MÜZİK VAR İYİ Kİ

18 Ekim 2017 0 yorum Genel 206 Görüntüleme

pexels-photo-373599

Suskunluğun gövdeleşmesi olmalı sessizliğin gölgeleri. Geriye dönen yeryuvarlığıyla birlikte doluverir günlerin ortasına içi boşalan düş seğirmeleri… Birbirinin ikiz kardeşi günler, halaya durmuşçasına aynı bükülme ve eğilmelerle yaklaştırırken bizi ölüm denizine, boyayıverir gözlerimizi renklerin en tatlısı. Sen nerelerdesin ey sarı, ey sabır sularının kahramanı? Kuşkusuz, sabrın da rengi vardır ve sarıdır bu renk! Sarı teslim alınca gözlerimizi kehribar tesbihin tanelerine döner o vakit günler.

Şimdi zaman azı dişi iyice oyulan huysuz ihtiyar, kürdan darbeleriyle göz dağlar karşımızda. Kendisine benzetmek adına yaşlılık belirtileri ile telâşe verse de bizi, soğukkanlılığı korumak adına dizeler fısıldarız karşısında cesurca. Bu zamana bir karşı geliş de değil elbette. Belki kendimizi ifade etmek için edebice bir duruş, belki zamanın ötelerine duyulan özlemi dile getiriş, belki… Nihayetinde ne kadar tedirgin dursak da zamanın bütün eylemlerini alkışlamaktan ve karşısında saygıyla eğilmekten başka bir şey gelmez elimizden.

Kavga hayatta kalma olunca, kavga ayakta kalma olunca kutsallaşır. Zaman da bilir bunu. Onun için fire vermeden tutar nöbetini aynalarda. Ne vakit aynaya bir bakış atsam o dakika Ulahlı sipahinin kesik palası gibi kulağımızın dibinden jilet ıslığıyla geçer saliseler. Saliselerin saniyeleşmiş hızı, içimize doldurur çizik gölgelerini. Lime lime doğranırız bir dakikanın bitiminde… Bir saatin bitiminde ise tuz buz olur her şey!

Unutmak, yenilginin diğer yüzüdür. Unutmak, yenilgiyle yenilenmenin adıdır. Unutunca zamana dayanamaz, aynalara dayanır gözlerim. Unutunca yüzümü çok çabuk çıkaramam aynalardan! Unutunca dolar taşar kayıplar. Kaybedilen onca şey var ki yüzümde… Sadece yüzümdeki yitiğin hesabını tutmaya kalksam, işin içinden çıkamam. Bunca yitiğin hesabı nasıl tutulur, bilmem! Unutulmuş kayıp nice duygu… Sonra hiçbir yitik, heyecan yitimi kadar kendini belirgin etmez ki! Canlı yüzün en belirgin yanı, heyecan. Heyecan çekildikçe gerilere, gözler de bakışlarını toplayarak çekilir gerilere.

Heyecanını afişe eden biri olmadım hiç. Bununla beraber sözümde, yüzümde hep onun sıcaklığını taşıdığımı inkar edemem. Benimle beraber aynı heyecanı taşıyan, yüreklerine dolayan nice kalemdaşlarım, ki onlar heyecanı afişe etme konusunda oldukça ustaydılar, kalemlerini kınlarına koymasalar da heyecanı çekip çıkarmışlar sözlerinden. Daha kötüsü kalemdaşlarımın bu yitimi önlemek yerine, üstüne üstlük hızlandırmak yolunu tutmuş olmaları, acıyı tarifsiz kılar elbette. Bundan dolayı esef verici bir esinlenişle yazdığım dizelerin, ağzımın içinde çoğalarak yutulmaz hale geldiği su götürmez bir gerçek. Kimselere göstermeden zamanın karşısında mısralar fısıldamam bundan olmalı.

Rotanın paraya çevrildiğini görmek, hüzne boğuyor en koyu kıvamda acılarımı. Zamanla olan kavgamı unutmam da bundan. Unutarak uykulara dayanmam da… Yoksa bir kahramanlık sığdırmadan uğurlamazdım günleri. Neyse koyu kıvamı kaçmadan hüzne bulanalım en iyisi. Bu arada iyi ki müzik var heyecanımızı aralıklarla tekmeleyen ya da tetikleyen… Müzik de olmasa halimizin ele alınır yanı kalmayacak. Müzik olmasa, güçlükle duracaktık sanırım sözün kıyısında.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum