Osmanlı Türkçesi Meselesi

15 Aralık 2014 0 yorum Alptuğ GÖKALP 360 Görüntüleme

Şol gökleri kaldıranın,

Donatarak dolduranın,

Ol! deyince olduranın,

Doksan dokuz adı ile…

 

Yazar mısın dediler, okunacaksa neden yazmayayım ki dedim. Süreç böyle başladı, bundan böyle bana ayrılan bu sayfada, edebimle Türkçe üzerine yazmaya gayret göstereceğim. Güncel meseleler üzerine yazacağım gibi doğru bildiğimiz yanlışları da zaman zaman gündemime alacağım. Rabbim utandırmasın inşallah!

 

 

İşimiz gereği bizim hep gündemimizde olan ama toplumun gündemine yeni düşen Osmanlı Türkçesi meselesini ilk yazımıza konu edinelim istedik. Dikkatimizi ilk çeken, bilen bilmeyen herkesin Osmanlı Türkçesi üzerine söyleyecek bir sözünün bulunmasıydı. Herkes kendi sesinden işin uzmanlarının sesini duyamadı. Dedik ki Osmanlıca değil, Osmanlı Türkçesi! Öyle demişiz, böyle demişiz çok mu önemli? Evet efendim, çok önemli. Kabaca 1300-1900 yılları arasında konuşulan, yazılan Türkçeye Osmanlı Türkçesi denir. Bu bir dönemin adıdır. Tıpkı Uygur Türkçesi, Karahanlı Türkçesi dediğimiz gibi. Konuşulan, yazılan dil (eskisi şüphesiz var ama bilinen bu olduğu için) Göktürkler’den bu yana Türkçedir.

 

Asya’dan Anadolu’ya binlerce kilometre yol geldik. Çok şükür değişen dilimiz değil, coğrafyamızdı, abecemizdi. (Latincenin alfa-beta harflerinin kısaltmasını kullanıp alfabe demektense kendi abecemizi kullanmayı tercih ediyorum.) Bu kadar yolu gelirken elbette başka toplumlarla karşılaştık, karıştık. Onlardan kelimeler aldık, onlara kelimeler verdik. Bu, işin doğasında olan şey zaten. İran coğrafyasına geldik Farsçayla karşılaştık, İslamiyetle şereflendik Arapçayla karşılaştık. Türk dilinin zengin olması nedensiz değil elbette.

 

Osmanlı Türkçesi demek Arapça demek değildir. Osmanlı Türkçesini bir Arap anlamaz, bir Fars da anlamaz. Çünkü konuşulan dil özünde Türkçedir. Kuralları bambaşkadır. Bizler okula mektep derken, onlar mektebi ofis, büro anlamında kullanırlar. Biz üniversiteye medrese derken, Araplar bizim mektep dediğimize medrese der. Dolayısıyla Osmanlı Türkçesine Arapça diyerek onu ‘aşağılamaya’ kalkışmak art niyetten değilse cehalettendir.

 

Türk çocukları Osmanlı Türkçesini niçin öğrenmelidir? Türkler 1923’te gökten zembille indirilmemişlerdir. Asırlarca dünyaya hükmetmiş, Türk tarihinin büyük bir bölümünü kapsayan, Türk çocuklarının gurur duyması gerektiği şanlı Osmanlı Devleti dönemini daha iyi kavrayabilmek, kelime dağarcıklarını zenginleştirmek, tarihlerinden güç alarak geleceğe yönelik ülküler belirlemek için çocuklarımızın Osmanlı Türkçesini öğrenmelerinde fayda vardır.

 

İnsan nefret ettiğinden korkar. Osmanlı Türkçesinin öğretilmek istenmesi karşısında kimileri korkuyor, Osmanlı’dan nefret ettiğiniz için değilse neden? Tepkiniz izlenen yola ise katılıyorum. Ben yaptım, oldu denilmesinden ben de bıktım. Hele ki eğitim sistemimizde …

O halde yöntemi eleştirelim Osmanlı Türkçesini değil. Kendi dilimizi aşağılamak, horlamak bizi komik duruma düşürüyor. Gelin vazgeçin.

Osmanlı Türkçesinin öğretilmesi taraftarıyım ama Türkiye Türkçesini ne kadar öğretebiliyoruz? Bu da başka yazının konusu olsun. Kalın sağlıcakla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

       

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Sorry, no posts were found.

0 yorum