Vâdî
Tek ü tenhâ severim gezmeyi bir vâdîde
Kim olur leyi ü nehâr
Mâh-tâbı, seheri, şâmı bütün nâ-dîde..
Hele hengâm-ı bahâr!
Hâke sevdâlar eder sanki ağaçlar îsâr
Ederek ferş-i zılâl;
Eyler izhâr yine reng ü ziyâdan âsâr
Bütün eşcâr ü nihâi.
Ekseriyyetle bu yerler görünür sâkin ü lâl,
Gece hüzn-âverdir;
Her seher etmede kuşlar o sükûtu ihlâl,
Ne sefâ-perverdirl
Dallar üstünde uçup ötmeye hâhiş-gerdir,
Çekilirler yuvaya;
Kuşların uçması bir manzara-yî diğerdir
Sürülerle ovaya.
Uçuşurlarken ederlerse tesâdüf buraya
Dağılır tâirler;
İltica etmeleri bir buraya, bir oraya
Bana te’sîr eyler.
Sanki yek-digere dallar sarılır nâle eder.
Kelebekler pinhân;
Gonceler olmamak ister gibi mağlûb-i keder:
Mütelâşî, velhân.
Dindirir fırtınayı âb-ı lâtif-i nîsân
Ki buluttur yatağı;
Gülüyor der – o çiçeklerle görünce – insân
Bulut altında dağı!
Gâh sisler arasından görür insân uzağı;
O ne fevkal’âde.
Ne güzel manzaradır; yanyana birkaç buzağı
Koşuşur mer’âda.
Açılır gökyüzü., hurşîd-i cihân-ârâ da
Görünür bâlâda;
Yeniden feyz 0 tarâvet belirir sahrâda,
O yem-î hadrâda.
Bundan eğlenceli âlem mi olur dünyâda?
Olamaz., âh, ancak
Görse gönlüm bu gece sevdiğimi ru’yâda
Daha memnûn olacak!
İsmail Safâ (Mensiyyat)
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.