“Bizim Yunus” Şiir Yarışması Sonuçlandı

9 Mayıs 2018 0 yorum Haberler-Etkinlikler 601 Görüntüleme

bizim-yunus-siir-yarismasi-2018

Karakedi dergisinin düzenlediği Bizim Yunus şiir Yarışması sonuçlandı.

Dereceye giren eserler:

Birinci: OLUR… /Şaduman Tatlı/ (Ankara)

İkinci: SEVME GÜNÜ /Hayrettin Geçkin/ (Çanakkale)

Üçüncü: YABANCISIYIZ BU HAYATIN /İsmail Biçer/(İstanbul)

İşte şiirler:

OLUR…
/Şaduman Tatlı/ (Ankara)

“Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şâdan olur, bir dem gelir giryân olur”

Gizli kalmaz yapılanlar, mahşer günü ayân olur
Sıramız gelmez sananlar, o vakitte pişman olur

Dikenler sadık bekçidir, gülün dalında oturan
Şahmaran’ı bulunmayan, hazineler talan olur

Gönül gözü kapanmışın, dünyası zindan gibidir
Hangi yöne dönse başın, gördüğü hep viran olur

Müşriğin biri sorardı, ölenler nasıl dirilir
Tohum açılması gibi, yırtılan tül ekfan olur

Varın nihale söyleyin, meyveye hiç güvenmesin
Muhtemel bir fırtınayla, bütün mahsul ziyan olur

Geceni saran yıldızlar, sanma derdinden azdırlar
Çözülünce gizli buzlar, ruhun aşkla handan olur

Sen barışa bir adım at, ateşten gonca doğurur
Nutfeden can yaratan Hak, kün der, katre umman olur

Gözünün nuru Yusuf’un, kör kuyulara atsalar
Sabırla dayan Yakub’um, oğlun Mıs’ra sultan olur

Özün sevgiyle örülsün, iyilik et hoş görülsün
Kim tutmazsa bu öğüdün, ömr-ü bahar üryan olur

Ne köşkler ister ne huri, alt tarafı cennet hepsi
İsteyene ver ya Rabbi, kalp senle şaduman olur

***
SEVME GÜNÜ
/Hayrettin Geçkin/ (Çanakkale)

katkı olsun diye bir sözcük de
ben verebilirim bugünün anısına
belki de sevmek iyi gelir
vaktin varsa bir dene

önce ıssız bir acıyla merhaba de dünyaya
ayın çıplaklığına güneşin soluğuna dokun
utancın karşısında dur / zeytin dalının öfkesini anla
kendine ve aynalara öyle yaklaş
yüzünü uzakların yankısıyla kurula
kuşlarla selamlaş gülümse çocuklara
seni kim kırmışsa bağışla

yolculuktur dediğim kendinden yeni kendine
hangi çeşmenin önünde durursan önce suyu öp / başına koy
ışıklı bir sözcük bırak yapanın eline
toprağın ruhuyla kuşanmak istediğinden emin ol
soluğunu hisset onun tıpkı bir ağaç gibi
tohum gürültülerine kulak ver
ekmeği buğday olmadan kokla
bu bir yol ayrımı çünkü

dalıver ateş mavilerine yıka içindeki ırmakları
örs ve çekiç / bakır ve demir
çömlek ve ustalık hakkında
daha önce konuşmuştuk seninle

göğün sokaklarından bir solukta geçiver
doldur heybene bulabildiğin kadar
sözcük çığlıklarını / dağ iniltilerini
ve yürü dünya boyunca
çünkü nasıl olsa bala dönüşecek onlar
vakti gelince

uslu dur / çılgın ol
el kadar sincabın / parmak kadar çekirgenin
sana yol göstermesi yeteneğine kalmış
bu konuda taşları da bir dinle

fazlalıklarını at ama bildiklerini unut
boş ver / çünkü insana yüktür
paniğe kapılmana hiç gerek yok
acılardan yeni şeyler de öğrenebilirsin mesela

bir çoban ateşti için içini daima kav tut
ilk uçuşunu anımsa yavru kırlangıcın her yolculuğa çıkışta
ya da çatlamasını tomurcuğun dalda
bu dediğim kulağa küpe satılmaz bak her yerde

yolun başı sayılır daha
mağarana inmeden önce
tırnaklarını sök / kabuk değiştir
söz ver seni oraya götürecek patikalara
çünkü bu büyük bir hazırlıktır
yaralarını iyileştirmek için
yalaya yalaya

kuyu bile içini dökecek birini arar
sakladığı zehri ölümüne neden olur akrebin

ne kurban etmek kimseyi
ne kurban olmak kimseye
işin eğrisi de doğrusu da bu
lif lif sök kendini / üşenme yeniden yap
çünkü hiçbir şey için geç değil
sonra yeni beninle kucaklaş
farkı olmalı bir yaşam bilgesinin
ölmeyi ve öldürmeyi sevenlerle

bildik kabulleri geç dışına çık karşılığı yok redlerin
insana ve söze yüz çevirme
bir şiir ayıkla yaşadıklarından
tek bir şiir / ve bir şarkıya bırak kendini
sevmek iyileştirir / unutma

ne olursa olsun / nereye gidersen git
öykülerin merhametine ihtiyacın olacak
bu yüzden yorulup / dinlenmek istediğinde
yapraklarını suya düşür
lirik bir sığınma bul kendine

nerden nereye deme
söktüğün tırnakların değiştirdiğin kabuk
ve yaralarında büyüttüğün çiçek
aşkla yunmak için kalbini
kanat verecek sana

bak göreceksin insanın içi aydın
gözü aydın / düşü aydın
sevmek nitelik değiştirdiğinde

bir düşün şimdi
ama yaralı bir şehir gibi iyileşmelisin önce
zor iş biliyorum / kimine göre beş on yıl
bana kalırsa bir ömürden fazlası
demem o ki sevmek iyi gelir dene bir
vaktin varsa
***
YABANCISIYIZ BU HAYATIN
/İsmail Biçer/(İstanbul)

iyi cümleler sendeliyor
saydam görüntüler arasında
meyve bahçelerinin olduğu evler öldü

dijital hançerler saplıyorlar
papatyalarla beslenmiş ruhumuza
cam fanuslarda intihar ediyor bilincimiz

ay ışığını istila ediyor kablolar
yeraltı trafoları dev monitörler
yağmurun dokunaklı kokusunu arıyoruz

sıkı sıkıya sarıyoruz yaralarımızı
yaralarımız ki içimizin haritası
yalnızlığımızın çalar saati

derelerden bahsedelim istedim
yaban armutlarından böğürtlenlerden
her gece sokaklara vuran rast makamından

ömrümüzün bitmiş kısımlarını
sürükleyip duruyoruz arkamızdan
nereye gitsek yabancısıyız bu hayatın

[tanrım!
böyle bir haldeyken
beni düşsüz ve şiirsiz bırakma]

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum