TÜRK KİMDİR?

10 Mayıs 2018 0 yorum Tiyatro Metinleri 166 Görüntüleme

==TÜRK KİMDİR? ==

==Perde açılmadan önce konuşmacı sahnenin sunumunu yapar, tek perde dört sahneden oluşan “Türk Kimdir?” adlı oyunumuza hoş geldiniz==
== perde açılırken sahnenin sunumunu yapar==

Sizleri, ilk olarak ikibin ikiyüzyıl öncesine götürmek istiyoruz;
Mete ne demişti?
1.SAHNE
Erkek oyuncu: Mete
Erkek oyuncular: Mete’nin veziri
Erkek oyuncular: Nöbetçi
Erkek oyuncu: Tatar elçi
==Mete veziriyle konuşurken beklenen elçinin gelip gelmediğini sorar==
Mete: Beklenen elçi gelmiş midir?
Vezir: elçi geldi ve huzurunuza çıkmayı bekler. ( dışarda bekleyen nöbetçiye seslenir) nöbetçi elçiyi getir.
Nöbetçi: (içeri elçiyle beraber girer ve diz çöküp selam verir fakat elçi diz çökmez)
== nöbetçi kenarda beklemeye başlar. Elçiyle beraber gelir elçinin elinde bir ferman vardır==
Mete: Söyle bakalım, beyiniz ne ister.
Elçi: Hakanımızın üç isteği vardır onları iletmeye geldim. ( fermanı açar ve okumaya başlar) ulu hakanım Toraman emreder ki; Mete, dünyalar kadar sevdiği atını bana göndere.
Mete: ( sakin bir şekilde dinler) buna ben tek başıma karar veremem. ( vezirine dönerek) siz ne dersiniz?
Vezir: ulu Hakan’ımız iyisini bilir ama bu sizin en çok sevdiğiniz varlıktır. Tanrı size onu bağışlamıştır ki onunla çok cenkler kazandınız. Biz düşündük ki siz onu vermeyin ve bunlara savaş açalım.
Mete: ey yüce vezirin doğru dersin. O benim en çok sevdiğim atımdır. Fakat at benimdir ve benim olan bir şey için ben devletimi ve milletimi savaşa sokmam.( elçiye sesini yükselterek) verilecektir. Beyiniz başka ne ister?
Elçi: ( fermandan okumaya başlar) bize saldırmayacağınızdan emin olmak için eşinizi rehin ister.
== vezirine dönerek ==
Mete: bu konuda ne düşünürsün?
Vezir: Ulu hakanım daha iyisini bilir ama bu bize hakarettir. Hemen şimdi elçinin kellesi vurula ve gövdesi çakallara yem yapıla.( dediğinde elçi irkilmeli ve kısa bir gülüşmeye sebep olacak hareket yapmalı)
Mete: ey yüce vezirim yine doğru dersin. Amma avrat benimdir ki, benim olan bir şey için ben milletimi yine savaşa sokmam. Tez hazırlana atıma bindirilip gönderile.( elçiye dönerek) daha ne ister beyiniz.
Elçi: ( bu defa biraz daha yüksek sesle okumaya başlayarak) Han’ım der ki; ülkenizin kuzeyinde çorak bir toprak parçası vardır. Ot bitmez. İşte onu isteriz ki bizim hakkımızdır.
Mete: sakin bir ses tonuyla vezirim ne yapalım?
Vezir: Ulu Hakan’ım, iyisini siz bilirsiniz ama ben kaşı çıksam da diğerleri çorak toprak için başımızı belaya sokmayalım verelim derler.
Mete: ( yüzü gerilir ve sert bir ses tonuyla konuşmaya başlar) benden atımı istediniz verdim, benim malımdır. Karımı istediniz verdim benim malımdır. Amma benden bana ait olmayan bir şeyi istersiniz ki bu milletimin malıdır. ( eliyle nöbetçiye işaret eder nöbetçi de elçinin dizini kırar diz çöktürür.) Milletime ait olan bırakın toprağı çakıl taşı olsa vermem. ( sesini yükseltirken elini de havaya kaldırıp bağırır) bırakın vermeyi vermek isteyeni de yaşatmam.
== perde kapanır arka fondan sunum başlar==
Türk kimdir? Bilir misiniz?
Türk;
Devleti ve milleti için sevdiklerinden feragat edendir!
Türk;
Söz konusu devleti olunca, gözünü kırpmadan adım atandır!
Türk;
Vatanına göz dikeni, yerle bir edendir!

2. SAHNE
Perde açılmadan önce sunucu sahnenin sunumunu yapar;
– Şimdi sizleri, 1914 yılında yeni doğmuş bebeğini bırakıp Sarıkamış’a giden bir yiğidin evine misafir ediyoruz. Bu olay Erbaa’da, yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesinden alınmıştır.
Erkek oyuncu: Abdülkerim
Erkek oyuncu: Gülüşan
== kadın köşede beşiği sallamaktadır arka fondan da ninni çalmaktadır ve bu arada Gülüşan bebeğiyle dertleşmektedir.==
Gülüşan: yavrum, aslanım sen, baban getti diye üzülün emme, baban netsin, o getmese bizi kim gorur yavrum. Bugün o getti yarın belki de sen gedecen, sen gedince de oğlun sana mı gızsın. Baban adını bile goyamadı, senden heberi bile yok emme Ömer ağamı onun ardından gönderdim ki senin geldüğü habar etsin deyi. İnşallah yetüşmüştü. (oğluna sarılır ve ağlamaklı bir ses tonuyla) böyüyüncü babana gızma emi yavrummm…( bu arada kapı çalar gözyaşlarını silerek kapıyı açmaya gider)
Abdülkerim: ben geldim.
Gülüşan: hoş geldin( abdülkerim’e sarılır, abdülkerim beşiğe bakar.)
Abdülkerim: o da geldi demek
Gülüşan: ( beşiğe bakarak) geldi ya. Senin gittiğin gece o geldi.
Abdülkerim: ( bebeği kucağına alır öpmeye başlar eşine dönerek) pekte yakışıklı maşallah.
Gülüşan: senin gittiğin geceydi, yıldırımlar tavanı yalarken sancılarım beynimi gemürdü.
Abdülkerim : ( araya girmek ister) Gülüşannn.( eşi el işaretiyle susturur ve seyirciye dönerek konuşmasına devam eder)
Gülüşan: vatanın sancısı seni sarmışken benim sancım bana az geldi. Sen gittin o geldi. Onun geldiği gece bir rüya gördüm. Sen elinde tüfekle içeri girdin. Önce Ali’mi, sonra Aziz’i sonra da Memedimi öptün. En son yanımıza geldin. Tam bizi öpecektin yavrumuz eliyle seni itti ve ‘baba beni sonra öpersin ardında düşman var. Bizi gurtar baba’ dedi.
Abdülkerim: ( bebeğe sıkı sıkıya sarılır bağrına basar bağırarak) oğlummmm.
Gülüşan: Bende ardından Ömer ağamı gönderdim ki, yetişirsen onu bekleyenler çoğaldı de. Dedim ama o seni alıp gelmiş.
Abdülkerim: Geldim ya Gülüşan’ım. Ama…( susar)
Gülüşan: Biliyorum. Getmen lazım.
Abdülkerim: ( boynunu büker) evet.
Gülüşan: Sen gitmesen ben sana ER der miyim?
Abdülkerim: Bu kadar beklemem yeter.( burada Abdülkerim gideceği cephe hakkında Gülüşan’a sözler söyler)
Gülüşan: ( bebeği alır tam o dışarı çıkacakken seslenir) Abdülkerim.
== Abdülkerim ardına bakar==
Gülüşan: ( bebeği uzatır) adını koymak istemez misin?
Abdülkerim: (öper ve kulağına eğilip) Rıza, Rıza, Rıza…( Gülüşan’a bebeği vermeden konuşmaya başlar önce bebeği ona doğru uzatır) artık Rıza’n var.( bebeği kendine çeker) artık Rıza’m var. ( bebeği seyirciye uzatır bağırarak) artık Rıza’nız varrrr.
==Gülüşan, bebeği alır kucaklar koklar bu arada Abdülkerim bebeği tekrar kucağına alır seyirciye doğru bağırarak ==
Abdülkerim: artık hiç kimse şehit var diye üzülmesin. Herkesin Rıza’sı olan işe ağlanır mı?
== sahne kapanırken sunucu başlar==
Türk kimdir bilir misiniz?
Türk;
Türk canından aziz bildiği vatanı için her şeyden vaz geçendir!
Türk;
Vatanı uğruna sevdiklerini Allah’a emanet edip,
Allah yolunda ölüme gidendir!
Türk;
Allah için can verip,
Allah için can alandır!

3. SAHNE
Sahne açılmadan sunucu gelir ve sahnenin sunumunu yapar;
Sizleri şimdi de 2000 li yılların başlarına, Bosna’ya götürmek istiyoruz.
Erkek oyuncu: (komutan yüzbaşı)Yasin
Bayan oyuncu: ( komutan binbaşı) Fadime
Erkek oyuncu: ( asker) Ahmet
Erkek oyuncu: Bosnalı memur
Bayan oyuncu: (yaşlı kadın) Zehra
== askerler memurla beraber koli dağıtmaktadır ve birkaç koli kalmıştır, askerle memur koli götürüp geldiğinde komutana asker ==
Ahmet: komutanım. Sizden köylülerin bir ricası var.
Yasin: hayırdır asker.
Ahmet: köye biraz uzakta bir teyzemiz var adını yazmamışız ama onun yardıma ihtiyacı var. Fazlalık varsa ona da yardım göndersek. Diyorlar. Hem o sizleri çok sever. Türkler der başka bir şey demez diyorlar.
Yasin: ( kadın komutana bakar ) ne dersin komutanım. Gönderelim mi?
Zeynep: ( hemen kolilerin yanına gider) ne demek gönderelim mi? ( kolilerden bir tane alır) bi tanede sen kap biz götürelim.
Ahmet: ( hemen araya girmek ister) aman komutanım, orası çok uzak ve yolu da yok. Siz ayırın ben gönderirim, zahmet etmeyin.
Zeynep: ( askere sert çıkar) ne demek zahmet etmeyin. Biz buraya neden geldik? ( yüzbaşıya döner sert bir ses tonuyla) haydi marş marş!
== komutan hemen kolilerden bir tane alır bir de memur alır ve ışıklar söner. Tekrar açıldığında yaşlı kadın sahnenin diğer tarafında elinde baston başında beyaz örtü beklemektedir. Kapıyı köylü çalar, içerden kadın seslenir ==
Zehra: kızım, Melike sen misin?
Köylü: Zehra anam biz geldik.
Zehra: ( kadın onlara yaklaşır elini köylüye uzatır. O elini öperken ) hoş geldin evladım.
Köylü: ( büyük bir saygıyla el öptükten sonra peşinden gelenleri gösterir ve) anam sana Türkiye’den misafir getirdim.
Zehra: ( bayan askere sarılır) onlar misafir değil benim evladımdır. ( hüzünlenir) siz gittiğinizden beri bize kan kusturdular. Siz bizi Bosnalı diye bırakıp gittiniz ama onlar bizi Türk diye öldürdüler.
Fadime: (ellerine sarılır) biz geldik anam bir daha gitmeyiz, söz.
Zehra: ( ağlamayı azaltır) sizi her gece rüyamda gördüm. Siz buradan gittiğinizden beri rahat yüzü görmedik
Zehra: artık bizi bırakıp gitmeyin. Siz gittikten sonra yakılmadık ev, yıkılmadık cami kalmadı. Ağlamaktan gözlerimiz kurudu. ( ilerilere doğru yürür ve) işte şurda gözlerimin önünde bir oğlumu vurdular, şurda ikinciyi, şurada beş yaşında yavruma gıydılar. Kızım vardı onu da alıp gettiler. ( boynunu büker) şimdi kim bilir nerde? Kapım her çaldığında o geldi zanneder onun adıyla seslenirim. ( kadın asker gelir elini öper)
Fadime: anam, adım melike değil ama beni kızın olarak kabul eder misin? ( sarılırlar, ardından diğer asker ve Bosnalı memur ellini öperler ve sırayla ana bir oğlunda ben olayım diyerek kadının elini öperler bu arada kadın asker sahnenin önüne gelip selam verir ve bağırır)
Fadime: geç kaldığımız için milletim adına özür dilerim!
==sahne kapanır sunucu başlar==
Türk kimdir bilir misiniz?
Türk;
Dün vatan dediği yere bugün koşa koşa gidendir!
Türk;
Bıraktığı her yerde hasretle beklenendir!
Türk;
Ahde vefanın yeryüzündeki timsalidir!
Türk;
Beklenen ve özlenendir!

4. SAHNE
ERKEK OYUNCU: ÖMER HALİS DEMİR
YARDIMCI OYUNCU: ASKER
ERKEK OYUNCU: HAİN ASKER
ERKEK OYUNCU: METEHAN
==Sunum yapılır: şimdi de sizleri, kanıyla destan yazan yüce Türk milletinin, yazdığı en son destan gecesine götürmek istiyoruz. Yiğitlerin can verip emanetini vermediği 15 Temmuz gecesine== perde açılır
==Ömer Halis Demir nöbette telefonda annesiyle konuşmaktadır ==
Asker: ( sahneye girip selam verir) komutanım garnizon dışında hareketlenme var.
Ömer: ne demek hareketlenme var? Hemen durumu öğrenip bana haber getir.( asker selam verip dışarı çıkar, biraz sonra gelir ve heyecanlı bir ses tonuyla)
Asker: komutanım içeri sızmaya çalışan gruplar var.
Ömer: kim oldukları belli mi?
Asker: komutanım üzerlerinde bizim üniformamız var fakat izinsiz garnizona girmeye çalışıyorlar.
Ömer: evladım sen git nöbetçilere durumu bildir. Benden onay almadan onları içeri almasınlar.
Asker: emredersiniz komutanım.( der selam verip dışarı çıkar, onun çıkmasıyla sahneye silah sesleri verilir ve Ömer silahın çekip beklemeye başladığı anda telefonu çalar)
Ömer: ( telefonu kulağına götürürken esas duruşa geçer) Emredin komutanım.
Telefondaki ses: aslanım,
Ömer: emredin komutanım.
Telefondaki ses: aslanım bu gece vazifen büyük, sınavın zor.
Ömer: Vazifenin büyüğü küçüğü olmaz demiştiniz komutanım. Emredin(der)
Telefondaki ses: aslanım bu gece seni ve makamımı ele geçirmeye gelecekler. Senin bunlara engel olman lazım!
Ömer: ( sesi gürleşir) gelecek olanlar kimdir efendim.
Telefondaki ses: üzerinde bizim üniformamızı taşıyan ama kalbinde vatan sevgisi olmayan hainler gelecek, onlara makamımı verme.
Ömer: Benim komutanım sizsiniz. ( haykırarak) emredin komutanım.
Telefondaki ses: ( bağırarak) Sana ölmeni emrediyorum.
Ömer: ( haykırır)emredersiniz!
== silahını çıkarıp beklemeye başlar, bu arada silah sesleri duyulmaya başlar ve nöbetçi asker içeri girerken şehit edilir, ardından gelen hain askeri de, Ömer Halis Demir vurur. Ardından gelen bir başka hain asker de Ömer Halis Demir’i şehit eder ve Onun başına gelen diğer hain asker elindeki silahı bırakmadan gelip ayağıyla onun kafasını dürter ve söylenmeye başlar==
Hain asker: ne vardı sanki karşı gelmesen le başlar (akla gelebilecek her türlü hakareti eder ve devamında); bu topraklardan hepinizi kazımak, hepinizi öldürmek istiyorum. Bu topraklar benim olacak.
== hakaret devam ederken sahnenin önüne doğru gelir, yukarı kaldırdığı Türk bayrağını yırtmaya çalıştığı anda karanlığın içinden Metehan kılıcıyla gelir ve boynunu kesip atarken elinden bayrağı kapar ve tüm hıncıyla bağırır==

Metehan: ben, demedim mi bir çakıl taşı bile vermem?
== sahne kapanır ve sunucu gelip sunumunu yapar==
Türk kimdir?
Türk Mete’dir, Alparslan’dır,
Osman’dır Fatih’tir!
Türk; Ömer’dir!
Mete ölse de ruhu diridir,
Onun vermediği toprağı,
Evlatları hiç vermez,
Canını verir vatanını vermez.
==son==
Oyuncular gelir selamlama yaparlar.

YAZAN: FATİH KAPLAN
f-kaplan60@hotmail.com

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum