Sanat ve Edebiyata İlgisini Görmek Açısından “Cemil Gökçe’ye Mektuplar”ın Önemi

18 Ağustos 2017 0 yorum Kitap Eleştiri 122 Görüntüleme

Serkan GÖKBULUT*

cemil-gokceye-mektuplar

Post Yayınevi’nden çıkan 139 sayfalık bu kitap yazarı Rasih Selçuk Uysal’ın, Cemil Gökçe ile nasıl tanıştığını anlatmasıyla başlıyor. Yazar, bunu yaparken mektupların da hikâyesini veriyor okuruna. Sonra musikiye, hüsnü hata, resme, edebiyata, sanata, tefekküre meraklı PTT Şube Müdürü olan Cemil Gökçe’ye yazılan edebî değeri düşük, çok kısa ama mektupların yazıldığı dildeki karşılığını içeren geniş arşiviyle, mektup türünden hareketle bir düşünürün sanat, edebiyat, politik görüşlerini açıkça gösteren mektuplar yer alıyor. Onun Refik Halit Karay ile mektuplaşması ikisinin de PTT’de çalışıyor olmasına bağlanamayacağı açıkça gösteriliyor. Dede diye de anılan Gökçe’nin Refik Halit Karay ve Yusuf Ziya Ortaç ile mektuplaşmasından edebiyat ve sanata, Münir Nurettin Selçuk, Mesut Cemil Tel, Safiye Ayla ile mektuplaşmasından musikiye olan ilgisini, Ali Fuat Başgil’e yazdığı mektubundan da politik-siyasi düşüncelerinin yansımalarını görmek mümkündür.

Eserde yer alan mektupların ezici bir çoğunluğunu Refik Halit Karay’dan gelen mektuplar oluşturuyor. Döneminde her zaman siyasetten uzak durmuş olan Cemil Gökçe’nin edebiyat, sanat, musiki, tasavvuf ile hep içli dışlı olduğunu gösteren eserde Refik Halit Karay ile mektuplaşması da tesadüfî değildir. Kendisi de bizzat edebiyat ile ilgili yazılar kaleme alır. Kitabın hemen başlarında Uğur Mumcu’ya yazmış olduğu mektubunda;

‘‘Büyük yazarların birkaç tanesini sıralıyorum. Hüseyin Cahit, Ebüzziya Tevfik, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Refik Halid, Peyami Safa, Ahmet Emin Yalman…’’ [1]

Buradan anlaşıldığı üzere Gökçe, yukarıda saydığımız bu yazarlara hâkimdir. Yine Refik Halit Karay’dan ve Yusuf Ziya Ortaç’tan gelen mektuplar onun edebiyata olan ilgi ve alakasını görebilmek bakımından önemli yer tutar:

‘‘Hüseyin Rahmi hakkındaki yazınızı okumak istiyorum; mümkünse gönderiniz çok memnun olurum.’’  [2]

*

‘‘Kitaplarım basılmaktadır. Neşri yakındır ve sırasıyla satışa çıkacaktır. Birincisi Sürgün, ikincisi Memleket Hikâyeleri, arkasından Minelbâb ilel Mihrab, Bu Bizim Hayatımız ve Dişi Örümcek 1964 için kâfi sanırım. Rağbet görürse devam edip gider.’’ [3]

Cemil Gökçe’nin musiki ile ne kadar hemhâl olduğunu Münir Nurettin Selçuk ve Mesut Cemil Tel’in kendisine gönderdiği mektuplardan anlıyoruz. Gökçe, bu iki musikişinas ile sürekli konserler, plaklar ve musiki üzerine mektuplaşır. Aşağıda bu iki musikişinasın Gökçe’ye yazdığı mektuplar bunu kanıtlar niteliktedir.

‘‘Mektubunuzda işaret edildiği gibi Türk Musikisini asîl ve vakarlı bir şekilde temsil edilebilmesi senelerden beri mütemâdi çalışmalarımız ve bununla beraber Cenâb-ı Hakk’ın bize vermiş olduğu büyük kabiliyet sayesinde…’’ [4] (Münir Nurettin Selçuk’tan)

*

‘‘Hiçbir zaman liyâkat kesb etmediğim iltifatlarınız dolayısıyla bendenizi mahcûb ettiniz. İnsan ve sanatkâr vasıflarıyla nâdir hilkatlerden birisi olduğuna inandığım merhum Nubar’ın aramızda bulunmayışının elemini filhakika ancak ondan yadigâr saydığımız teyp veya plâklarıyla mümkün olmaktadır.’’ [5] (Mesut Cemil Tel’den)

         Ali Fuat Başgil’e yazmış olduğu mektuptan da onun politika ve siyasetle ilgili düşüncelerine rastlamaktayız. Ona göre siyaset, basit bir yalan olup sahtekârdan ibarettir. Aldatıcı ve satıcıdır. ‘‘Politika sahtekârdır, taklit satar, aldatır, bir dereden su getirir, çirkâb yapıp bastırır. Sırma saçlı zannedersin, kel başı açtırır. Bu meydandan kendi kaçar, dostlarını astırır.’’ [6]  Bu yüzden o Ali Fuat Başgil’in ilim dünyasından siyasete atılmasını istemez. O, bunu ilim dünyasının bir kaybı olarak görür.

Sonuç

         Bilindiği gibi yazmak bir sanattır ve güç bir iştir. Hele de yazılan bir şey üzerine yazı yazmak durumu daha da güç hâle getirir. Bu yüzden yazıda Cemil Gökçe’den bahsetmek yerine ona yazılan mektuplardan hareketle sanata ve edebiyata olan ilgisini göstermeye çalıştık. Bununla birlikte mektup türü günümüzde eski popülerliğini yitirmiş olup mektup yazma alışkanlığının da yok denecek kadar azaldığına tanık olmaktayız. Günümüzde bazı dergilerin örneğin TDK Mektup Özel Sayısı, Hece Dergisi Mektup Özel Sayısı sayesinde okurlar mektup türüyle karşılaşmaktadır. Bu bakımdan Rasih Selçuk Uysal’ın hazırladığı bu çalışma mektup türünün değerini göstermesi bakımdan önemli bir yer tutar. Günümüzde ne yazık ki mektuplar atalarımızdan yadigâr olarak hatır için çekmecelere gömülmüş durumda. Cemil Gökçe gömmemiş bu mektupları. Çekmecesinden çıkararak ilim dünyasına katkıda bulunmuş.

Bir mektup, yazarının üslûbunu, kişinin yaşadığı dönemi, aldığı kültür ve medeniyet eğitimini, duygu ve düşünüş dünyasını yansıtması bakımından önemlidir. Bundan dolayı yapılan bu çalışmaların sadece mektup türü bakımından değil kültür ve medeniyetin gelişimi açısından da önemi yadsınamaz derecede büyük olacaktır.

* Lisans Öğrencisi, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, serkangokbulut@outlook.com

[1] Rasih Selçuk Uysal, Cemil Gökçe’ye Mektuplar, Post Yayınları, 2017, s.28.

[2] Rasih Selçuk Uysal, age., s.70.

[3] Rasih Selçuk Uysal, age., s.78.

[4] Rasih Selçuk Uysal, age., s.100.

[5] Rasih Selçuk Uysal, age., s. 121.

[6] Rasih Selçuk Uysal, age., s. 130.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Serkan Gökbulut

Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans 3 Öğrencisi.

İlginizi Çekebilir

0 yorum