TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ŞEREF SAYFASI: AŞIK ŞEREF TAŞLIOVA

24 Eylül 2014 0 yorum Denemeler-Makaleler 348 Görüntüleme

asik-seref-tasliova

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ŞEREF SAYFASI: AŞIK ŞEREF TAŞLIOVA

“Aşkı olmayanın meşki olmaz” diyor Aşık Şeref Taşlıova. Türk milletinin kadim geleneği ozanlığın son dönemdeki en büyük temsilcisi ve ustasıydı.

Ona ozanlıkta “usta” ya da “üstad” demek için çok fazla haklı gerekçemiz var. “Beşikten mezara kadar âşık”tır Şeref Taşlıova. Tıpkı rahmetli Murat Çobanoğlu gibi.

Aşıkların iki atımlık kurşunları yoktur. Onlarda tükenmez bir cephane vardır: adına “söz” derler! Sözün ustasıdırlar. Sözü bir silah gibi etkili kullanmasını çok iyi bilir, hedefi hiç şaşmazlar. Ortaya atılan bir kelimeden ölçülü uyaklı nazımlar düzmek ve bunu karşısındakiyle bir yarış içinde ve hemencecik yapmak bir marifettir ve dahi iltifata tabidir. 20 Eylül akşamı kaybettiğimiz Aşık Şeref Taşlıova, Türk milletinin Orta Asya bozkırlarından taşıyıp getirdiği kültür mirasından olan ozanlığın kök saldığı topraklarda doğup büyüdü. Gıdasını halkın sandığında sakladığı hikâye ve ozanların sazlarında taşıdığı ezgilerden aldı. Beşiğinde sallandığı Anadolu’nun ninnisi, eşiğinde yattığı üstatların türküleri, koşukları, koşmaları büyüttü serpiştirdi onu. Zaten bereketli topraklarda filizlenmişti, bir de Allah vergisi yeteneği koydu mu heybesine, aldı yürüdü ozanlık yolunda. Kader ona Çobanoğlu gibi bir sadık dostu da yol arkadaşı eylemişti. Şöhretleri Kars ilini çoktan aşmış, bütün Türk illerine yayılmıştı.

Türkçenin has bahçesinden derdiği koşmaları, koşup gittiği her yerde sazına katık edip kendine aş, gözlerde yaş, gönüllerde aşk eyledi. Gönlündeki aşkı nakşetti başka gönüllere. Her âşık gibi vefasız sevgilinin eza ve cefasına düçar olmuş ama yine de içindeki volkan hiç sönmemiştir.

Her gelen insanlar geçer üstümden

Muhannet sevdiğim yol ettin beni

Çekmeyinen kopmaz idi yaprağım

Aşkınla bir çürük dal ettin beni

 

Abdal edip diyar diyar gezdirdin

Kayığımı ummanlarda yüzdürdün

Peteğimi kovanımdan süzdürdün

Yadlar sofrasında bal ettin beni

 

Şeref der ki duyamadım sesin yar

Sırmalıydı yeleğinde süsün yar

Keşiş kızı Aslı mısın nesin yar

Kerem gibi yaktın kül ettin beni

 

Âşıkların içine düşen ateş, aşk olup gönüllerini yakmasa, bu gök kubbede nasıl bakî olurdu ferhat ile şirin, Kerem ile Aslı? Kim yüklerdi dilin sırtına bunca destanı, meseli? Şeref Taşlıova aynı zamanda iyi bir folklor derleyicisi ve kültür taşıyıcısıdır. Şeref Taşlıova sadece halk müziğinin icra makamı değildir. Hem söyleyendir, hem söyleten yani nesillerin öğrenmesi için onlarca hikâyeyi derleyip ölümsüzleştirendir. Sadece bu hizmeti bile tek başına onun adının ölümsüzleşmesine kâfidir.

 

Mana erleri “ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” demiş. Taşlıova, maddî alemden göçtü belki. Ama hiç göçmeyecek eserler bıraktı ardında.

 

Şeref baksan her bir yandan,

Aşk ayrı değil insandan,

Seven sevdiğini candan,

Sardıkça güzel görünür.

 

Aşık Şeref Taşlıova, baktığımız her yerden güzel görünüyor. Türk kültürün şeref sayfalarından biri daha uçmağa yürüdü. Allah mekanını cennet eylesin.

Yaşar Vural

24.09.2014

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum