Ölüöne- Mehmet Levent Kaya

31 Aralık 2016 0 yorum Kitap Eleştiri 1465 Görüntüleme

oluone-m-levent-kaya-kitap

Sibirya’yı nasıl bilirsiniz; soğuk mu?

Sibirya’nın en kuzeyinde doğup büyümüş bir genç üniversite eğitimi için en Sibirya’nın en güneyine gider. Öğrencilik ve yeni arkadaşlar, bu gencin yaşamının düzenli olarak değişmesine neden olur. Bu arada özel bir arkadaş onu daha önce hiç işitmediği aşırı metal gruplarıyla tanıştırır.

Okul ve müzik bir arada ilerlerken bir de geçmişten gelen karanlık bir rüya bu genci izlemektedir. O ise zihnini çok yoran bu rüya konusunda ne yapacağını bilmez.

Aytal ile birlikte Moğolistan, Kuzey Çin, Lena boyları, Lena’nın Kuzey Buz Denizine dökülen deltası, boydan boya Sibirya toprakları ve toplumları, halk inanış ve şaman gelenekleri, genel olarak yerel ve metal müzikle ilgili birçok şey görüp öğreneceğiz.

Elinizdeki kitap Sibirya, yarı göçebe insanlar, dostluk ve müzikle ilgili güzel bir roman okumak isteyenler için güzel bir tercih.

OKUYUCU YORUMLARI

Türkay Toklu:

Kitabı şimdi bitirdim, kurgusu güzel, Çince eğitimi için Saha Yerinden Moğolistan’a gelen bir öğrencinin 7 yıl içinde geldiği nokta arasındaki mesafe çok büyük, zamanı verimli kullanmak diye ben buna derim. Acaba gerçekte bunu yapabilen insanlar var mı? Aytal’ın metal müzikle tanışması metalci bir gencin metal müzikle ilk tanışmasının klasik bir tasviri olmuş ve grupların hikayeye işlenmesi güzeldi, zamanla grubun standart yapılan müzik yerine özgün bir çalışma yapması Levent Hocamızın sohbetlerinden bildiğimiz sanayi darbesi, küreselleşme ile kültürlerin yok olup da tek tipleşmeye olan tepkisinin romandaki yansıması. Çölde Dora’ya kıyasla kültürel ögeler birazcık geri planda kalsa da özellikle Aytal’ın Saha Yerinde dayısının yanında geçen zamanda daha doyurucu oluyor, onun dışında Höömei, Naadam, Ak Ay Bayramı, yemekler, coğrafya hediyenin verilme şekli gibi ayrıntılar iyi kullanılmış. Bütün hikaye akışında dikkatimi çeken bir nokta; Aytal’ın bu 7 yıllık süre zarfında neredeyse hiçbir zorluk veya olumsuzluk yaşamamış olması (Belki şu anlık dikkatimden kaçmış olabilir), Sony firmasının Moğolistan’daki çalışanı/temsilcisi olan kişiden Japon diye bahsetmesi ve geçmişte sorun yaşadığı kişiden de O diye bahsetmesi ve onunla karşılaşma şekilleri bende bir an “acaba olaylar Aytal’ın zihninde mi geçiyor” fikri (Leyla ve Mecnun dizisi gibi) uyandırmadı değil. Sonuç olarak Levent Hocamızın Ölüöne romanı okurda merak uyandıran, akıcı ve özgün hikayesiyle güzel bir eser olmuş. Okumanızı tavsiye ederim. Hocamıza eseri yazdığı için teşekkür ederim

Vasfi Mamuş:

Türk tarihinin geçmiş dönemini farklı, belgesel gibi anlatan bir roman olan “Çölde Dor”un ardından “Ölüöne” sürpriz bir kitap oldu.
Kitabın adı, kapağı, olayların yeri ve yazarının ihtisası tamam da, öykü tarihi olmadığı gibi konu edilen müzik türü sürpriz oldu gerçekten.
You tube’da adı geçen trash metal guruplarını dinledim bu kitap vesilesiyle.
Bana göre dünyanın en ıssız ve bakir kalmış Sibirya steplerinin, çağdaş modern hayatın delirttiği çocukların boğuk, kasvetli çığlıklarıyla dolması gerçekten ilginç.
Opera özellikli “dor”dan sonra ,trash metale Türk tarih sürecinin evrilmesi ancak Mehmet Levent Kaya’nın işi olabilirdi. Kendisini tebrik ediyorum. Her iki kitapta hiç akla gelmeyecek durumları gün ışığına çıkartmıştır.Ve belki karanlıkta kalacak bu tarihi ve sosyolojik tespitleri, dünya literatürüne kazandırmıştır. Türk – Moğol ulusları yazarımızı bu çalışmalarından dolayı ödüllendirmelidir.
Ayrıca kitapta anlatılan şaman ayini ve ren geyikleriyle bölge insanının yaşantısından verilmiş kesitler mutlaka okunmaya değer.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum