MEVLANA, SEMA VE YILDIZ OLMA

18 Aralık 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 342 Görüntüleme

284-konya-mevlana--konya-mevlana“Aşk hesaba gelmez sevgidir.”

Beşer, insan olana kadar şahsiyetinden habersizdir. Hemcinslerine bakarak kendini arayan beşer, ne zaman kendine bakar ve nefsini görürse o vakit şahsiyetini bulur. İnsan mertebesine uruc eder ki bu mertebe sürekli zata bakmayı gerektirir. O vakit “Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen” sırrına vakıf olur. Kuşkusuz bu sırrı Şeyh Galip Dede, Hazret-i Mevlana’dan derç etti.

Zata bakma, zatını görme insan olmanın ilk evresidir. Öyle ki bu evreye ulaşan kişi, devran eyleyen âlemleri anlar. Yerini ve makamını görür. Büyüklükten, kibirden, çaka satmadan elini eteğini çeker. Vakur bir eda ile devran eyleyen âlemleri, kalp gözüyle izlemeye koyulur. Bu vakurâne bakış, zata bakıştır. Daha ötesi zatı duyuştur. Hazret-i Mevlana, kendini dinlemeye gelenlere demiştir ki “Eğer cemalimizin güzelliğine geldiyseniz gelmeyin, sözümüzün güzelliğine geldiyseniz de gelmeyin; zira ne yüzümüz ne sözümüz biz de kalıcı değildir. Gelirseniz zatımız için gelin; kalıcı olan odur.”

Zatını duyan kişi, gönlünü görmeye başlar. Gönlün enginliğine açılınca da karşısına “zübde- âlem” olan kişiliği çıkar. Zira gönül, yere göğe sığmayan Mevla’nın sığabileceği bir evrendir. O vakit kişi; “Bana sığar iki cihan ben bu cihana sığmazam” der Nesimi gibi. Bu uçsuz bacaksız gönül âleminde kişi, kendi yolculuğunu başlatır. Bu yolculuk kişilik bulma, kendini tanıyıp şahsiyet olma yolculuğudur. İnsana ve insanlığa dair her şeyi, kişi kendi gönlünde görebilir. Kişi, kendi yolculuğunda gönlünün karanlıklarını, aydınlıklarını bulur. Gönlünde sonsuzluğu bir katre de olsa tadar ve ölümsüz olan yanını anlar.

Gönlün büyüklüğü ve karanlıkları kişinin içini üşütecektir kuşkusuz. Belki de yolculuğu yarım bıraktıracaktır bu katı soğukluk. Isınmak için güneşler gerektir gönle. Yunus, gönle gerekli olan güneşin ne olduğunu yalın bir dille belirtir:

“İşitin ey yarenler

Aşk bir güneşe benzer

Aşkı olmayan gönül

Misali taşa benzer”.

Gönlün taş gibi soğukluğunu ısıtacak ısı ve karanlığını aydınlatacak ışık aşktadır. Bu sebeple Mevlana’nın dediği gibi “hesaba gelmez sevgi” lazımdır, uçsuz bacaksız gönül âlemini ısıtmaya ve ışıtmaya.

“Hesaba gelmez sevgi”ye ulaşan gönül, evreninde yıldız olmaya kalkar. Ki zatını bulan kişi zaten yıldızlığının farkına varmıştır. Ol dem Hazret-i Mevlana gibi kişi, semaya kalkar. Aşkın ateşiyle yanmaya ve kâinatın ihtişamıyla dönmeye başlar. Gönlünden feleklere yol bulan kişi, açar ellerine ve semaya durur. “Devrana durup seyran edelim” sözünce döner de döner. Artık semazen yıldızı olmuştur gönlünün. Gözlerini yumup gönül âleminden göğün âlemlerine doğru yol alır.

Son sözü Hazret-i Mevlana’ya bırakalım ve bakalım ne diyor: “Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin özünde vardır. İnsan kendisini yaratanı nasıl sevmeyebilir? Bu sevgi onun özündedir; fakat bir takım engeller bunu duymasına mani olur. Her şeyin sonu O’na varır. Yani insan artık her şeyi Allah için severse, başkası için O’nun talebinde bulunursa ve bu aşk böylece Allah’ta nihayetlenirse, sonunda Hakk’ın zatını da bulur”.                                                                                                                     

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum