Türk Edebiyatında Batılılaşmayı Konu edinen 17 Roman Okuması

Türk Edebiyatında Batılılaşmayı Konu edinen 17 Roman Okuması

Serkan GÖKBULUT*

Tanzimat’ın ilanından sonra özellikle siyasal anlamda gerçekleşen yenilik hareketleri toplumsal anlamda da değişikliği getirmiştir. Bu anlamda Tanzimat siyasal anlamda yeniliği getirirken toplumsal anlamda medeniyet değişikliğini de beraberinde getirir. Batılı anlamda gelişen her şeyi almak bu dönemde moda olmuştur. Bu nedenle Tanzimat dönemindeki kozmopolitleşme moda merakını da beraberinde getirmiştir. Tıpkı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi ‘‘Bizim Batılılaşmamız, Çinlinin pantolon yapımına benzer. Yırtığıyla, söküğüyle, eksiklikleriyle aynen alıp giymişiz.’’ Giymişiz; çünkü modaya ayak uydurmak için… ‘‘İstanbul, bu devirde kahve bakkallarıyla Rum, modası ile Fransız, paltosu ile İngiliz, biralarıyla Alman, musikisiyle İtalyan ve İspanyol bekçi ve hamalı ile Türk bir İstanbul.’’  Bu konuda bir serzenişte bulunan Ziya Paşa şöyle demektedir:

‘‘Milliyeti nisyan ederek her işimizde

Efkâr-ı Frenge tebabiyyet yeni çıktı.’’

               İşte Tanzimat’la başlayan bu süreçte, Türk ailelerinin bu yaşam tarzından etkilenerek Batı’ya özendikleri görülmektedir. O devirde batılılaşmak medeniyet göstergesi olduğu için Batı’ya karşı eziklik duygusu da hissedilmiştir. Ziya Paşa bu durumu şöyle belirtir:

‘‘Diyar-ı küfrü gezdim beldeler keşâneler gördüm

Dolaştım mülk-i İslâmı bütün virâneler gördüm.’’

Oysa batı medeniyeti Mehmet Âkif’e göre tek dişi kalmış canavardır:

‘‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.’’

  
Millî Edebiyat devrinde Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde en çok işlediği konulardan biri olur çarpık Batılılaşma. Bahar ve Kelebekler adlı hikâyesinde ”Frenklik bir veba gibi içimize girmiş, yanaklarımızın allığını, dudaklarımızın tebessümünü silmiş feracelerimizi parçalamış, pabuçlarımızı atmış, parmaklarının bir mercan gibi parlatarak güzelleştiren kınalarımızı bile kaldırmıştı. Eşyamızı, esvaplarımızı, evlerimizi değiştirirken ruhlarımızı da değiştirmişti. Her şey yalan, her şey sahte, her şey taklit oldu. Ananelerimiz öldü. Saadet uzak bir hayale, yetişilmez bir hülyaya inkılâp etti… Âdetlerimizle beraber sevinçlerimiz de söndü. Şimdi şaşkın ve mustarip bir nesil… Her şeyden nefret eden, her şeyi fena gören, her şeyi karanlık gören, berbat, hasta, tedavisi imkân haricinde bir nesil… Ah şimdiki mariz ve müteverrim muhit…” şeklinde anlatan Ömer Seyfettin’in Hikâyelerini de bu konuya örnek olarak vermeden geçemeyeceğiz. Ona göre millî benliğin kaybedilmesiyle zamanla millî gurur kaybedilmiş ve bunun sonucunda içine kapanık, hayattan zevk alamayan melankolik bir nesil ortaya çıkmıştır. Nitekim bu durumu Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ında, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ında açıkça görmek mümkündür. Bireyin yalnızlaşması ve içine kapanık, hayattan zevk alamayan bir toplum yapısı. İşte çarpık Batılılaşmanın toplum hayatına çarpmasının sonucu…         
Cumhuriyet devrine yaklaşıldığında daha da çok hissedilen batılılaşma hareketinde neyi nasıl ve ne için almanız gerektiğini bilmiyorsanız; gülünç duruma düşmeniz de olasıdır. Batının fen ve tekniği yerine, yaşam şekli, ahlakı, giyim tarzı vs… alındığında bunu açıkça görmek mümkündür. Batılılaşmayı ele alan romanlarımızda da genelde Batının ilim ve tekniğinin aksine ikinci saydığım unsurları alınarak ortaya çıkan gülünç durum işlenir. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık romanındaki Müştak Bey de, batılılaşma macerasının Türk romanına yansıyan tiplerinden olup batılılaşmayı modaya uymak ve yalnızca yaşam şekli, giyim-kuşam vs…  olarak görenlerden birisidir. Tıpkı Araba Sevdası’ndaki Bihruz gibi. Batılılaşmayı ele alan romanlarda yazarlarımız genellikle böyle bir tip koyar eserlerine. Romanlarda bu tiplere bakarak güldürür okuyucuyu. Bunu yaparken çarpık batılılaşmanın gülünçlüğünü de ortaya koymuş olur.

19. yüzyılda batılılaşma sorunu, modernleşmenin getirdiği sorunlar, birey ve toplum üzerindeki etkileri edebiyatımızda o dönemde romanın en önemli konularından biridir. Tanzimat döneminde çarpık batılılaşmanın getirdiği trajikomik durum; Cumhuriyet dönemine gelindiğinde modern ve postmodern romanlarla bireyselleşme ve yalnızlaşma, bireyin kendine ve topluma yabancılaşması şekline bürünecektir.

Edebiyatımızda batılılaşmayı konu edinen 17 roman ve yazarları:

felatun-bey-ile-rakim-efendi

1.Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey ve Rakım Efendi.

araba-sevdasi

2. Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası:

taasuk-i-talat

3. Şemsettin Sami, Taaşşuk-u Talat ve Fitnat:

ask-i-memnu

4. Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu:

huseyin-rahmi-gurpinar-sik-romani

5. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şık.

sipsevdi-roman

6. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Şıpsevdi.

murebbiye-romani

7. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mürebbiye.

kiralık-konak

8. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kiralık Konak.

fatih-harbiye-kitap

9. Peyami Safa, Fatih-Harbiye.

sözde-kizlar-roman

10. Peyami Safa, Sözde Kızlar.

Yaprak-Dokumu-Roman-Resat-Nuri-Guntekin

11. Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü.

calikusu eski basım

12. Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu.

aylak-adam-roman

13. Yusuf Atılgan, Aylak Adam.

sinekli-bakkal

14. Halide Edip Adıvar, Sinekli Bakkal.

Saatleri-Ayarlama-Enstitusu

15. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü.

zenciler-birbirine-benzemez

16. Attila İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez.

tutunamayanlar-roman

17. Oğuz Atay, Tutunamayanlar.

* Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans Öğrencisi, serkangokbulut@outlook.com

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Serkan Gökbulut

Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans 3 Öğrencisi.

İlginizi Çekebilir

0 yorum