Adı Muhammed

29 Mart 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 282 Görüntüleme

yırtık-ayakkabı

Değerli okuyucu,

Sana bir anıdan ziyâde bir yangının zamanla ve mekânla birleşerek insan ruhuna dokunduğu ve orada bir şey bıraktığını anlatacağım. Onu gördüğümde artık yorgunluğumu hissetmeye başlamış, “Çocuklar durun bir dakika, sen de dur bir.” diyerek kendimi koşturmacadan soyutlama gayreti içine henüz girmiştim. Bir çocuk ikinci şekeri neden istemezdi? Eline verdikleri şekeri ben yedim diyerek ısrarla geri uzatıyor, sonra kendi halinde dolanıyordu sahanın içinde. Oysa herkes mutlu ve ikinci şekerin peşindeydi. Ağabeyler, kardeşler top oynuyor, ablalar kızların saçlarına toka takıyordu. İki kız çocuğu da benim yanıma gelerek telefonumla fotoğraf çektirmek istediler. Çektik, onu kaybettim. Kalabalık başımı döndürürken yorgunluk hissime savaş açmış onu arıyordum. Yüzünü seçtim, çocukları, ağabeyleri geçtim, yanına vardım. Ayakucuma düşen topu eğilip alırken –ki belki benimle oynardı- ayaklarının farkına vardım. Yetimlik yüzüme ayaz gibi değdi, yüzümden bir hissi, bir hevesi aldı götürdü. Bilmiyorum, suratım nasıl bir hal aldı, bana ne oldu. Doğrulduğumda gözlerine bakamadım o delikanlı çocuğun, ben paramparça olmalıydım ama o ayakkabılar sağlam olmalıydı, çünkü ben üşüyordum ve muhtemelen o benden daha çok üşüyor, belki utanıyordu. Çocukluğum yanımda bitiverdi. Burada ne işi  var diyemedim. Elini tuttum, birlikte topu ona uzattık.

-Oynayalım mı?

Yalnız yüzümüze baktı. Çocukluğumu süzdü mahcup gözleriyle, belli ki benimle değil onunla oynamak istedi. Baş başa kalsınlar diye çektim kendimi. Bir süre sessizce oynayıp sonra gülüştüler. Bu çocuk kimdi? Parmakla gösteriyor, soruyor, arıyordum. Babası Türkmen’di onu öğrendim. Yetimdi ki zaten biliyordum. Gözleri iri ve yeşil, dirsekleri kararmış, ayak parmaklarını gösteren o kahrolası yokluk ve annesi ile yaşıyordu. Ben bu bilgileri sağdan soldan toparlarken onların keyfi yerinde, anlaşıyor, gülüşüyor, konuşuyorlardı. Merakım haddini aşıyor, muhabbetlerini kıskanıyordum Kalabalık bir sis gibi dağılıyordu gözlerimin önünden, dağıldıkça onlar netleşiyordu. Bir yaranın tırnaklandığını duyuyordum. Bir çığlık kopuyordu can acısıyla içimden. Neden? Belki bir saatte günlerce izledim onları. İkinci şekeri ikisi de kabul etmiyordu. Onu artık tanıyor ama kim olduğunu da bilmiyordum. Merakımın ilk hamlesi karşısında oyunu bitirip, dostu ile vedalaşan çocukluğumu buldu.

-Adı Muhammed.

Sonraki günlere uyandım mı bilmiyorum. Artık cezbe ile  de iflah olmazdım.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum