Niçin Okumuyoruz?

2 Mart 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler , Tuğçe Nur Kesin 578 Görüntüleme

Okumak; özel anlamıyla bir şiiri, bir kitabı okumak iken tahsil hayatını tamamlamak manasına da gelebilen sıkça duyduğumuz bir fiil. Peki, bu fiili eylem hâline dönüştürebilen kaç kişiyiz? Bu yazıyı okuyorsanız siz de benim gibi bu hususta çabalıyorsunuz demektir.

İmkân ve imkânsızlıklardan bahseden bir büyüğünüz olmuştur ve olacaktır. “Eskiden bu kadar imkân yoktu evladım.” cümlesi zorlu eğitim mücadelemizin mihenk taşı olarak karşımıza dikilmiştir. İmkân çok ve okuyacaktık. İyi de ne okuyacak, nasıl başaracaktık? İmkânları kullanmayı biliyor muyduk? Evlerimize bilgisayarlar girmişti ve biz onunla oyunlar oynamıştık. Yavaş yavaş sokakları terk etmiş evlerimize kapanmıştık. Sokak kültüründen reçelli/salçalı ekmeklerden uzaklaşmıştık. Yavaş yavaş teknoloji karşısında eriyorduk. Hayal kurmaktan uzaklaşıyorduk. Çünkü karşımızda renkli hayatları sunan televizyon, bilgisayar ve telefonlara o kadar bağımlı olmuştuk ki hayal kurmaya vaktimiz yoktu. Televizyondan ve bilgisayar oyunlarından arta kalan kısımda ödevlerimizi yapıyorduk. “Ödevini yap şu filmi açacağım.” diye ödüller konuyordu iş sonunda. Kimse bize hayal kurmanın güzelliğinden bahsetmiyordu artık. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu bir nevi hayallerini konuşmakken nefret saçmaya başlamıştı cevaplar. Büyüklerin oyunlarına alet edilmiştik. Hepimizin evinin baş köşesine bir kutu oturtulmuş ve o zamanımızdan çalıyordu. Oyalanıyorduk. Uyutuluyorduk. Hepimiz biliyor, yine de ses edemiyorduk. İmkânın arttığı şu günlerde kalite tescili TSE’nin elinden alınmıştı sanki. Çıkar dünyasının kumandası hep aynı ellerdeydi ve zihinlerimiz hep hedef hâlindeydi. Bizi okumak, çalışmak kurtaracaktı. Biliyorduk ancak çevre etkenlerini bahane edişimiz bitmek bilmiyordu.

Aşağıda yer alan fotoğraf beni fazlasıyla düşündürdü. Gine’de birçok eve imkânsızlıklar sebebiyle elektrik verilemiyormuş. Ödevlerini ve okumalarını sokak lambası altında yapmak zorunda kalan insanlar hâlâ varmış. Eskiden mum ışında yapılan ödevlerin değeri geliyor aklıma. İş zorlaştıkça kıymet artıyor vesselam. Ya da saçlarımızı yeniden mum ışığına bağışlamamız gerekiyor. Yandığımızdan habersiz yanmaya devam etmeliydik. Geçmişe özlemle bakarken geleceğe ümitle bakabilmeyi özledik. Elimizde kalan son parçayı “ümid”imizi kaybetmeyelim. Zira imkân her zaman mümkün kılmaz her şeyi.

nicin-okumuyoruz

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum