Cengiz Aytmatov Kimdir?

2 Temmuz 2017 0 yorum Portre 175 Görüntüleme
cengiz_aytmatov

Cengiz Aytmatov

Cengiz Aytmatov, 1928 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e bağlı Talas Vadisi’nde yer alan Şeker Köyü’nde doğar. Babası Törekul Aytmatov, annesi Nagima Hamzayevna Aytmatova’dır.

Memur olan babası 1937 yılında Stalin’in temizlik harekâtının kurbanları arasındadır. Annesi çeşitli memuriyetlerde bulunmuş bir kadındır. Dört çocuğunu kendi başına büyütmek durumunda kalmıştır. Cengiz Aytmatov, ilkokula kendi köyünde gider. Babaannesi Ayıkman Hanım, etrafında saygı gören bilge bir kadındır. Torunu Aytmatov’u ninniler, masallar, efsanelerle besler.

İkinci Dünya savaşının yokluk yıllarını babasız geçiren Aytmatov, çocuk yaşından itibaren çalışmaya başlar. On dört yaşında Şeker Köyü’nde “Köy Sovyet’inin Kolhoz” sekreterliğine getirilir. Bir yıl da vergi memuru olarak çalışır. 1946 yılında Kazakistan’ın Cambul şehrinde veteriner teknik okuluna gider. Bu okul bitince, 1948’de Kırgızistan tarım enstitüsüne devam eder. 1953’de buradan veteriner olarak mezun olur.

Aytmatov’un ilk eseri, 1952 yılında Pravda Gazetesi’nde yayınlanan Gazeteci Cyuda’dır. Bu hikâyeyi, 1957 yılında yayımlanan Yüz Yüze takip eder. 1956-58 yılları arasında Moskova’da Gorki Edebiyat Enstitüsü’ne devam eden yazarın Cemile adlı hikâyesi 1958 yılında Novy Mir (Yeni Dünya) dergisinde yayınlanır. Bu eseri büyük ilgi görür. Aytmatov, şöhreti bu eserinin Fransız şair Louis Aragon tarafından Fransızca’ya tercüme edilmesi ve Avrupa’da yayımlanması ile yakalar. Aragon bu hikâyeye yazdığı önsözde Cemile hikâyesi için “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” ifadesini kullanır.

Aytmatov, Cemile’nin yayımlandığı 1958 yılında Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girer. Aynı yılın sonunda Kruşçev’in “anti-Stalinist” kampanyası sırasında Sovyet Komünist Partisi’ne ve Yazarlar Birliği’ne kabul edilir. Aytmatov’un partiye girmesi ancak böyle bir durumda mümkün olmuştur, çünkü Aytmatov’un babası Stalin muhalifidir. Sırf bu yüzden öğrencilik yıllarında bursu kesilmiş, babasının muhalif olmasından dolayı terslikler yaşamıştır. Bu tarihten sonra hem Kırgız hem de Rus yazarlar arasında yerini pekiştirir. Bu yıllarda Literaturnyi Kırgızistan dergisi editörlüğünü, sonra beş yıl boyunca Pravda’nın Orta Asya muhabirliğini yapmıştır. Aytmatov 1963 yılında, İlk Öğretmen, Deve Gözü, Cemile ve Selvi Boylum Al Yazmalım adlı hikâyelerinden oluşan Steplerden ve Dağlardan Hikâyeler adlı kitabıyla Lenin Edebiyat Ödülü’nü kazanır. 1959-67 yılları arasında Novy Mir’in editörlüğünü yapar. 1968’de Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü’nü kazanır. Aynı yıl Kırgızistan milli yazarı seçilir.

Cengiz Aytmatov’un edebi seyri bu yıllarda hikâyecilikten roman yazarlığına doğru kayar. İlk romanı olan Toprak Ana 1963’de neşredilir. Yine aynı yıl yayınlandığında büyük heyecan uyandıran Elveda Gülsarı’yı kaleme alan Aytmatov, daha sonraki yıllarda çeşitli yayın organlarında hikâyelerini yayınlatmaya devam eder. 1964’de yayınlanan Kızıl Elma ve 1969’da yayınlanan Oğulla Buluşma hikâyelerinden sonra, yazar 1970’de edebiyat âleminde yankı bulan Beyaz Gemi romanını neşreder. Daha sonra 1972’de Asker Çocuğu hikâyesini, 1975’de Kazak yazar Kaltay Muhammedcanov’la birlikte Fuji-Yama adlı tiyatro eserini, 1976’da Sultan Murat, 1977’de Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek hikâyelerini neşreder. 1980 yılında kaleme aldığı Gün Uzar Yüzyıl Olur romanı yazarın edebiyat hayatında izlediği yol bakımından önemlidir.

Aytmatov, 1986 yılında neşredilen Dişi Kurdun Rüyaları isimli romanıyla, yazarlık seyrini mahalli olandan evrensel olana taşımıştır.

Aytmatov 1990’da yayınlanan Beyaz Yağmur ve Yıldırım Sesli Manasçı hikâyelerinden sonra, aynı yıl Cengiz Han’a Küsen Bulut’u yayınlar.

Aytmatov, başarılı bir edebiyatçı olması yüzünden devletten itibar görmüş, devletin çeşitli birimlerinde görev almıştır. 1978 tarihinde Yüksek Sovyet Prezidium’u tarafından Sosyalist İşçi Kahramanı olarak ödüllendirilir. 1983 yılında Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü’nü ikinci kez kazanır. Gorbaçov döneminde Sovyet Parlamentosu Kültür ve Ulusal Diller Komitesi Başkanlığı ve Sovyet Yazarlar Birliği Sekreterliği görevlerinde bulunmuştur. Sovyetler birliği dağılmadan önce Gorbaçov’un beş danışmanından biri olmuştur.

Cengiz Aytmatov; edebi çalışmalarına ek olarak, 15 yıl Avrupa’da SSCB ve bilahare Kırgızistan’ın büyükelçiliğini yapmıştır. Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Benelüks ülkelerinde görev yapmıştır.  Aytmatov, 9 Haziran 2008 tarihinde vefat etmiştir.

1.2. Eserleri:

Zorlu Geçit, Yüzyüze, Cemile, İlk Öğretmenim, Dağlar ve Steplerden Masallar, Elveda, Gülsarı, Beyaz Gemi,Selvi Boylum Al Yazmalım, Fuji-Yama

 Gün Olur Asra Bedel, Dişi kurdun Rüyaları, Toprak Ana, Cengiz Han’a Küsen Bulut, Çocukluğum, Kızıl Elma, Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı.

Bütün bunlar Aytmatov’un daha sonra meydana getireceği eserlerini etkilemiştir. Ayrıca Kırgız halkının yaşadığı toplumsal buhran ve acıların yanı sıra Kırgız kültürü ve doğal köy yaşantısı da Aytmatov’un kalemiyle dünyaya aktarılmıştır. Onun ilk hikâye ve yazıları ise işte bu veteriner okulu öğrencilik yıllarında başlamıştır. Aytmatov, yazarlık hayatında ilk olarak çocuk konusunu almış ve savaş zamanındaki çocukların çektiği sıkıntıları, çocukluklarını yaşayamamalarını dile getirmiştir. Onun eserlerindeki bu çocuklar genellikle savaşın ağır yükünü küçücük omuzlarında taşımakzorunda kalan, baba hasreti çeken çocuklardır. Yazar aynı zamanda kendi kaderini, zorlu savaşyıllarına rastlayan çocukluk dönemini eserlerine yansıtmıştır. Kırgız edebiyatının önemli ismi Cengiz Aytmatov, bir ulusun inşa sürecinde oluşturduğu değerleri, yaşadığı sıkıntıları kurgulayan sanatçı rolüyle inşa sürecinde yer almıştır. Bu bakımdan Aytmatov’un eserleri yalnızca metin odaklı, metin dışı unsurların dışarıda bırakıldığı bir çözümleme biçimine uygun değildir. Onun metinlerinin içeriği ile Kırgız dünyasının yaşadıkları, bir bütünün iç içe geçmiş parçaları olduğu için çözümlenirken metin dışı unsurların yardımına ihtiyaç vardır. İnsan-iklim, toplum-tarih, birey-toplum, savaş-birey, savaş-toplum, aşk-tabiat unsurları onun metinlerinde kendiliğinden bir bağ kurmuş gibidir. Bu nedenle bu unsurları ayrıştırarak çözümlemek, Aytmatov metinlerini yalnızca roman ya da hikâye düzlemine indirgemek anlamına gelir. Ancak onun metinleri roman olmanın ötesinde bir ulusun tarihini, karakteristik özelliklerini, bireylerin hayatından kaydeden birer belge niteliği de taşır.

Cengiz Aytmatov’un roman ve hikâyelerinde tabiat, aşk, savaş, aile hayatı, biyografik unsurlarla örülü bir kurgu dünyası karşımıza çıkar. Sanatçının dünyasında yer alan bu unsurlar; farklı kurgularla ancak benzer okumalarıyla anlamlandırılabilir. Bu nedenle Cengiz Aytmatov’un eserlerinde ayrıntıya inmek, sonrasında onun eserlerinin bir ulusun inşa sürecinin kaydını tutan tarafına vurgu yapmaya çalışmak, doğru bir gidiş yolu olacaktır.

Alparslan Kar

(Edebice dergisi 8. sayı)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Sorry, no posts were found.

0 yorum