karşılık olarak önerilen Türkçe kelimelerin tabandan itibaren benimsenmesi ve kelimelerin kullanım sahasına inebilmesi için toplumun bu konuya duyarlı bütün kesimlerine önemli görevler düşmektedir. İşte tam bu noktada yeniİlköğretim Türkçe (6-8) Öğretim Programına değinmek istiyorum. Bilindiği gibi son 4-5 yılda millî eğitim sistemimizde köklü değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan birisi İlköğretim yönetmeliğinin ve buna bağlı olarak bütün derslerin öğretim programlarının değiştirilmesidir. Bu derslerin arasında konumuzla ilişkili olması açısında Türkçe Öğretim Programı’ndaki bazı değişikliklere değinmek istiyorum. 2006 yılında yayınlanan “İlköğretim Türkçe Dersi 6,7,8. Sınıflar Öğretim Programı”nın “Konuşma” alt başlığına 6. madde başı numarasıyla şu kazanım eklenmiştir: “Yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin yerine Türkçelerini kullanır.” Daha önce yürürlükte olan İlköğretim Türkçe Programı’nda (26 Ekim 1981 tarih ve 2098 sayılı Tebliğler Dergisi) yabancı kelimelerin Türkçe karşılıklarını kullanmak konusunda herhangi bir kazanım ya da davranış bulunmamaktaydı. Yeni Türkçe Öğretim Programı’na bu açıdan bakıldığında, programı hazırlayan akademisyenlerin, dilimizin bu alandaki sıkıntısının farkında oldukları ve daha ilköğretim çağından itibaren Türk çocuklarına dil sevgisinin, dil bilincinin aşılanması gerektiğine inandıklarını söyleyebiliriz.

Yeni Türkçe Öğretim Programı’na göre hazırlanan ilköğretim 6-8. sınıflar ders kitapları ve öğrenci çalışma kitaplarında yukarıda bahsettiğimiz “Yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin yerine Türkçelerini kullanır” kazanımından hareketle dilde yabancılaşmaya dikkat çeken okuma parçalarına ve etkinliklere yer verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim okulları 8. sınıf için dağıttığı Türkçe Ders Kitabı’nda “Sevgi” teması içinde “Dil Sevgisi, Dil Bilinci” adlı bir okuma parçasına yer verilmiştir. ( Mustafa Kurt vd.2008: 47) Mehmet Başaran’ın yazdığı deneme, ünlü Fransız yazar Albert Camus’un “Benim gerçek yurdum Fransızcadır, ana dilimdir” sözüyle başlıyor. Dili “yurt”la özdeşleştiren yazar Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” sözüyle bu görüşünü destekliyor. Yazar, yazısının geri kalan kısmında Türkçe denince akla ilk gelen şairlerin meşhur sözlerinden örnekler vermiş. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Bu dil ağzımda anamın sütüdür” ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Türkçem, Benim ses bayrağım” diye abideleşen sözlerinin ardından, Ziya Gökalp’in “Kendine Doğru” adlı şiirinden alınan

“Başka dile uymaz annenin sesi,
Her sözün ararsan vardır Türkçesi!”

mısralarıyla yazısına devam etmiş. Kendi dilimizle açıklayamayacağımız hiçbir meselenin ve gerçeğin olmadığını vurgulayan yazar, yazısının sonunda Rıfat Ilgaz’ın “Türkçemiz” adlı şiirine yer vermiş.

Ders Kitaplarıyla beraber verilen öğrenci çalışma kitaplarında işlenilen parça ile ilgili etkinlik örnekleri yer almaktadır. Yukarıda bahsettiğim “Dil Sevgisi, Dil Bilinci” adlı okuma parçası için düzenlenen etkinlikler de gerçekten güzel hazırlanmış. Konuya hazırlık olması açısından, Öğrenci Çalışma Kitabı’nın bu parça ile ilgili 1. etkinlikte bazı afişlere yer verilmiş. Bunlardan birisi “Bunları Biliyor Musunuz?” başlığını taşıyan afiş. Bu afişte şu bilgilere yer veriliyor:

“Bir çok Batı ülkesinde dükkânlara ve çocuklara yabancı isim vermenin yasak olduğunu,

Türkçenin on bin yıllık geçmişi ile dünyanın en eski ve en üretken bilim dili olduğunu,

Dildeki bu hızlı yozlaşma ile gelecekte çocuklarımıza bırakacağımız güzel kelimeler kalmayacağını,

Büyük bir ulusu yok etmek için önce dilinin yok edildiği.”

“Dilinizden Utanmayın!” başlığını taşıyan afişte ise Türkçede son yıllarda yaşanan kirlenmenin ciddi boyutlara ulaştığı anlatılıyor. Öğrencilerin dil konusuna duyarsız kalmamaları ve son yıllarda dilimizde yaşanan yozlaşma ve yabancılaşmayı fark etmeleri açısından “Dil Sevgisi, Dil Bilinci” adlı okuma parçasının oldukça önemli katkılarının olduğunu düşünmekteyim. Çünkü bu parçayı öğrencilerimle işledikten sonra öğrencilerimin bu konuya daha duyarlı olduklarını ve her şeyden önce sorunun basit bir konu olmadığını, ülkemizin en az diğer sorunları kadar önemli olduğunun farkına vardıklarını gördüm. Konuyu işlerken güncel örnekler vermek suretiyle öğrencilerin dikkatini daha canlı tutabildiğimi fark ettim. Ülkemizdeki birçok insan gibi öğrencilerim de, her gün önlerinden geçtikleri iş yerlerinin adlarının neden yabancı olduğunu sorgulamamışlar hatta buna dikkat bile etmemişlerdi. Ancak bu parçayı işlediğim günden beri öğrencilerimin gözleri, iş yeri tabelalarında, sokak adlarında ve adı yabancı olan ne kadar nesne varsa onlara takılı kaldı. Şimdi küçücük dimağlarında bu işin neden böyle olduğunu sorgulamaya başladılar.

Türkçenin içine düşürüldüğü bu durumu sadece 8. sınıf öğrencilerim değil, 6. ve 7. sınıfa devam eden öğrencilerim de sorgulamaya başladılar. Çünkü yukarıda bahsettiğim “Yabancı dillerden alınmış, dilimize henüz yerleşmemiş kelimelerin yerine Türkçelerini kullanır” kazanım maddesi doğrultusunda 6. ve 7. sınıf ders kitaplarında da bu konuya değinilmiştir. Yine Millî Eğitim Bakanlığı’nın dağıttığı 7. sınıf Türkçe ders kitabının “Atatürkçülük” temasında “Atatürk’ün Türk Diline Verdiği Önem” adlı okuma parçasına yer verilmiştir. (Banu Yangın 2008: 33) Ahmet Mumcu’nun kaleme aldığı makalede Atatürk’ün Türk dili hakkındaki görüşlerine yer verilmiş, dilin millet hayatındaki önemine değinilmiştir.

6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı’nda dil konusunu işleyen bir parçaya yer verilmemekle birlikte başka okuma parçalarının etkinlikleri içinde dilimizin yabancılaşması konusuna değinilmiştir. (Ahmet Kapulu vd. 2008: 78) “Bilim ve Teknoloji” teması içinde yer alan “Geleceğin Dünyası” adlı okuma parçasına ait şu etkinlik öğrencilerin konuya dikkatinin çekilmesi açısından kayda değerdir:

Aşağıdaki metinde geçen yabancı kelimeleri Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.

Spiker ‘show başlıyor’ deyince çocuklar computerlerinin başına geçtiler. Bütün becerilerini sergileyerek resimleri scannere aktardılar. Resimler üzerinde mouselarıyla birçok değişiklik yaptılar. Showun sponsoru olan marketin sahibi yarışmayı kazananlara birer printer hediye etti”

Dilimize yoğun bir biçimde giren yabancı kelimelerin dilimiz için önemli bir tehdit oluşturduğu artık kabul edilmelidir. İlköğretim Türkçe öğretim programına, yabancı dillerden dilimize giren kelimelerin Türkçe karşılıklarının kullanılması ile ilgili kazanımlar eklenmesi önemli bir gelişmedir. Ancak bu yeterli değildir. Ülkemizde kağıt üzerinde bir çok yasanın, yönetmeliğin var olduğunu ve birçok kez bu kanun maddelerinin uygulanmadığını görürüz. Programın içine böyle bir maddenin eklenmesi bizler için önemli bir kazanç olmakla birlikte bunu yeterli görmemeliyiz. Bu konu sadece ilköğretimde değil, lise ve dengi okullarda, üniversitelerde, yaygın eğitim kurumları ile özel okul statüsünde bütün dershane ve benzeri kuruluşlarda işlenmeli ve bu konu üzerinde önemle durulmalıdır. Ayrıca dilimizin yabancılaşması meselesine sadece Türkçe derslerinde değil bütün derslerde vakit ayrılmalıdır. Özellikle her konuda olduğu gibi bu konuda da öğrencilerimize örnek olacak olan öğretmenlerimizin; daha özenli konuşmaları, dilimize yeni girmiş ancak henüz yerleşme imkanı bulamamış kelimeleri kullanmaktan özellikle kaçınmaları, bu kelimeleri kullanan öğrenciler varsa bu öğrencileri de uygun bir dille uyarmaları çok önemlidir. Toplumda daha donanımlı, bilgili, kültürlü görünmek kaygısıyla sağdan soldan duyduğu bir iki yabancı kelimeyle konuşma hastalığına bazı öğretmenlerimizin de kapılmış olduğunu görmekteyim. Her şeyden önce insanın kültürlü olmasının en önemli ölçütlerinden birinin, kendi dili ve dilinin kurallarıyla konuşmak olduğunun bilinmesi gerekir. Karşımızdaki insanların, konuştuğumuz yabancı kelimelerle bizi daha iyi anlayacağını, bizi beğeneceğini veyahut bizi takdir edeceğini düşünmek çok büyük bir saflıktır. Bu yanılgıya düşmemek için, ana kucağı sıcaklığındaki ana dilimizin bizlere ikram ettiği kelimelerle konuşmaktan vazgeçmeyelim.

Ben, daha ağızlarında ana sütü kokan öğrencilerimin kafalarında bir dil şulesi yaktığıma inanıyorum. Ana dilleriyle dünyayı henüz kavrayan, çevresinde olup bitenleri, yaşadıklarını, hissettiklerini, duygularını daha yeni yeni ifade etmeye başlamış olan bu yavrularımızın, bir yuva sıcaklığı gibi dilimizin sıcaklığına ihtiyaçları vardır. Yazılı ve görsel basında her gün yüzlercesine şahit olduğumuz dil katliamından, dilimizin yabancılaşması hususunda gösterilen duyarsızlık ve aymazlıktan uzak, onlara taze baharlar gibi dupduru bir Türkçe ile kucak açalım. Gönül sarayımızdan kaynağını alıp dilimizin pınarları ile saçılan sevgimizi, Türk çocuklarının gönüllerine en güzel Türkçemizle zincirden bir halka gibi bağlayalım. Kökü mazîde olan nesiller vasıtasıyla “ses bayrağım”ızı daha nice bin yıllar uygarlığın burçlarında dalgalandırmak için dilimizin yeni nesiller tarafından en iyi şekilde kullanılmasını sağlayalım. Kendi dilini küçümseyenlere inat, büyük bir milletin elbette büyük dili olur anlayışıyla dilimizi hak ettiği saygınlığa kavuşturalım. Çünkü dünya kültür mirasına binlerce eser bağışlamış bir büyük dil, bu “saygınlığı” fazlasıyla hak ediyor.

Yaşar VURAL

 

*Türk Dili dergisi Ağustos-2009 sayısında yayınlanmıştır

Kaynakça:

Ahmet Kapulu ve diğerleri (2008), İlköğretim Türkçe 6 Öğrenci Çalışma Kitabı, Koza yayın Dağ. A.Ş. Ankara

Banu Yangın ve diğerleri (2008), İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı, Pasifik Yay. Ankara

Mustafa Kurt ve diğerleri (2008), İlköğretim Türkçe Ders Kitabı 8, Batu Yayıncılık, İst.

Zülfikar, Hamza (2007), “Türk Dil Kurumunca Batıdan gelen kelimelere Karşılıklar Bulma ÇalışmalarındaYapılan Uygulamalar”, Türk Dili, 667: 106-135)

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum