Uğurlar Olsun

4 Ocak 2018 0 yorum Sizden Gelenler 622 Görüntüleme

109459_sonbahar_resmi_manzaralari_2

Yürürken tek kişilik bir resmigeçit yaparcasına
iki yana dizilmiş mahzun düş kırıklarımın arasında
sanki şu ümit morguna dönmüş dünyadaki
hâli en berbat kişi edasıyla
ellerim ceplerimde
gözlerimse yerin dibinde
ve cayır cayır yanarken yüzüm ayazda
bağırdığım halde içimden son hızla
dışımdansa kahreden kesik fısıltılarla
ettiğim nankörlükten bihaber
kadere, tanrıya, sevdaya
yani söz geçiremediğim ne varsa tamamına
ve elbette şu bilinmezliğe batmış hayata söve saya
bana sensizlik
bana kimsesizlik
bana ciğer delen bir çaresizlik
ve bana buram buram bir hiçlikten başka
hiçbir şey ama hiçbir şey ifade etmeyen
zıtlığın, yalan ve ihanetin başkenti olmuş
kendini hırs, para ve propagandaya vurmuş
bu saraylı, bol soytarılı, bol haneli
ölümcül kentin artık yalnızlaşmış sokaklarında
renksiz gözlerimden ığıl ığıl süzülerek usulca
yalvarmamış olmanın verdiği iç rahatlığıyla
kaldırım taşlarında birer ikişer intihar eden
silmeye layık olmadığım gözyaşlarım gibi
yüreğimin işitmek için
dünden değil Âdem’den beri razı olduğu bir daha hiç atmamaya
aklımınsa
işitmediği için müstebidi deviren İttihatçılara döndüğü adeta
tanrının hem belası, hem lütfu olabilecek o cümle
dökülseydi eğer solgun dudaklarından
Dallarımızı kıran, hüznün bizdeki diğer adı,
O kötü hatıralı kara eylülün yirmi sekizinde,
Azrail’in odalarında canla başla mesai yaptığı,
Yaşamın ölümle savaştığı
O yeşil binanın bahçesine,
Ahmaklığını kanıtlamak istercesine,
Hala sanıyor ki bu aptal yüreğim;

Sanki
Şu meşhur devenin boynu aniden düzelecek,
Keder damlayan çehrelerde, umut gülleri bitecek,
Düşleri değil bizzat bedenleri yakılan el kadar bebekler,
Ölmeden önce insanlık, hıçkırıklarla zulmü öldürebileceklerdi.

Ve sanki
Bizim tutsak yurtlarımızın karabulutlarla,
Esaret puslarıyla kaplı semalarına kurtuluş güneşi,
Ay yıldızlı al bayrakla doğacaktı boğarak karanlığı,
Ve benim o büyük, o müreffeh, o hasretiyle kavrulduğum,
Güzel ülkemin gümrük kapılarında Turan yazacak,
Namuslu dillerle, ışıl ışıl yüreklerle marşlar okunacak,
Irkım için yaşayıp, ırkım için ölen tüm kahramanlar,
Tek tek rahmetle anılacak ve barış, ölümsüzlüğü tadacaktı.

Ve sanki sonra benim,
Cennetin yanında cehennem kalacağı,
Fakat gücünü cehaletten alan, kahrolası,
Kahraman postuna bürünmüş hainlerce,
Parsel parsel düşmana satılmış,
Perişan edilmiş bahtsız ülkemde,
Demiri su kıldığımız dirilişin çağı ilkbahar,
Ve helal ekmeğin, emeğin, harmanın çağı yaz,

Hayır!
Asla ve asla etmeyeceklerdi kavga,
Hatta ve hatta atışmayacaklardı bile,
Artık adlarını aksakallı zeytinlerin,
Koca çınarların dahi hatırlamadığı,
Ölümsüz ölülerimizin o acı hatırasını,
İçinde saklayan uğursuz güz ile
Sarıkamış’ın faili katil kışın mirasını,
Kanaatkâr çehreler ve hırsa yabancı gözlerle
Yapacaklardı kardeş payı…

Lakin olmadı ki zaten
Sonuçta sevinseydi bile yüreğim,
Biliyorum, ne ben mutlu olurdum
Ne de gerçekleşirdi bu güzel düşlerim.
Uğurlar olsun şimdi sana…

Sen artık benim için,
Kim olduğunu bile bilmediğim
Üzerinde ruhsuz bir haç kabartması bulunan,
Kim bilir kaç yüz yıllık mezar taşı kırılmış,
Kemikleri dahi kalmamış bir ölüden farklı değilsin,
Bence o kadar anlamsız…
Bana o kadar uzak…

Şimdi sen,
Bir zamanlar yüreğimin taptığı o kadın değil,
Şu insan denizinde elimi hiç ıslatmayacak
Milyonlarca damladan yalnızca birisin…

Uğurlar olsun,
İlelebet uğurlar olsun sana…

Fatih OĞUZ / 22.12.17 / Ulus

 

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum