HEY DÜNYA VERECEĞİN OLSUN!

3 Aralık 2011 0 yorum Denemeler-Makaleler 270 Görüntüleme

 

VERECEĞİN OLSUN DÜNYA, RÜŞTÜ ONUR SENDEN ALACAKLI
69 yıl önce, aramızdan sessizce çekip gittiğinde yirmi iki yaşındaydı. Hayatının da şairliğinin de en başındaydı. Sihirli sözler söyleyen dilleri sustuğunda, insanlık uykudaydı. Yirmi iki yaşında adı gibi rüştünü ispat etti şiirleri.
Rüştü Onur… Bitmemiş bir cümledir, sonuna üç nokta konmuş. Öncesi çok kısa sonrası sonsuza… Türkçenin ufuklarında sonsuza dek yankılanacak mısraları. Su gibi akışkan, saf ve berrak. Havası var şiirlerinde memleketimin, çiçeğinin tazeliği, kömürünün kokusu. Şiirlerine işlenmiş güzel dilimin dokusu… Apaçık, dupduru bir Türkçe, zorlanmamış, sanata mecaza boğulmamış. İnsanı içine çekiyor öylece;


Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa;
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşüm caddelerde
Memnuniyetimden;
Ve bu çılgınlık delicesine
İçimden geliyor.
Dilsiz değilim susamam
Öyle ölüler gibi
Bu güzel dünyanın ortasında
Gencecik bir dimağda güçlü ilhamların tesiridir yukarıdaki şiir. Kolayca söylenmiş izlenimi verse de, tam tersine şairane bir söyleyiş. Etkilendiği Garip akımındaki ustalara bile taş çıkartacak cinsten mısralarla karşı karşıya olduğumuzu yukarıdaki şiiri okur okumaz anlıyoruz. Hele bir “Hülasa” deyişi var ki, şiirlerini okumaktaki  “memnuniyet”imize, derin bir hüzün karıyor:
Ben ölsem be anacığım
Nem var ki sana kalacak
Ceketimi kasap alacak,
Pardösömü bakkal
Borcuma mahsuben…
Ya aşklarım
Ya şiirlerim ne olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne
Hülasa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var.
Çıplak doğurdun beni
Çıplak gideceğim
Ölüm teminin bu denli doğal ve etkileyici anlatıldığı ender şiirlerdendir yukarıdaki mısralar. Şairin hazin sonunu hatırladığımızda yukarıdaki mısralar şairin bir anlamda kaderini çizdiğini anlayabiliyoruz. Şiirdeki söyleyiş güzelliği, doğallığı, kelimeler arasındaki mükemmel uyum, sanki şiir üzerinde senelerce çalışılmış izlenimi veriyor. Oysa, daha yirmi iki yaşında –ki öldüğü tarihte yirmi iki yaşındaydı, bu şiiri yazdığında daha da gençtir muhtemelen- öldüğünü düşündüğümüzde Rüştü Onur’un ne denli güçlü şair olduğunu kestirebiliriz.
Burada niyetim Rüştü Onur’un şiirlerinin uzun uzun tahlilini yapmak değildir. Onun şiirlerinin ispatı için, şair olmaya gerek yoktur. Onun şiirlerini okuduğunuzda “işte bu” diyecek ve böylesine şiir sahasında yetenekli bir şairin bu dünyadan erken göçüp gitmesine üzülecek hatta kahırlanacaksınız. Çünkü, Rüştü Onur’un şiirleri öylesine gelecek vaat ediyor ki, eğer yaşamış olsaydı otuzlu yaşlardan sonra söyleyeceği şiirlerin mükemmeliyetini, şairâneliğini tahmin etmekte zorlanmayacaksınız.
Rüştü Onur, bu dünyadan erken gitmiştir. Erken demek, uygun belki ama yetersiz. Onun durumuna en uygun kelime budur belki de: “Alacaklı”. Hayalleri, dostlukları, sevdası, şiirleri, sanat ve edebiyat aşkı… Hepsi yarım kaldı, hepsi eksik. Belki bütün ölümler erken ama “ölüm”  Rüştü Onur için çok daha erkendi. Hey dünya! Bu sefer alacağın değil vereceğin olsun! Hem de bir ömür.
Yaşar VURAL
02/12/2011

Rüştü Onur ile ilgili diğer yazılar:

“Şeyh Dede Şair Torun Devrekli Rüştü Onur Kitabı üzerine”

“İbrahim Tığ ile Rüştü Onur Üzerine”

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum