Hece Günlük Özel Sayısı

4 Haziran 2015 0 yorum Kitap Eleştiri 319 Görüntüleme

Çoğu, yazarın ölümünden sonra yayınlanır. Bazıları o kadar çok ses getirir ki yazar hayattayken asla görmediği kadar çok konuşulur, tartışılır, dergilere, kitaplara konu olur.

 

Yayımlanınca çoğu kez şaşkınlığa da yol açan günlükler, yazarların yazma serüvenlerini, üretim aşamalarını, eserlerine yansımayan ‘gerçek yüzlerini’ göstermesi bakımından da değer taşır. Kamil Aydoğan’ın ‘yazarların en yakın tanığı’ olarak tarif ettiği günlükler, bazen de onlarla ilgili kafamızdaki imajı da yerle bir eden mahiyette de olabiliyor. Okurda ve yazarın yakın çevresinde bir tür tedirginliğe de sebep olan bu durumda; Abdullah Uçman’ın deyimiyle, ‘kafamızdaki kâğıttan sarayları sarsacak en ufak bir şeyle karşılaşınca paniğe kapılıyoruz.’

Dünyada Andre Gide, Kafka, Stefan Zweig, Katherine Mansfield, Virginia Woolf, Cesare Pavase, Sylvia Plath, Victor Hugo, Fernando Pessoa gibi yazar ve şairlerin günlükleri çokça bilinenler arasında yer alır. Bizde de Oğuz Atay, Cemal Süreya, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Salâh Birsel, Cahit Zarifoğlu, Tomris Uyar, Turgut Uyar, Nurullah Ataç, Cemil Meriç, Şair Nigâr Hanım gibi isimler günlükleriyle de öne çıkan isimler. İşte Hece Dergisi de edebi kamuda önemli bir yer kaplayan günlük üzerine özel bir sayı yayımladı.

740 sayfalık ‘Günlük Özel Sayısı’nda, birçok yazarın, şairin, düşünce adamının günlüklerinden parçalar, onların günlüklerine yoğunlaşan yazılara yer veriliyor. Edebi bir tür olarak günlük konusu, kapsamlı yazılarla ele alınıyor, günlük yazanların eserleri sıkı bir incelemeye tabi tutuluyor. Altı ayda hazırlanan ve 75’ten fazla ismin yazılarıyla destek sunduğu ‘Hece Günlük Özel Sayısı’, ilk kez Türkçeye çevrilen bazı günlük örnekleriyle de öne çıkıyor. Dosyada Abdullah Uçman, Virginia Woolf, Mircae Eliade, Victor Hugo ve Jean Baudrillard gibi yazarların ilk kez yayınlanan günlükleri de bulunuyor. 1962 yılında Türk Dili Dergisi’nin çıkardığı ‘Günlük Özel Sayısı’nın ardından Hece’nin çıkardığı özel sayı, bir edebi tür olarak günlük konusunda yapılmış en kapsamlı çalışma.

Hece’nin hazırladığı Özel Sayı’da, günlük türünün edebiyat dünyasında oluşturduğu etki, neden olduğu tartışmalar, günlüğün içten olup-olmayacağı ve geleceği gibi konular da ele alınıyor. Yazar Rasim Özdenören, kendi tuttuğu günlükleri üzerinden ilerleyerek günlüklerin ne kadar içten olduğunu sorguluyor.

Günlüklerden…

Cemal Süreya (1981): “‘Sizin hiç babanız öldü mü?’ adlı şiirimi babamın ölümü üzerine yazdığımı sananlar var. İlk şiirlerimdendir. Babamın ölümünden dört yıl önce yayımlamıştım onu. ‘Kars’ı da Kars’ı görmeden, Paris’te yazdım. İşin tuhafı döndüğümde, teftiş göreviyle hemen gönderildiğim yer Kars oldu.”

Andrey Tarkovsky (8 Ekim 1970): “Annemin cenaze töreni. Vostryakovsky mezarlığında. Şimdi kendimi oldukça savunmasız hissediyorum. Yeryüzünde kimse beni onun sevdiği gibi sevmeyecek.”

Cemil Meriç (Jurnal1/318-320): “Bazen kör bir kuyuya benziyor hayat. Kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum. Kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden…”

Virginia Woolf (26 Mayıs 1932): “İşte bugün, birdenbire başımdaki ağırlık kalktı. Düşünebiliyorum, muhakeme edebiliyorum, bir düşünceyi sürdürebiliyorum, yoğunlaşabiliyorum. Ola ki yeni bir atılımın başlangıcıdır.”

Oğuz Atay: “Bu defteri bugün aldım. Artık Sevin olmadığına göre ve başka kimseyle konuşmak istemediğime göre, bu defter kaydetsin beni; dert ortağım olsun. ‘Kimseye söylemeden, içimde kaldı, kayboldu’ dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun. Kimse dinlemiyorsa beni –ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana, bunu da yaptınız.”

Kaynak: zaman.com.tr

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum