Nogay Ressam, Grafik Sanatçısı Alibek Koylakayev ile Sohbet

14 Şubat 2017 0 yorum Söyleşi 631 Görüntüleme

Alibek Koylakaev, 23.05.1982’de Rusya’ya bağlı Dagestan’ın Terekli Mekteb ilçesinde doğdu. 1997’de Djemala Okulu’ndan, ahşap oyma ustası diplomasıyla mezun oldu. Mahaçkale’de, 2002 yılında Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi, Ressamlık Akademisi’nde eğitim almaya devam etti. 2013 yılından beri, Kazakistan’ın Astana şehrinde yaşıyor.

Koylakayev’in, Mahaçkale Etnik Kültür Merkezi’nde, “Zaman Kahramanları” adlı kişisel sergisi açıldı. Serginin ana teması; tarihî kahramanların, kişilerin portreleri, ataların ruhu, büyük bozkırın yaşantısı idi.

Yine Astana’da, 2014 yılının sonbaharında, ressam Koylakayev’in, “Ataların Çağrısı” olarak adlandırdığı sergi ile etnik ve kültürel etkinlik oluşturulmuştur.

“Rusya’nın Kültürü” programı çerçevesinde, A. A. Kadirov Müzesi’nde gerçekleştirilen sergide sanatçının 10 adet tablosu, “Noghay El” adıyla sergilenerek tanıtıldı.

Alibek Koylakayev’in, 26-30 Haziran 2016 tarihleri arasında, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Metro Sanat Galerisi’nde açılan resim sergisi, Nogayların Türkiye’deki ilk resim sergisi olma özeliğine sahip. Bu serginin, Rusya’daki bütün Nogay sanatçılar için iyi bir etki oluştracağını ümid ediyoruz.

Ressam, yakın zamanda, Nogay Diasporasının yoğun olarak yaşadığı Avrupa şehirlerinde bir sergi daha açmayı düşünüyor.

Alibek, seninle görüşmeyeli uzun zaman oldu. Son yaptığımız röportajdan bugüne kadar hayatında önemli değişiklikler olmalı?

Hayatımın çok fazla değiştiğini söyleyemem ama iç dünyamın ve dünya görüşümün değiştiğini söyleyebilirim. Son yıllarda birkaç sergi düzenledim. Bundan önceki sergim, Kazakistan’ın başkenti Astana’da oldu. Aklımdaki birçok düşünceyi hayata geçiremedim ve kendimi henüz tam anlamıyla açıklayamadım. Eserlerimde ifâde etmek istediğim duygu ve düşünceleri henüz eserlerime tam olarak yansıtamadım. İşimden başka, düşünmem gereken ailem, çocuğum ve özel hayatım var. Bunlar, hayatımda çok önemli bir yer tutuyorlar.

Şimdi Türkiye’desin. Peki, burada geleceğe yönelik planların nelerdir? İleride senden neler göreceğiz?

Planlarımda, harekete devam etmek ve kendimi geliştirmek var. Şu an net birşey söyleyemem. Herşey gelişecek şartlara bağlı. Daha iddiâlı projeler üzerinde çalışmak istiyorum. Bunu zaman gösterecek. Türkiye’de Nogayların büyük bir nüfusa sahip olduklarını biliyordum ve bu ülke hakkında çok düşünmüştüm. İmkânların oluşması için şartlar belirginleşti. Türkiye’ye gelişimi büyük ölçüde Arslanbek Sultanbekov’a borçluyum. O, Türkiye’yi tercih etmemin öncüsü ve belirleyicisi oldu.

İnsanlığın yararına birşeyler yapmak için milli kimlik, fedakârlık gibi kavramlara ihtiyaç var. Dünyada para ile ölçülemeyecek değerler var. Türkiye’ye gelince ben, insanlar arasındaki ilişkilerde sâmimiyet gördüm ve kendim için bazı şeyler öğrendim; bazen yapılan işin kapsam ve genişliği maddiyat ile ölçülemez. Çevremdeki insanların yardımı olmasaydı, benim sergimin gerçekleşmesi asla mümkün olmazdı. Onların yardımları tamamen karşılıksızdı. Yalnızca Allah rızâsı için ve Nogay halkının benliğini korumak amacıyla yapılan yardımlardı.

Eserlerinle ilgili olarak, stilinin ayırt edici özelliği nedir? Sana özgü nitelikler nelerdir? Sirajdin Batırov, Fakrikamal Mahmudova, Ospan Süyündikov, Muhminat Otevaliyeva gibi Nogay sanatçıların tarzlarından farklılıkların nelerdir? Bu konuda neler söylemek istersin?

Eserlerimizin, Nogay sanatçılarımızın eserlerinden daha iyi ya da kötü olduğunu söylemek elbette bana düşmez. Ancak özgünlük hakkında şunu söyleyebilirim: Her sanatçının kendi özgünlüğü vardır. Kendim hakkında konuşacak olursam; ben, hem kendime ve hem de başkalarına karşı dürüst olmaya çalışıyorum. Bunu bir tür ruh ameliyatı olarak düşünebilirsiniz. Yanlış bir kesim veya teşhis yaparsanız, bu durum nahoş sonuçlar doğurabilir. Tabii ki, hata yapmadan da olmuyor. Ama bu, hayatın ta kendisidir. Benim düşünceme göre tüm yaratıcı insanlar böyle anları yaşarlar; bizim için sevmek, sezmek, acıyı hissetmek, şefkat göstermek gibi duygular var. Herbirimiz, kendi duygularımızı, ruhsal durumumuzu farklı şekillerde gösteririz.

Sen Edige, Nogay ve Süyümbike’ye adanmış çalışma serisi ile meşhursun? Bundan sonraki çalışmalarında kimi ya da kimleri çizmek istiyorsun, neden?

Pek çok şey çizmek istiyorum. Ama her zaman ilhâm ya da esin kaynağı olmaz, herşey bulunduğun ortama bağlıdır. Ama yine de aklıma çeşitli karakter ve görüntüler geliyor. Bir zamanlar Ramses, M. Jackson ve Tomris’i çizmiştim, yakınlarda ise Viking kaharmanı Ragnar Lothbrok’u çizmek istedim. Bu düşüncemi zamana bıraktım.

Çalışmalarının bir başka yönü daha var. Soyut çalışmalarının olduğunu da biliyorum. Bu soyut tarzdaki resimlerinin, ruhu ile Dali’nin çalışmalarına yakın olduğunu söyleyebilirim. Genelde insanların bu tarza tepkileri belirsizdir. İnsanlar arasında bu tarzdaki çalışmalarını sevenler ya da sevmeyenler mutlaka çıkmıştır. Bu tarzdaki eserlerinde anlatmak istediğin nedir? Yoksa, daha fazla kendini ifâde etmenin bir yolu mu bu?

Bu da, işimin bir diğer yanı. Yaşam tarzımız, yaşadığımız devir, stres, psikolojik bariyerler, kompleks gibi etkenler bu tarz eserlerin anlaşılmasını engelliyor. Dediğim gibi, kendime karşı dürüst olmaya çalışıyorum ve ben o andaki halimi eserlerime yansıtıyorum. Bunun, herkesin düşündüğü ancak söyleyemediği, kendini ifâde etmenin bir yolu olduğunu düşünüyorum.

Hepimizin merak ettiği şey şu: Şuan sen Türkiye’desin ve Türkiye’deki Nogaylar ile sıkı bir iletişim içerisindesin. Nogaylar arasındaki uzun mesafeler ve yüzyıllar boyu süren ayrılığa rağmen, Nogay olarak hepimizin ortak olan özeliklerimizi nelerdir, sence?

Her şeyden önce sebep, bizim Nogay olmamız ve ikinci olarak da Nogayşa – “Nogayşılık” dediğimiz, Nogay halkının yalınlığıdır. Şahsen benim için bu yalnızca bir felsefe değil, birbirimizle ilişki ve bağ kurmanın anahtarıdır. Türkiye’deki Nogaylar da bu niteliğe sahipler. Bu bir tür sonsuzluk ve küreselleşme duygusudur. Mekân dediğimiz sâdece maddedir ki, sevgi ise yaratıcı bir şeydir.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum