Ak-kurum

7 Mayıs 2015 0 yorum Ziya Gökalp 378 Görüntüleme

Ak-kurum
Kara-kurum yakınında, târihi çok, ünü yok,
Yoğun bir köy… Bu köydeydi babamızın ocağı.
Babam öldü, ağabeyim sürüleri, otağı

 

Aldı gitti. Küçüğümüz, soyumuzun yurdunda
Bekçi kaldı.. Hem tarlayı sapanıyla ekecek,
Hem her cuma tuğumuzu damımıza çekecek.

Ben ortanca, babamızın mîrâsından payım yok.
Benim sürüm kısrağımdır, benim tarlam kılıcım.
Hattâ benim adım da yok, beynimdeki kıvılcım,

Kalbimdeki kuvvet, bana her varlıktan değerli.
Vedâ ettim kuzulara, tarladaki ekine,
“Tuğumuzu yükselt!…” diye ısmarladım Tekin’e.

Yola çıktım, yasamızın bu bir eski buyruğu :
Adsız kendi ocağına bağlı kalmaz, ayrılır;
Onun büyük bir ocağı vardır, ona çağrılır.

Ben adsızım, evet benim âilelik adım yok;
Benim köyüm Tûrân Yurdu, Türklük benim ocağım;
Nereye gitsem karşı çıkar bana yasam, bayrağım

Yola düştüm, az uz gittim, dere tepe düz gittim;
Her akşam bir Türk şehrine, Türk köyüne uğradım.
Kalblerinin bir emelle çarptığını anladım.

İstanbul’a geldim, gördüm Tûrân fikri uyanmış;
Büyük emel doğmuş, buna çalışıyor her kişi!..
Ey Türklerin yeni doğan yüce ümîd güneşi!

Ben adsızım, sensin bana millî bir ad verecek!
Türk oğluna lâyık olan merdlikleri yaparsam,
Bana ad ver, beni evlâd tanı, benim ol babam.

Geldim senin eşiğine, Kara-kurum ilinden.
İstikbâlin târihinde bu sözleri okurum :
Yeni Tûrân Hâkanlığı, pâyitahtı: Ak-kurum!

                           Ziya Gökalp (Kızıl Elma)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum