TÜMLEÇLERİN SINIFLANDIRILMASINDAKİ KARIŞIKLIKLAR

27 Nisan 2013 0 yorum Dil ve Anlatım 421 Görüntüleme

 

İLKÖĞRETİM DERS KİTAPLARI VE YARDIMCI KAYNAKLARDA TÜMLEÇLERİN SINIFLANDIRILMASI KONUSUNDAKİ KARIŞIKLIKLAR

 

Tümleç kelimesi “tümle-“ fiilinden türetilmiş addır. Tümleç kelimesinin dilbilgisi terimi olarak anlamı çeşitli yönlerden “tamlayan”dır[1].Diğer bir tanıma göre tümleç “cümlede yüklemin anlamını yer, neden, nicelik, zaman, taşıt, araç gibi çeşitli yönlerden tamlayan kelimelere denir[2].

Dilbilgisinde özne ve yüklem cümlenin temel öğesi; nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci ve edat tümleci de cümlenin yardımcı ögeleri olarak sınıflandırılmaktadır. Cümle bilgisinde, cümlenin temel ögelerinin özne ve yüklem olarak sınıflandırılması bütün dilcilerin hemfikir oldukları bir konudur. Ancak tümleçler bahsinde aynı birliği görmek mümkün değildir. Muharrem Ergin, “Türk Dilbilgisi” adlı eserinde “Cümle Unsurları” başlığı altında cümlenin öğelerini “fiil, fail, nesne, yer tamlayıcısı ve zarf” olarak ayırmakta, dolaylı tümleç ve zarf tümlecini “yer tamlayıcısı” içinde göstermektedir.[3]

 

Tahsin Banguoğlu, tümleçleri “Zarflama” adı altında incelemiş ve zarflamayı “zaman, yer, yön, tarz, miktar, gerçekleşme” şeklinde bölümlere ayırmıştır.[4]

 

Muhittin Bilgin, “Anlamdan Anlatıma Türkçemiz” adlı eserinde tümleçleri, “Tümcenin Yardımcı Ögeleri” başlığı altında; nesne, dolaylı tümleç, belirteç tümleci ve ilgeçli tümleç olmak üzere dört bölüm altında toplamış ancak bu sınıflandırmanın çeşitli karışıklıklara sebep olduğunu belirttikten sonra, tümleçleri “İşlevsel Açıdan Tümleçler” başlığı altında tekrar sınıflandırmıştır. Bilgin, işlevsel açıdan tümleçleri on bir başlık altında toplamıştır. Bunlar: 1. Yönelmeli Tümleçler, 2. Bulunmalı (Kalmalı)Tümleçler, 3. Çıkmalı Tümleçler, 4. Zaman Tümleçleri, 5. Nicelik (Ölçü) Tümleçleri,6. Niteleme-Durum Tümleçleri, 7. Gösterme Tümleçleri, 8. Neden Tümleçleri, 9. Amaç Tümleçleri,10. Araç Tümleçleri, 11. Koşul Tümleçleri. [5]

Osman Göker, “Uygulamalı Türkçe Bilgileri” adlı kitabında tümleçleri, “yer tümleci ve zarf tümleci” olarak iki grupta inceler.( Nesne ögesinin de tümleç kapsamı içinde incelenmesi gerektiğini ancak dilbilgisi kitaplarının çoğunda, nesnenin tümleç çeşidi olarak gösterilmediğini dipnot olarak düşmüştür.) [6]

Ali Oğuzkan, “Örneklerle Türkçe ve Kompozisyon Bilgileri” kitabında cümlenin ögelerini özne, tümleç ve yüklem olarak üç temel başlık altında inceledikten sonra, tümleçler bahsinde tümleçleri dörde ayırır. Bunlar ; düz tümleçler, dolaylı tümleçler, zarf tümleçleri ve edat tümleçleridir.[7]

Ahat Üstüner ise “Cümlenin Ögeleri Konusundaki Karışıklıklar” adlı makalesinde cümle unsurlarını ; Temel unsurlar, Yardımcı unsurlar ve Dolaylı tamlayıcılar olarak 3 ana bölüme ayırır. Üstüner’in bu sınıflandırmasında yardımcı unsurlar; “nesne, yer tümleci, zaman tümleci, sebep tümleci, durum tümleci, vasıta tümleci, ölçü tümleci” olarak yediye ayrılır. [8]

Ahmet Beserek, “Türkçede Cümle Yapısı” adlı eserinde cümlenin ögelerini “Temel Ögeler” ve “Yardımcı Ögeler”olmak üzere ikiye ayırdıktan sonra cümlenin yardımcı unsurlarına “tümleç” adını verir. Tümleçleri de “düz tümleçler (nesneler), dolaylı tümleçler ve zarf tümleçleri” olarak üçe ayırır.[9]

Yukarıda verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, cümlenin yardımcı unsurlarının sınıflandırmasında dil bilimcileri arasında tam bir birlik yoktur. Osman Göker ve Ahmet Beserek’in tasnifleri birbirine yakın olmakla birlikte Göker, nesneyi tümleçler başlığı altında işlememiştir. Ahat Üstüner, cümlenin yardımcı unsurlarını yediye ayırırken, Muhittin Bilgin aynı yaklaşımla tümleçleri on bir başlık altında toplamıştır.

Araştırma kitaplarındaki bu farklılıklar, ilköğretimler için Türkçe ders kitabı ve yardımcı kitap yazan yazarlara da yansımıştır. İlköğretim Türkçe ders kitaplarında, tümleçlerin sınıflanmasında genelde aynı yol takip edilirken, tümleçlerin tanımlamalarında farklılıklar göze çarpmaktadır. İlköğretim Türkçe ders kitaplarında cümle öğeleri, “cümlenin temel ve yardımcı unsurları” olmak üzere önce ikiye ayrılır daha sonra yardımcı ögeler; “nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleci” olarak üç başlık altında toplanır. Sınıflama genelde bu şekilde olurken, tanımlamalarda bazı karışıklıklar görülür. Serap Özaltun, H. Hüsnü Tekışık “İlköğretim Türkçe 7” ders kitabında zarf tümleci için , “Yüklemin anlamını sebep durum, miktar, yer-yön ve zaman bakımından tamamlayan tümleçlere zarf tümleci denir” tanımını yaptıktan sonra dolaylı tümleçleri de “yüklemi yer-yön bakımından tamamlayan tümleç” olarak belirtirler. Daha sonra:

“Çocuklar sessizce içeriye girdiler”

“Çocuklar içeri girdiler, sıralarına oturdular

örneklerini vererek şu açıklamayı yaparlar: “Yukarıdaki cümlelerde geçen ‘içeri’ kelimelerinin ikisi de yer ve yön bildirmektedir. Birinci cümlede geçen kelime, ismin “-e” halinde olduğu için dolaylı tümleçtir; ikinci cümledeki ‘içeri’ kelimesi ise yer bildiren bir zarf olduğu için zarf tümlecidir.” Bu örnekte zarf tümlecinin açıklaması eksiktir çünkü dolaylı tümleç de yer- yön bildiren bir öğe olarak açıklanmıştır. Her iki ögenin açıklamasında da “yer-yön” kavramı geçtiği için bu durum öğrencilerin kafasında soru işaretleri oluşturacaktır. Çünkü “nereye” sorusunaher iki öge de cevap vermektedir. Burada dolaylı tümleçlerin “yer”, zarf tümleçlerinin ise “yön” bildirdiği; yön bildiren zarf tümleçlerinin yalın durumda olduğu için yer bildiren ve ismin “-e, -de, -den” hal eklerini alan dolaylı tümleçlerden kolayca ayırt edilebileceği vurgulanabilirdi.[10]

Cümlede yer-yön bildiren sözcük ve sözcük gruplarını kimi ders kitapları dolaylı tümleç olarak gösterirken, kimileri de zarf tümleci olarak vermektedir. Asım Onat, “İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı”nda dolaylı tümlecin tanımını şöyle yapmaktadır: “Cümlede işin, oluşun veya hareketin yerini ve yönünü bildiren ögeye dolaylı tümleç (yer tamlayıcısı) denir.” Yazar zarf tümlecini de “yüklemin anlamını zaman, durum, nitelik ve nicelik yönünden sınırlayan kelime veya kelime grubu” olarak açıklar.[11] Aynı tanımın bir benzerini M. Ali Külekçi “İlköğretim Türkçe 7” adlı kitabında yapar.[12]

Bunların dışında incelemiş olduğum yayınlarda ( Öztürk Yayınevi[13], Yıldırım Yayınları[14], Serhat Yayınları[15], Mahir Yayınları[16], Tutibay Yayınları[17], Altın Kitaplar Yayınevi[18], Elit Yayınları[19]) “yön” kavramı zarf tümleçleri içinde geçmektedir.

Şu ana kadar bahsetmiş olduğum yayınlarda, tümleçler grubu içinde “edat tümleci” ayrı bir başlık olarak incelenmemiştir. Yardımcı kaynaklarda “edat tümleci” başlığı altında verilen cümle unsuruna, ders kitaplarında ya hiç değinilmemiş ya da zarf tümleçleri başlığı altında işlenmiştir. Ancak cümlede vasıta, sebep, araç, benzetme bildiren ögeler zarf tümleci başlığı altında incelenirken, bunların edat tümleci sayılabileceğine dair hiçbir not düşülmemiştir. Sadece bu öğeleri bulduran “niçin, neyle, kiminle, ne gibi…” soruları zarf tümleci içinde verilmiştir.

Ders kitaplarında görülen bu birlik yardımcı ders kitaplarında görülmemektedir. Yardımcı ders kitaplarında ve LGS hazırlık kitaplarında, tümleçlerin sınıflandırılmasında belirli bir yol takip edilmemiştir. Yardımcı ders kitabı yazarları ya kendilerince bir metod geliştirmişler ya da yazının başında belirttiğim gibi arlarında birlik sağlayamamış dil bilimcilerin yolunu takip etmişlerdir. Nazmi Şentürk “Kompozisyon, Dil Bilgisi, Dil Yeteneği 8 adlı kitabında tümleçleri; Düz tümleç (nesne ), Dolaylı tümleç, Edatlı tümleçler ve Zarf tümleçleri olmak üzere dörde ayırır. Yazar edatların cümle içindeki görevlerini; “ile(-le), gibi, için” edatları öteki söz gruplarıyla birlikte edat tümleci olarak kullanılır” şeklinde belirttikten sonra şu örnekleri vermektedir:

“ Ekmeği bıçakla kestim ( Araç ilgisi )

“ Melek gibi bir kadındır ( Benzetme ilgisi)

Yazar ikinci örnekte “melek gibi” sözcük grubunu “benzetme ilgisiyle”edat tümleci olarak gösterirken,zarf tümleçleri bölümünde de şu örneği vermektedir:

“Yağmur bardaktan boşanır gibi yağdı”

yazar bu örnekte “bardaktan boşanır gibi” sözcük grubunu zarf tümleci olarak vermektedir. Eğer benzetme ilgisiyle kullanılan sözcük grupları edat tümleci sayılmalıysa, zarf tümleci bahsinde verilen “Yağmur bardaktan boşanır gibi yağdı” cümlesindeki “bardaktan boşanır gibi” sözcük grubu neden zarf tümleci olarak verilmiştir? ( Ayrıca “Melek gibi bir kadındır” cümlesi baştan sona tek öğe yani yüklem sayılmalıdır. Çünkü bu cümle bir sıfat grubudur ve sözcük grupları bütün olarak, bir öge kabul edilir.) Yine yazar, edat tümleçlerini bulurken “niçin, nasıl , ne kadar, neyle, neye doğru” gibi sorulardan faydalanıldığını belirttikten sonra şu örneği verir:

“Umut İngilizceyi ana dili gibi konuşuyor”

Bu örneğe göre yükleme sorduğumuz “nasıl?” sorusu bize edat tümlecini vermektedir. Oysa “Yağmur bardaktan boşanır gibi yağdı”cümlesine de “nasıl?” sorusu sorulmuş ve “bardaktan boşanır gibi” sözcük grubuna zarf tümleci denmiştir. Verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi yazar, edat tümleçlerini ve zarf tümleçlerini kesin çizgilerle birbiriden ayıramamıştır. Ögeleri birbirinden ayıramadığı gibi öğelerin işlevlerini birbirine karıştırmıştır.[20]( Aynı yazar “Kompozisyon, Dil Bilgisi, Dil Yeteneği 7 adlı kitabında edat tümleçlerini bulmak için soruya gerek olmadığını, cümle içinde edatla kullanılan sözcük olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak farklı bir tanım yapmıştır.)[21]

Cümle içinde gerek edat tümlecini gerekse zarf tümlecini bulmak için sorulan sorulardaki karışıklıklar LGS hazırlık kitaplarında da görülmektedir. B. Öztürk, Y. Yılgın, T. Kırbaş; “Fen ve Anadolu Liselerine Hazırlık Türkçe” adlı kitapta cümlenin yardımcı öğelerini “nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci ve edet tümleci” olarak dörde ayırdıktan sonra, zarf tümleçleri bahsinde aşağıdaki örneği verirler:

Geç yattığı için kalkamamış sabahleyin

Bu cümlede “geç yattığı için” sözcük grubu “sebep” bildirdiği için, “ sabahleyin” sözcüğü de “zaman” bildirdiği için zarf tümleci olarak gösterilmiştir. Aynı kitabın 130. Sayfasında edat tümleçleri işlenmiş ve şu örnek verilmiş:

Para kazanmak için yapmış bunu (amaç)”

Bu cümlede “para kazanmak için” sözcük grubu amaç bildirdiği için edat tümleci olarak kabul edilmiş.[22]

Yukarıdaki yazarlar LGS hazırlık kitabında “sebep” bildiren sözcük ve sözcük gruplarını zarf tümleci başlığı altıda incelerken, başka bir yardımcı kitapta “sebep” unsuru edat tümleci olarak gösterilmiştir. Buhan Yayınlarının hazırlamış olduğu “İlköğretim Tüm Dersler 8” adlı kitabın 394. sayfasında edat tümleci için “ Cümlede yüklemin anlamını edat gruplaryla tamamlayan sözcük gruplarına edat tümleci denir” tanımı yapılır ve şu örnek verilir:

Çok ısındığı için terledi”

Bu cümlede “çok ısındığı için” sözcük grubunun “edat tümleci” olarak altı çizilmiştir.[23] Karşılaştırdığım bu iki örnekte temel sorun, “niçin?” sorusunun dolayısıyla “sebep” bildiren sözcük ya da sözcük gruplarının cümlenin hangi ögesine karşılık geldiğinin tam olarak belirlenememesidir.

Hazırlık kitaplarında bir başka karışıklık da “-e doğru” edatının cümlenin ögesi olarak sınıflandırmasında karşımıza çıkmaktadır. Prof. Dr. İskender Pala, R. Ertem, S. Öner, hazırladıkları “LGS Hazırlık kitabı”nda edat tümleci için, “ile, için, gibi, göre, kadar,doğru, dek, değin” gibi bir edatla meydana gelen sözcük grubuna edat tümleci denir” tanımını yaptıktan sonra şu örneği verirler:

“…çakıl taşını …küçük kuşa doğru fırlattım”

Burada fırlatma işinin ne tarafa doğru olduğunu bildirdiği için “küçük kuşa doğru” sözcük grubu “edat tümleci” olarak verilmiştir.[24]

A. Birkan, S. Aykun, İ. İleri, R. Gökyayla; “Dilbilgisi 8 adlı yardımcı kitapta dolaylı tümleçler bahsinin “Edatla kullanılmış kelimeler ve kelime grupları” bölümünde “-e doğru” edatıyla ilgili şu örneği verirler:

“Leylekler gökyüzüne doğru yükseliyordu.”

Yukarıdaki örnekte, “gökyüzüne doğru” sözcük grubuyön bildirdiği gerekçesiyle “dolaylı tümleç” olarak verilmiştir.[25]

Aynı edatı Sabahattin Budak, “LGS’ye hazırlık Türkçe” kitabında zarf tümleci olarak verir. Onlar dershaneye doğru geliyorlardı cümlesinde“dershaneye doğru” sözcük grubu, “yer-yön” belirttiği için zarf tümleci olarak gösterilmiştir.[26]
Tümleçlerin sınıflandırılmasındaki farklılıklar daha doğrusu karışıklıklar konusunda hazırlık kitaplarından daha birçok örnek verebiliriz. Ancak yazının başından beri sıraladığım örneklerin , tümleçlerin sınıflandırılması ve işlevlerinintam olarak belirlenemeyişi konusunda doyurucu bilgi verdiği kanaatindeyim. Şimdibu açıklamalardan sonra ortaya daha büyük bir sorun çıkmaktadır. Dilin en temel işlevi olan anlaşma, “cümle” ile sağlandığına göre yani cümle; bir duygunun, bir düşüncenin, bir olgunun, bir dileğin, bir isteğin tam olarak ifade edilmesi demek olduğuna göre, daha ilköğretim çağındaki çocuklar, cümle çözümlemesindeki bu karışıklıklar yüzünden, dilin direği olan “cümle” nin mantığını nasıl kavrayacaklar? Türk Dili dergisinin Kasım 2004 sayısında Dr. Erol Öztürk, “Cümle, Kelime Grupları ve Kelime Öğretimi” adlı makalesindedilbilgisi öğretiminde cümle çözümlemesinin temel iş olması gerektiğini vurgulayarak, dilin diğer unsurları olan kelime grupları ve kelimelerin cümle çözümlemesi esnasında kolayca verilebileceğini söylüyor.[27] Öztürk’ün yaklaşımı doğrudur ancak, daha cümle çözümlemesindeki sorunları halledememişken, öğrencilere kelime grupları ve kelimeleri nasıl kavratabiliriz?

Cümle çözümlemesinde cümle unsurları, “temel ögeler” ve “yardımcı ögeler” olmak üzere önce ikiye ayrılmalı, daha sonra yardımcı ögeler de kendi içinde “nesne, dolaylı tümleç ve zarf tümleçleri” olarak üç bölümde incelenmelidir. Bu şekilde bir sınıflandırma öğrenciler tarafından hem kolay hem de daha kısa zamanda kavranacaktır. Diğer sınıflandırmalarda ( msl. M. Bilgin’in on birli veya A. Üstüner’in yedili sınıflandırması ) ise kavrayış zorlaşacak daha ziyade tasnifi kavramakta zorlanan öğrenciler ezber yoluna başvuracaklardır. Ögelerin ezberlenmesi de kalıcı kavrayış getirmediği için bir zaman sonra unutmaya sebep olacaktır. Tümleçlerin tasnifiüçlü değil yedili ya da on birli yapılmış olsa bile en azından bu konuda, tüm kurumlarda birlik sağlanmalıdır. Zira biz okulda, bahsettiğim üçlü sınıflandırmayı verirken, LGS hazırlık kurslarında farklı sınıflandırmalar gösterilmektedir. Aynı anda hem okula hem bu kurslara devam eden öğrenci gördüğü bu ikilik karşısında bocalamaktadır.

 

Dr. Erol Öztürk, aynı makalesinde, okullardaki dil bilgisi öğretimini en fazla etkileyen hususun MEB, ÖSYM, TDK ve üniversitelerin aynı zemin üzerinde buluşamaması olduğunu vurgulamaktadır. Okullarımızda Türkçe ve dil bilgisi öğretiminin geleceği açısından bu kurumlar mutlak suretle birlikte hareket etmelidirler. Aksi takdirde dilimiz kişilerin şahsi tasarrufundan ve farklı uygulamalardan kurtulamayacaktır.

26/11/2004

Yaşar VURAL

 


[1] Osman Göker, “Uygulamalı Türkçe Bilgileri”, cilt 3, MEB Yay. İst. 1997,s. 63

[2] Abdullah Birkan, Saffet Aykun, İlhan İleri, Recep Gökyayla; “Ortaokullarda Dilbilgisi Dersleri 8”, Ders Kitapları A.Ş. yay. İstanbul 1995, s. 19

[3] Muharrem Ergin, “Türk Dilbilgisi”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fak. Yay. İstanbul Edebiyat Fak. Basımevi, 1972.

[4] Tahsin Banguoğlu, “Türkçenin Grameri” Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1990, s. 371- 385

[5] Muhittin Bilgin, “Anlamdan Anlatıma Türkçemiz”, T.C. Kültür Bakanlığı Yay. Başbakanlık Basımevi, Ankara 2002, s. 488

[6] Osman Göker, “Uygulamalı Türkçe Bilgileri”,MEB Yay. Cilt 3, İstanbul 1997, s. 75

[7] Ali Oğuzkan, “Örneklerle Türkçe Kompozisyon Bilgileri”, MEB Yay. İstanbul 2001, s. 161

[8] Ahat Üstüner, “Cümlenin Ögeleleri Konusundaki Karışıklıklar”, Türk Dili (Dil ve Edebiyat dergisi), S: 553, Ocak 1998, s. 18- 30

[9] Ahmet Beserek, “Türkçede Cümle Yapısı”, MEB Yay. İstanbul 1991, s. 45

[10] Serap Özaltun, Hüseyin Hüsnü Tekışık; “İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı”, Tekışık Yay. Ankara 1995, s. 68 – 69

[11] Asım Onat, “İlköretim Türkçe 7 Ders Kitabı”, Metinler Yay. İstanbul 1999, s..36

[12] M. Ali Külekçi, “İlköğretim Türkçe 7”, Dörtel Yay. Ankara 2000, s.134-135

[13] Suat Batur, Cafer Yıldırım; “İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı”, Öztürk Yayınevi, İstanbul 2001, s. 30

[14] Metin Gül, Muhsin Köktürk; “İlköğretim 7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı”, Yıldırım Yay. Ankara 2001, s. 28- 34

[15] Yaşar Yörük, Ali İ. Mıhçı, Salih Başer, Sevim Yörük; “İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı”, Serhat Yay. İstanbul 2001,s. 61

[16] Nezihe Yıldız, “İlköğretim Türkçe 8 Ders Kitabı”, Mahir Yay. İstanbul 2000, s. 67

[17] Melahat Koyuncu, Mustafa Koyuncu; “İlköğretim Türkçe 7 Ders Kitabı”, Tutibay Yay. Ankara 2004, s. 42-43

[18] Ahmet Gümüş, “İlköğretim 8 TürkçeDers Kitabı”, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 2001, s. 13

[19] Veysi yıldırım, “ilköğretim türkçe 8 ders kitabı”, elit yayıncılık, ankara 2001, s. 27- 28

[20] Nazmi Şentürk, “Kompozisyon, Dil Bilgisi, Dil Yeteneği 8”, Mutlu Yayıncılık, İstanbul 2000, s. 186 – 211

[21] Nazmi Şentürk, “Kompozisyon, Dil Bilgisi, Dil Yeteneği 7”, Mutlu Yayıncılık, İstanbul 2000, s. 69

 

[22] Burhan Öztürk, Yasemin Yılgın, Turan Kırbaş; “Fen ve Anadolu Liselerine Hazırlık Türkçe”, Fdd Yay. Ankara 2003,s. 130

[23] ….., “Ünitelerle ilköğretim 8 Tüm Dersler”, Buhan Yayınları, İstanbul 2003, s. 394

[24] Prof. Dr. İskender Pala, Rekin Ertem, Sakin Öner; “Lise Giriş Sınavlarına Hazırlık 7”, Deniz Yayınevi, İstanbul 2003, s. 201-202

[25] Abdullah Birkan, Saffet Aykun, İlhan İleri, Recep Gökyayla; “Ortaokullarda Dilbilgisi Dersleri 8”, Ders Kitapları A.Ş. yay. İstanbul 1995, s. 22

[26] Sabahattin Budak, “LGS’ye Hazırlık Türkçe”, Zafer Yayınları, Ankara 2002, s. 262

[27] Dr. Erol Öztürk, “Cümle, Kelime Grupları ve Kelime Öğretimi”, Türk Dili ( Dil ve Edebiyat dergisi), S. 635, Ankara 2004, s. 687- 691

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum