Milli Bilinç Nasıl Oluşturulur?

9 Haziran 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 390 Görüntüleme

fatih-kerimi-istanbul-mektuplariTürkiye uzun zamandır çeşitli ideolojilere mensup terör bölücü terör örgütleri ile mücadele etmektedir. Bu mücadelesinde başarı kazandığı “sıfır”a indirgediği dönemler de olmuştur ancak diğer politikaları gibi terör politikasını da milli bir politika olarak devlet politikası haline getirip süreklilik kazandıramadığı için “sıfır”a indirgenen terör tekrar tırmanmıştır. “Terör bitmez” diye asla bir şey yoktur. Özellikle milletini bu konuda inandırmış ve desteğini almış, her alanda mücadelesini veren, sosyal ve psikolojik unsurları kullanan,  kararlı bir siyasi irade mutlaka başarıyı elde edecek ve terörün belini kıracaktır.

Terörün, harp literatüründeki adı gayri nizami harptir. Buna düşük yoğunluklu savaşta denilmektedir.

Türk milleti zor dönemlerden sistemli, kararlı, fedakarca bir mücadele ile istediğini kısmen de olsa alarak çıkmaktadır. Türk tarihi bunun örnekleri ile doludur. Hepimizin hatırındaki: Milli Mücadele.

  1. Balkan savaşlarından ağır bir yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti kısa bir sürede toparlanarak Edirne’yi tekrar alarak istediği olmasa da onurunu kurtarmıştır bu başarı meydana gelirken nelerin etkili olduğunu hatırlatmak istiyorum nelerin etkili olduğunu bilir ve bugün de tatbik edersek karşımızda duran terör belasına karşı başarı kaçınılmazdır. Tarih yanlışlardan ders çıkarma, doğruları-başarıları ise bugün tekrar uygulayıp sorunları çözme yeridir.

2.Balkan Savaşı öncesi ile alakalı o döneme dair en önemli eserlerden biri Kırım’ın Kazan şehrinde çıkan Vakit gazetesinin muhabiri olarak İstanbul’a gelen ve düzenli olarak mektuplarını gazetesine gönderen daha sonra bu mektuplarını kitap haline getiren Fatih Kerimi’nin İstanbul Mektupları’dır. Kerimi, özellikle dönemin sosyal hayatına, görüştüğü üst düzey yetkililerin, aydınların ve entelektüellerin düşüncelerine yer vermiş buradaki arızaları dile getirmiştir.

  1. Balkan Savaşları sonunda Kamil Paşa Hükümeti teslimiyetçi bir politika izleyerek İngilizler ne isterse yapmıştır. Halkta bıkkınlık, tembellik ve umursamazlık had safhadadır. Kerimi’nin mektuplarında bahsettiği gibi Bulgarlar Çatalca’ya kadar gelmesine rağmen kahvehaneler dolup taşmakta hatta kahvehanelere sığmayan vatandaşlar sokaklara masalar atıp nargile içip, tavla oynamaktadır. Halka Bulgarlar Çatalca’ya kadar geldi eski başkent kaybedildi denilince umursamaz bir tavırla bizim askerimize yeterli yiyecek ve silah verildiği zaman onlar galip gelir denmektedir. Gazeteler her gün yalan haber yazmakta, kaybedilen yerleri kazandı demekte hatta ağır bir mağlubiyet yaşayan Osmanlı Devletini savaşın “muzafferi” ilan etmektedir.

23 Ocak 1913 günü Kabine, Avrupalı devletlerin “notası”yla Edirne, İşkodra ve Yanya’yı Bulgarlara vermeyi kabul etmiş ve Babı-Ali’de toplantı halinde iken Enver ve Talat Beylerin öncülüğünde bir baskın gerçekleşir, kabine istifa ettirilerek Mahmut Şevket Paşa kabinesi kurulur. Çok kısa bir sürede 2.Balkan Savaşı ile kaybedilen yerlerin bir kısmı tekrar alınmıştır. Bu başarı da meydana gelen sosyal hareketlilik büyük rol oynamaktadır. Türk Ocağı çevresindeki aydınlar ve İttihat Terakki’nin fikir insanları bir Milli Müdafaa Cemiyeti kurarak halkı bilgilendirmek için toplantılar, konferanslar düzenlemiş, yardımlar toplamaya başlamıştır. Hindistan, Mısır ve Rusya’daki Türk ve Müslümanlardan para ve Hilal-i Ahmer’e yardımlar gelmiştir. Türk Yurdu dergisi ve Tasvir-i Efkar gazetelerinin desteği ile kamuoyu yaratılmaya çalışılmıştır. Sokağa çıktığında ahlaksız hareket ve sözlere maruz kalan Müslüman kadınlar Darülfünun’da büyük bir kalabalık ile toplanarak kadınların desteği olmadan hiçbir işin başarılamayacağını, sosyal hayatta yer almaları gerektiğini belirttikten sonra toplantı çıkışı yardımlar toplanılmış, kimileri cebindeki birkaç lirayı kimileri bütün ziynet eşyalarını vererek destek sağlanmıştır. Hükümete muhalif veya eski bakan ve valiler toplantılara davet edilmiş toplumun tüm kesimleri kucaklanılmak istenmiştir. İstanbul’da büyük mitingler düzenlenilmiş; hatipler, şairler ve aydınlar coşkulandırıcı ve yüreklendirici konuşmalar yapmıştır. Neticede milli bilinç uyandırılmış, inanç sağlanılmış, birlik ve beraberlik oluşturulduktan sonra toplumun tüm kesimleri bir araya getirilmiş ve onun desteğini alan siyasi irade muvaffak olmuştur.

Türkiye’nin de bugün yapması gereken halktaki “30 yıldır bitmeyen terör, bitmez” ve siyasilerin terör olaylarından sonra yaptığı “bıçak kemiğe dayandı” “kararlılıkla mücadele ederiz” ifadelerine olan inançsızlığı yıkmaktır. Tarih bunun böyle olacağını söylemektedir. Siyasi irade bu konuda kararsız ve günlük politikalara göre davranıyor gibi gözüküyorsa burada sivil topluma, aydınlara, entelektüellere, akademisyenlere büyük iş düşmektedir. Kerimi’nin kitabında defaatle belirttiği gibi “yarısı çalışmayan bir toplumda terakkiden söz edilemez.” kadınlar muhakkak sosyal hayata entegre edilmeli, eğitim ve çalışma hayatının en önemli kesimlerinde yer almalıdır. Her ilde ayda en az 3-4 defa olacak şekilde konferanslar, seminerler düzenlenilmelidir. Milli basın oluşturulmalı ve kamuoyunun dikkati bu yöne çekilmeye çalışılmalıdır. Kafeleri dolduran Türk gençliği harekete geçirilmeli onların da bu mücadelenin her yerinde aktif olarak yer alması sağlanılmalıdır. Bir harekette gençlik, kadınlar ve aydınlar eklemlenmeden başarı asla gelmez. Sosyal medya birimleri oluşturularak faaliyetler duyurulmalı, haber verilmeli ve sosyal medyanın desteği muhakkak alınmalıdır.  Kitaplar, dergiler, broşürler ile en uzak köşelere ulaşılmalıdır. Bunlar olurken medya kulak tıkayamaz ve tartışma programları ve açık oturumlar da konuşulan bir hareket haline gelerek artık gündem oluşturulmuştur. Milli birlik sağlanmış ve siyasi irade sürekli uyarılır bir pozisyona gelmiştir. Hiçbir siyasi irade milli bilincin uyandığı, beraberliğin sağlandığı bir duruma duyarsız kalamaz, harekete geçer ve o zor günlerin çekilen çile ve dertlerin karşılığı alınmış olur. Sosyologların halkın içinde bulunduğu ve gözlemleyerek rapor ettiği ve neticesinde halkın her kesimine psikolojik bir desteğin sağlandığı, kaçakçılığın önüne geçilerek ekonomik olarak darbenin indirildiği, millet ve hükümet olarak kararlılık gösterildikten sonra diplomatik olarak temaslar kurularak destek veren yada barındıran ülkeler eskisi gibi savsaklayamayacak duruma getirilecektir. Terörle mücadele kanunu yeniden düzenlenerek hukuk içerisinde mücadele sağlanılmalıdır. Bölge halkıyla sosyologlar vasıtasıyla temaslar kurularak dinlenilmeli, entegrasyon süreci sağlanılmalı, sıkıntılar birinci ağızdan öğrenilerek giderilmelidir. Bölgenin ekonomik olarak geri kalmışlığı giderilerek güvenliğin de sağlanması ile ülke genelinde huzur tesis edilmiş olur.

 

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum