Gel Masalı

12 Şubat 2017 2 adet yorum Öykü 377 Görüntüleme

Hatırlar mısın o aysız geceleri?
Diz dize oturup gelecek günlerimizin hayalini kurardık

Gecenin karanlığını aydınlatırdık el ele verip
Ve sen gözlerime bakınca ay doğardı sanki zifiri karanlık ışıl ışıl olurdu
Bizim gözlerimiz kapalı.

Görmüyorduk başka bir şeyi, yalnız gözlerimiz konuşuyordu,
Her yerde sessizlik, alem derin uykuya dalmış idi.

Sonra bir ses duyardık ötelerden, “Gel” diyen o ses,
Kulağımda yankılanır, huzurlu yalnızlığımızı bozardı.

Hayır, hayır gelmek istemiyorum!
Biraz daha, biraz daha bakayım o gözlere, tutayım o elleri

Doymadığım o güzelliğin karşısına biraz daha kaybedeyim kendimi.

Dinlemiyor kimse beni sen gibi,
Oradan, uzaktan bakıyor, görüyor ve dinliyorsun sen
Hemde anlıyorsun.

Ahh nasıl bir duygu bu keşke anlatabilsem, yüreğimde hergece ne gemiler batıyor…
Vuslata hasret yolcular, sılaya hasret yolcular.

Bir hüzün bulutu gibi çöküyor yine o ses “Gel”…

Gel diyor ötelerden, rotasını bilmediğim yerlere gidiyorum onunla
Hasret koyuyorum bu gidişimin adını.

Hasret sarıyor her hücremi, geceler daha uzun ve sen yine uzaktasın.

Bilmiyorum yine duyuyor musun? Anlıyor musun beni?
Ben her aldığım nefesi sana adıyorum, seninle atıyor sanki kalbim.

Seni düşlüyorum,
işte sen buradasın tam yanımda, hayal mi yoksa?
Hayır olamaz çok gerçek, hayal olamayacak kadar gerçek

Yine diz dize oturuyoruz bu defa çok uzaklardayız,
neler konuşuyoruz neler, hiç bitmese keşke bu gece, yine aysız ve zifiri karanlık her yer,
Yalnız sen ve ben, dudaklarından her dökülen söz sanki şiir, öyle huzurlu…

Her şeyi boşvermiş bir gecede birbirimizi dinliyoruz sadece,
Yıldızlar ve gökyüzü eşlik ediyor bize,

Geceyi bölüyor yine ötelerden gelen o ses, kahrolası o ses yine çınlıyor beynimizin köşesinde “Gel” diyor!

Anlıyorum ki yine gidiyorsun.
Giden sen misin, yoksa ben mi? Kestiremiyorum

Tek bildiğim yine çıkıyoruz uzak sefere, adını hasret koyduğumuz o sefere.

Bu defa daha uzak bir yere doğru yol alıyorum, varacağım liman meçhul…

Kapıyorum gözlerimi, her yer karanlık
Sen geliyorsun yine, çehren de nur’dan bir ışık
Tutuyorsun ellerimden kaldırıyorsun,

Gidip asyanın bozkırlarına göğü dinliyoruz, yıldızlar ve sonsuz gökyüzü bize arkadaş

Yine gideceksin biliyorum, daha hasretimi dindiremeden ben,

Kalbin. Bırak o kalsın bu kez benimle, yine geleceğinden şüpheliyim…

Sonra
Pür dikkat kesiliyorsun bir yere, dinle diyorsun,
– Sende dinle.

Karanlığın içinden, taa derinlerden yine o sahipsiz, ürkütücü ses
Bu defa daha kararlı “Gel” diyor..
Gel…

Gidiyorsun..
Sen gidiyorsun, kalan benmişim meğer.

Bu da son gelişinmiş, bir daha gelmeyecekmişsin.

Öyle bir gidişle gidiyorsun ki.
Çaresizim sadece ardından bakabiliyorum,

Dur desem, gitme, kal…
Diyemiyorum boğazım düğüm düğüm, sözler anlamsız..

Ve ay doğuyor tepelerin ardından, bu kez gece karanlık değil, sen yoksun, sen yoksun..

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Nazmi Sancar Yıldırım

Hiç birşey değil, bir garip divâne desinler...

İlginizi Çekebilir

2 adet yorum

  1. Osman zengin Mart 24, at 12:04

    nasıl bir duygu yoğunluğudur bu yazdıran size. iki saattir sitede geziyorum bu yazıları yazan arkadaşların gönlüne sağlık

    Reply

Yorum Yapabilirsiniz