YENİ LİSAN HAREKETİ

27 Nisan 2013 0 yorum Millî Edebiyat Dönemi 4346 Görüntüleme

yenilisan

Edebiyat tarihçileri Selanik’te Nisan 1911’de Genç Kelemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” makalesini Millî Edebiyat’ın başlangıcı kabul ederler. Hüsün ve Şiir dergisinin adı “Genç Kalemler” olarak değiştirildikten sonra, ilk sayıdan itibaren “Yeni Lisan” makalesi yayımlanmaya başlanır. Önce bir dil bilinciyle hareket eden Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp ve Ali Canip Yöntem yaptıkları işin daha sonra çığ gibi büyüyerek millî bir davaya dönüşeceğinden habersizlerdi.

Yeni lisan hareketinin mensupları millet olmak için millete ulaşmak gerektiğini, millete ulaşmak için de milletin her ferdinin anlayabileceği bir dile ihtiyaç olduğunu fark etmişlerdir. Yeni Lisan makalesinin ilkinde dilde sadeleşmenin önünü açacak ilkeleri öne sürerler. Onların çıktığı bu yol, dilde bir “aslına dönüş yolu”,”konuşulduğu gibi yazma” yoludur. Elbette bu, dilde az ya da çok yapılacak bir ayıklamayı beraberinde getirecektir. Zaten kendilerine yapılan eleştiriler de bu yolda olur. Buna göre “Yeni Lisan”ın tavsiye ettiği dil ile dört başı mamur bir eser yazmak mümkün olmayacaktır. Aslında edebî camiada bu tekliflerin itiraz görmesi beklenmeyen bir durum değildir. Unutulmamalıdır ki üsl^pçu bir anlayışı ortaya koyan Servet-i Fünûn ve onun devamı olan Fecr-i Âtî’nin mensupları ustalıklarını bizzat dil üzerinde gerçekleştirdikleri oyunlara borçludurlar. Kelimelerle resim yapmak, harflerle beste yapmak hiç kolay bir uğraş değildir. Ve bunlar bütün sanat iddialarını dil üzerinde gerçekleştirirken dil bir kez daha asıl kaynağı olan milletten uzaklaşmış, Tanzimatçıların kazanmaya çalıştıkları tabii halden kopmuş, neredeyse bilenlerin anladığı ve ancak onların zevk aldığı Divan edebiyatındaki durumunu bir kez daha oluşturmuştur. Artık Türkçenin ıslahı için bir zorunluluk vardır.

Bunların neticesinde Yeni Lisan’ın tasfiyeci bir yaklaşıma sahip olduğu düşünülebilir belki ancak Yeni Lisan tasfiyeci bir dil hareketi değildir. Daha çok dilde ıslah edilebilecek bir anlayışı benimser. Sanat kaygısıyla dile taşınmış yabancı kelimelerin dilden ayıklanmasını ister.Ama halkın diline yerleşmiş kelimeleri kökeni ne olursa olsun onları korumak yolunu seçerler.

Yeni Lisan Yeni Edebiyat

Yeni Lisan telkin etmek istediği edebiyatın asıl belirleyici unsuru, taşıdığı ruhtur. Çünkü bu edebiyat açıkça anlaşılmaktadır ki bir milleti ortaya çıkarma, bir millet oluşturma edebiyatıdır. Bu özelliklerinden dolayı da siyasi ve fikrÎ bir edebiyattır. Adı ister millî edebiyat isterse başka bir şey olsun tek meselesi hece vezni ve sade Türkçe gibi konular değildir. Fakat buna karşılık ana meselesi eserin taşıdığı ve okuyucuda uyandırmak istediği ruhtur. Bu ruh kendini tarihte ve destanda bulur. Mehmet Kaplan’ın tespitiyle devrin insanına bu edebiyatla bir “altın çağ” sunulur. Daha doğrusu hatırlatılır. Tam bu noktada Ergenekon Destanı’na yöneliş, Namık Kemal’in Evrak-ı Perişân’ının yeniden aşkla okunuşu, Ziya Gökalp’in “altın Destan”ı ve Ömer Seyfettin’in tarihten hareketle yazılmış hikâyeleri hatırlanmalıdır. Millete; geçmişin parlak sayfaları düşündürülerek, birkaç asırdır yavaş yavaş kaybettiği kendine güven duygusu yeniden kazandırılır. Aslına böylece dilden başlayan hareket edebiyata geçerek genişlemiş; fakat sonra çığ gibi büyüyerek devamında bir fikir hareketi oluşturmaya zemin hazırlamıştır.

Yeni Lisan edebi plandaki faaliyetiyle milliyetçilik düşüncesinin tohumlarını atar. Bundan sonra da devri ve insanı etrafında toplayarak millî hedefine ulaştırır. Millî edebiyat, milliyetçi düşüncenin edebiyattaki uygulama ve ifade alanıdır. Bu aynı zamanda edebiyatın milletin hizmetine verilmesi demektir. Böylece edebiyat kitleleri yönlendirmek hedefine soyunur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hazırlayan yıllara ve sonrasına bakıldığında da açıkça Yeni Lisan’ın fikrî ve siyasî hayattan edebiyata, oradan yaşanan hayata aktardığı prensiplerin izleri görülecektir. İmparatorluktan millî devlete geçiş yıllarında ve uzun süren savaşlar sırasında Türklük şuurunu, milliyet duygusunu uyandırmayı başarmıştır. Anadolu’yu, Türk insanını ve onun estetik değerlerini kullanarak topluluktan çıkıp bir millet oluşturmasına zemin hazırlamıştır.

Kaynak:

Hülya Argunşah, “Yeni Lisan Hareketi 100 Yaşında”, Türk Edebiyatı Dergisi, sayı 450 (Nisan 2011), s.4

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum