AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL

11 Haziran 2018 0 yorum Genel 260 Görüntüleme

AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL
Bir yıl oldu Batman’da yetiştirdiği çiçeklerin karnesini dağıttıktan sonra, yola çıkmış. Vatana ve millete faydalı olmaları için çocuklarına emek vermiş ve hayatının en mutlu günlerindeydi Aybüke öğretmenimiz. 22 yaşındaydı ve umut doluydu. Yetiştirdiği çocuklar yarın bir gün vatana millete hizmet edecek, onun evlatları bu milleti yönetecekti. En kutsal mesleklerden biri olan öğretmenliği de belki de bu yüzden seçmiş, devletine hizmet etmek için de doğu-batı ayrımı yapmadan görevine başlamıştı.
Onun bu heyecanı ve görev aşkı, gülen yüzüne yansımış fakat onun gülen yüzü ve hayalleri karanlık güçleri harekete geçirmişti. Onun tek derdi bu topraklar üzerinde herkes gülümsesin ve herkes mutlu olsundu. Fakat onun gülmesini istemeyen Ermeni terör örgütü Pkk’nın tek derdi ise bu topraklarda hiç kimse gülmesin herkes kan ağlasındı. Aybüke kızımız görevini hakkıyla yapıp evine dönerken hainler pusuya yatmış ve kan kusan silahlarını bu kez onun gülen yüzüne boşaltmışlardı. Evet, tam tamına bir yıl oldu ve kızımız şehitler kervanına adını yazdırdı.
Bu hafta ise tamı tamına ondan bir yıl sonra bir aslanımız daha şehit oldu. O da aynı Aybüke kızımız gibi hayat doluydu. Bu topraklar için o da kutsal bir mesleği seçmiş o kutsal mesleğin içinde de en seçkin birimlerden biri olan Özel harekâta girmişti. Kimdi bu özel harekâtçılar: Ermeni terör örgütü pkk ya dünyayı dar eden, milletine kurşun sıkan hainlere hiçbir zaman geçit vermeyen, bazen yerilen bazen suçlanan ama milletin gönlüne taht kurmuş, Türk milletinin sinesinden çıkmış polis teşkilatının en nadide insanlarıydılar. Attığını vuran ama vurduğu zaman kibre kapılmayan, operasyonlara giderken de kibre kapılmamak için de özellikle ‘Fetih Suresini’ okuyan bir birimde görev yapıyordu Said Uslu’muz.
Çok değil birkaç ay sonra da düğünü olacak ev kuracak ve çocukları olacaktı. Yarın bir günde çocukları da aynı onun gibi düşünecek ve bir gün kasabalarının imamını arayıp “ çocukluğumda belki yanlışlıkla bahçelerden bir şeyler yemişimdir. Şimdi şu kadar para benim adıma dağıtın ki yemiş yediğimiz insanların hakkı kalmasın.” Diyecekler ve babalarının ardından gideceklerdi. Paranın dağıtıldığını öğrendiklerinde de aynı babaları gibi “ şimdi şehit olmaya hazırım” diyeceklerdi, büyük ihtimal. Ama olmadı ne Said’imiz evlenebildi ne de çocukları olabildi.
İki şehidimiz arasında tam bir yıl geçti. Bu arada yüzlerce şehidimiz oldu. Dünya yaratıldığı günden bugüne kadar da, ilk şehidimizle son şehidimiz arasında ise binlerce yıl geçti. Peki, değişen ne oldu? Türk milleti bitti mi? Bir öldü bin dirildi mi? Yoksa şehit vermekten bıkıp bu topraklardan gitti mi? Bu millet ne bu topraklardan gitti ne de gidecek! Dünya üzerine gelse değişmeyen tek bir şey olacak bu millet ne kadar hain varsa toprağa gömecek ve bu topraklarda kıyamete kadar var olacak.
Bir de kibar terör sevicilerimiz var onları da unutmayalım. Hani terör sevicisi ve yöneticisi aday olunca kibar ağızlarından ateş saçan kılık değiştirmiş ejderha yavruları var. “ çıksın çıksın” diye kendilerini yırtanlar var. Keşke cumartesi sabah saat 9 da Said kardeşimizin şehitlik haberini telefondan öğrenip karşımda ağlamaya başlayan ve sesi titreyerek, “ Temmuzda düğünü olacaktı.” Derken gözyaşlarına hâkim olamayan kadıncağızın gözüne bakarak teröristin çıkmasını arzu ettiklerini söyleselerdi. Ama o zaman söyleyemez fakat ilk fırsatta serbest kalsın derler, yüzsüz siyaset bezirgânları…
Allah şehitlerimize rahmet yüce Türk milletine düşmanlarına karşı güç kuvvet versin.
Fatih KAPLAN 11.06.2018

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum