Ömür Dediğin Kumru Misali Olmalı

18 Şubat 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 371 Görüntüleme

44384474354Kumru dediğimiz kuş türü aslında güvercingiller familyasından, genellikle güvercinlere göre daha küçük yapılı ve soluk renkli bir kuştur. Bu kuşun diğer bir adı ise “üveyik”tir. Düz gagası,uzun kanatları ve yuvarlanmış kuyruğuyla dikkat çeker. Tüyleri genel olarak kızılımsı veya pas rengidir. Boynunun arkası,gri-maviye çalan bir renk tonuyla bezenmiştir ve boynunun yanlarında da gümüş kenarlı dört siyah şerit çöze çarpmaktadır.

Bu kadar özelliğini saydıktan sonra kafanızda bir kuş canlandı mı bilmiyorum ama hepimiz bu kuşu az çok tanıyoruz. Yani yaşadığımız çevrede mutlaka kumru kuşunu görmüşüzdür;bahçemizde,evimizin yakınlarında,ormanda veya başka ortamlarda. Gördüğümüz bu kuşların bazı özelliklerini insanlar yıllardır kendilerine yakıştırmışlardır. İnsanoğlu her ne kadar hayvanlardan üstün olarak yaratılmışsa da bir hayvanın yaşamı boyunca sergilediği davranışlardaki tutarlılığı gözlemleyememiş ve bu doğrultuda hayatını yönlendirememiştir. Bunun da en önemli sebebi nefsiyane duygulara sahip olmasıdır. Mesela hepimizin bildiği,evli olan çiftlere bazıları tarafından “kumrular gibisiniz” yakıştırması yapılır. Yakıştırma yapılan tarafta hiçbir sakınca görmüyorum. Çünkü gerçekten de kumru kuşları eşlerine bağlılığı ile bilinir. Ömürleri boyunca yalnızca bir eş seçip onun için kanat çırparlar. Ne kadar da güzel bir özellik demekten kendimi alamıyorum. Ancak günümüzde “kumrular gibisiniz” yakıştırması yaptığımız çiftleri nasıl bu kadar çabuk gözlemleyip bu benzetmeyi yapabiliyoruz. İleriye dönük görüşümüz bu kadar güçlü mü dersiniz? Hiç sanmıyorum. Gözlemlerim nezdin de günümüz çiftlerini şöyle açıklamayı uygun buluyorum:

Kumrular,eşleriyle beraber her kanat çırpışlarındaki mutluluklarını ve bir ömür boyu birbirlerine olan sadakatlerini gökyüzüne izlettirirken bizler ise eşlerimizle beraberken ne mutlu olabildik ne de ayrıyken sadık kalmayı başarabildik. Onların,gökyüzüne karşı her kanat çırpışlarında yazdıkları aşkı,bizler ise her gün kalplerimizde karalamayı seçtik. Ne olursa olsun,bir kumru kadar bile kanat çırpamadık hayata karşı! Ne etkileyici bir söz değil mi?Bir kumru kadar bile kanat çırpamadık hayata karşı. Söylemiş olduğum gibi günümüzde “kumrular gibisiniz” yakıştırmasını yapanlar bir kez daha düşünmeliler bence. En azından bir çifti uzun süre gözlemlemeden. Diğer bir hususa geçecek olursam kumru kuşları içinde bulunduğu şartlara her zaman uyum gösterir ve asla bulundukları durumdan şikayet etmezler. Bizler de böyle değil miyiz? Kendimize bunu sormaya gerek bile yok. Çünkü sadece şartlar bize uyum sağlarsa orada mutlu olabiliriz. İçinde bulunduğumuz şartlar çok değil azıcık bize ters düştü mü hemen başlarız şikayet etmeye. Hiç elimizdekiyle mutlu olmak nedir bilmeyiz.

Ne tuhaftır ki kumru kuşlarındaki beraberlik anlayışı,nerde olursak olalım ve ne yapıyorsak yapalım yeter ki bir olalım sözleri bizlerden duyulmuyor. Sizce neden duyulmuyor olabilir? Çevremizde kumru kuşlarındaki bu özelliği o kadar iyi gösteren kişiler var da biz onları mı örnek alıyoruz? Onları mı gözlemliyoruz? Ben böyle olduğuna inanmıyorum. Küçücük dünyalarında büyük kanatlar çırpan bu kuşlar için tek önemli olan şey,bir olmaktır. Zaman ve yer hiç önemli değil. Bizlerin ellerinde o kadar imkan varken ne yazık ki bir olup bulunduğumuz ortama hiçbir zaman ayak uyduramıyoruz;çıkarlarımız uğruna. Yine yaptığımızı sandığımız ama yine her zamanki gibi atladığımız,kumrulardan öğrenmemiz gereken son bir şeyden bahsetmek istiyorum. İnsanlar da dahil olmak üzere yeryüzündeki bütün canlıların sığınacak bir evi,diğer bir tabirle yuvası vardır. Sabah olunca sıcacık yuvamızdan çıkar ve akşam olduğu zaman da herkes gibi bizde yuvamıza döneriz. Bundan daha doğal bir şey yoktur. Lakin bazen öyle anlar gelir ki yine bir hayvandan ders almamız gerekir. Çünkü bizler, isteyerek gözümüzü başka insanların yuvalarına çeviririz. Bize ait olmayan şeyleri hiçbir çaba göstermeden ve emek sarf etmeden elde etmeye çalışırız.

Doğada böyle bir şey var mıdır diye kendimize bir soru soracak olursak elbette vardır demek yanlış olur. Çünkü her kuş kendi yuvasını kendi fiziksel özelliklerine göre yapar. Örnek olarak bir serçeyle bir kartalın yuvası aynı değildir.İnsanlarda da bu durum hayvanlarınkine benzemekle birlikte biraz farklılık gösterir. Bizde fiziksel özelliklere göre değil de maddiyata bakar yuvanın büyüklüğü. Burada önemli olan şu husustur:Kumru kuşları asla hiçbir kuşun yuvasına girmezler. Diğer kuşların ya da diğer canlıların emeklerini göz ardı etmezler. Kendinin olmayan ve kendini ona ait hissetmediği hiçbir şeye kanat çırpmazlar. Sizce biz bu mükemmelliğin farkında mıyız dersiniz? Eğer böyle olamıyorsak,bizden maddi olarak yukarıda olan insanların emeklerini çalıyorsak bir an önce kendimize gelmeliyiz diye düşünüyorum.

Sözün özü yazılan bunca şeyden sonra kendimize şu soruyu sormamız gerekir:Gerçekten ben bir kumru kuşu kadar bile olamadım mı?Cevabınız gerçekten bir hayvan kadar,yani bir kumru kuşu kadar bile olamadımsa şuan hayata farklı kanat çırpmaya ne dersiniz?İyi uçuşlar diliyorum.

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum