ŞİTA

19 Temmuz 2017 0 yorum Genel 329 Görüntüleme

imagesDudağımda,
Sustu ıslık.
Kıstı sesini zaman, radyoda çalan şarkının
Arşa sattım notalarını..
Kotası dolan, rotası şaşan her ne varsa pustu.
Kirdi, pastı.
İçimde yastı…

Uyandığımda
Ki yastığımın kastıdır yüzüme ‘vur’ emrine uyan kokunun tokadı.
Uyan! Ama önce gaflet uykusundan.
Affet, uykusundan çaldım
Evet o şarkıydım, çaldım.
Arındırdım bir doğruyu yanlıştan
Belki, tek yanlıştım
Tüm doğrularının belini büktüğümden doğrulamadın.
Yoğuramadın,
Ham sandığın da pişti çoktan.
Ey var eden yoktan!
Uzağıma yakın duran, anıma ket vuran adam için,
beni taş etsen çatlar mıyım sabırdan?

Öyle bakma
O bakış kör eder derin kuyuları
İçime darbesin, harbe gider gibisin
Tek bir sesin sağır eder teni,
Böyle yapma.
Bak, ağır geçti şita
ve an be an birlesiyorken iki kıta
Beni ummadığım bir gece yarısında
Belki yatsıya beş kala,
Renklerine bağla.

Üç aşağıysa beş yukarı değil bu kentte
Beşin yanına on koyarlar, acımazlar.
Acımasızlar,
Acı, sızlar.
Kalp yetmezliğinden susabilir kalem
Kusabilir kelamı, yetmeyen bir delil yüzünden.
O anılar diyorum, hayırsızlar
Çekişme içimde benimle
Sen diye bastığım bir yaranın bandıydım
Hayır, sızlar dediler inanmadım.
Dinlediğin son ses kaydıydım
Sustum, duymadın.

Kır zincirlerimi
Olay mahallinde görmek isterim katilimi
Gel, konulmamış teşhisiyim dudaklarının
Uyuştur beni
Buruştur sonra bir izmariti
Küllerinden doğur geceyi, gel!
Uyut beni,
Unut sonra geçmişi
Bir başka mevsim hatırlarız, belki…

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum