Güller Kitabı

1 Nisan 2017 0 yorum Kitap Eleştiri 618 Görüntüleme

“Türk Çiçek Kültürü Üzerine Bir Deneme: Güller Kitabı”

14695478_352452425091708_4053594753782871559_nBeşir Ayvazoğlu’nun Güller Kitabı aslında Türk çiçek kültürü üzerine yapılan radyo programının yazıya aktarılan ve bugün zevkle okunan, insanlara çiçekleri sevdiren deneme türünden kitabı…
Ayvazoğlu, sahafçıları dolaşmayı, sık sık sahafçılarda eski kitapların büyüsüne kapılmayı seven birisi. Kitabın kaleme alınış sebebi de Ayvazoğlu’nun yine sahafçılardan birisinde eski kitapların büyüsüne kapılmasıyla ve Nâbedid’in ‘‘Çiçekler Arasında’’ adlı eseri almasıyla olacaktır.
‘‘Bir gün Sahaflar Çarşısı’nda eski kitapları karıştırırken gözüme Çiçekler Arasında adlı bir kitap ilişti. 1932 yılında İstanbul’da özensizce basılan bu şiir kitabının imzası Nâbedid’e aittir. Beşir Ayvazoğlu’nun hiç duymadığı bir isimdir. Şiirlerine verdiği adlar hoştu: Ana Korkusu, Kan Damlası, Aslanağzı, Kartopu, Ebegümeci, Hanımeli, Anasına Babasına Pay Veren… Hiç tereddüt etmeden kitabı aldım.’’
Kitabı aldıktan sonra Nâbedid Efendi’yi araştırmaya başlar. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’ne bakar ve Nâbedid hakkında geniş bilgi edinir. Nâbedid, 1867 yılında Selanik’te doğan Ahmet Cemal’in mahlasıdır.
‘‘İyi bir şairle değil, ama bir çiçek üstadıyla tanışmıştım’’ der, Beşir Ayvazoğlu. Sahafçıdan almış olduğu bu kitapta ancak çiçeklerle sıkı fıkı olan birinin yazabileceği şiirler bulunmaktadır.
Beşir Ayvazoğlu:
‘‘Çiçekleri hep sevdim; çiçek sevmeyen biri herhâlde normal bir insan olarak kabul edilemez. Fakat her çiçeği ismiyle cismiyle tanıyan, Latince adlarını bile bilen meraklılardan değildim. Görünce tanıdığım çiçeklerin sayısı pek fazla değildi. İsim olarak bildiklerimin çoğunu da gösterseler tanımazdım. Esasen daha çok çiçeklerin etrafında oluşmuş kültürle ilgileniyordum; hatta lâle, gül ve nergis hakkında birer yazı yazmıştım. Nâbedid’in şiirlerini okuduktan sonra ilgim iyiden iyiye meraka dönüştü ve çiçekler hakkında yayımlanmış ne bulursam toplamaya başladım. Böylece elinizdeki kitabın macerası başlamış oluyordu.’’ (s. 12).
İnci Enginün hocamızın da dediği gibi bu eserin ortaya çıkmasına yol açan, ‘‘sergilerde alıcısını bekleyen, minicik, dikkati çekmeyen bir kitabın alıcısını bulmasıymış.’’
İçerik:
Güller Kitabı, Ayvazoğlu’nun çiçeklerin derin manalarına inerek onları sadece edebiyatın veya süsleme sanatlarının odağı olmaktan çıkarıp, hayatımızda tuttuğu yeri ve önemi gözler önüne sererek inceleyen bir eseri. Yedi bölümden oluşan bu eserde ele alınan yazılar bir başlık altında okuyucuyu sıkmaz ve okuyucuya bir arka sayfaya geçmek için can attırır.
Türk çiçek kültürünü zengin bir bibliyografya ile ele alıp inceleyen Ayvazoğlu, bunu yaparken bizleri Divan şiirine götürmekle kalmaz, divan şiirine yansıyan çiçek figürlerini de beyitler halinde geniş bir bibliyografya vererek sunar.
Türklerin aktif (göçebe) toplum yapısına sahip olması kültürünün çiçeklerden çok hayvansal figürlere dayandığını belirtir. Çünkü göçebelerin bahçeler tanzim edip kültür çiçekleri yetiştirmeye vakitleri yoktu. Atalarımız göçebeydi. Çiftçi toplumlar yabani bitkileri, göçebe toplumlar ise yabani hayvanları evcilleştirdiler. Göçebe toplumlar, sürekli olarak tabiatın çetin şartlarıyla boğuşmak ve hayvanlarla haşır neşir olmak zorundaydılar. Bu yüzden sanat eserlerinde de hayvan motifleri ve hayvanlarla ilgili benzetmeler çokça yer almaktadır. Eski Türk halısı olan Pazırlık Halısı’nda hayvanların mücadele sahnelerine yer verilir.
Türkler yerleşik yaşama geçtikten sonra ister istemez tarımla, dolayısıyla bitkilerle daha yakından ilgilenmeye başlarlar. Atalarımız artık çiçeklere farklı gözlerle bakacaktır. Bitkiler artık önem kazanacaktır. Uygur Türkçesi ile yazılan metinlerde ‘‘linhua’’ adıyla bir çiçek zikredilir.
Böylece Ayvazoğlu, Türk çiçek kültürünün yerleşik yaşama geçildikten sonra daha önem kazandığını ve çiçeklere bakışın da değiştiğini söylemektedir.
Türk çiçek kültürünün Divan şiirinde ele alınışından tutun da Tanzimat, Servet-i Fünun, Milli Edebiyat ve günümüzde ele alınışına kadar kitabın konuları arasında yer almaktadır.
İlerleyen bölümlerde çiçeklerin Türk kültürünü nasıl yansıttığını okuyacaksınız. Nevruz’da, Erguvan Bayramı’nda, Dede Korkut’ta, Divanü Lügati’t-Türk’te, Gazavatnamelerde, çiçeğin izlerini adım adım takip edeceksiniz. Gülün, lâlenin, nilüferin, menekşenin tarihini bulacaksınız, Güller Kitabı’nda. Kısacası kitabı okuduktan sonra güle, lâleye, nilüfere, menekşeye bakışınız değişecek, onların dilini anlayacak ve onlarla konuşmak için bir çiçek dili öğreneceksiniz.
Son olarak, bugünün karmaşalığı, belirsizliği ve çiçek kültürünün yerini modern toplumda plastik çiçeklerin alışı, kırk yıllık Türk çiçeklerinin adlarını taşımaktan neredeyse utanmasına neden olacak. Çağdaş dünyanın eşya kalabalığında kendilerine bile yer bulmakta zorlanan insanların hayatında çiçeğe ayırabilecekleri vakit çok sınırlı çünkü. İşte modernitenin bizden aldığı bir kültür daha: ‘‘Türk çiçek kültürü…’’

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Serkan Gökbulut

Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, Lisans 3 Öğrencisi.

İlginizi Çekebilir

0 yorum